Ama şan ve şerefime tanık olanların önünde ondan daha fazla söz etmek bana yakışmaz.. XIV. Louis [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

171. HAT

171. HAT



A gazetesi genel yayın yönetmeni Fuat Bey, saatine baktı; baskıya yarım saat kalmıştı ve elinde karar vermesi gereken iki röportaj vardı… Röportajın biri ünlü bir politikacıyla, diğeri ise ünlü bir oyuncuyla yapılmıştı. Politikacıya ara sıra da olsa işi düşüyordu; fakat oyuncuyu da es geçmek istemiyordu… Çünkü gazetenin günlük satışını düşünmek zorundaydı. Okuyucu, oyuncuların hayatını merak ediyor, gazetenin bir köşesinde herhangi bir oyuncu hakkında bir yazı yazılsa hemen alıp okuyorlardı. Merak(!)

Aslında pek merak edilecek yanları da yoktu hani; bütün yaşamları kameralar önünde geçiyordu ama yine de merak konusu oluyorlardı işte.

Fuat Bey, alnında biriken terleri sildi, biten sigarasını söndürmek için küllüğe bastırmak üzereyken kararından vazgeçip elini sigara paketine uzattı. Paketten yeni bir sigara çıkarıp az önce söndürmeye çalıştığı sigaranın ateşiyle yeni sigarasını yakarken karısı içeriye girdi. Kocasının elindeki biri bitmiş, biri henüz yanmamış iki sigaraya baktı.

“Oh ne ala..! Birinin ateşiyle ötekini yakıyorsun, yak bakalım yak! Şu hale bak; kör duman içinde kalmışsın be adam! Seni de gören memleketi yönetiyorsun sanacak. Altı üstü bir kıytırık gazeteeeeee! Ya bu sigarayı bırakacaksın, ya da ben seni bırakacağım haberim olsun!” diye tehditlerini sıraladı. Zaten canı burnunda olan Fuat Bey’in temelli canı sıkıldı. Acilen karar vermesi gerekiyordu, gazetenin baskı saatine pek bir şey kalmamıştı. Karısı da kendisine destek olmadığı gibi köstek olmakta da üstüne yoktu.

Fuat Bey, politikacıyla yapılan röportajı gazeteye koymaya karar verdi.

“Allah topunuzun cezasını versin, hepiniz magazin delisi olmuşsunuz, sen de onlardan birisin! Kolay mı öyle sigarayı ha deyince bırakmak; bırakacağım, sen de göreceksin!” diye azarlar gibi karısına bağırdı. Sanki karısının suçu varmış gibi, bir de magazin delisi yaptı. Karısı, “Ne halt edersen et!” dedi ve kocasını sigara dumanıyla baş başa bırakıp kapıyı çarptığı gibi dışarıya çıktı. Çünkü kocasının sigarayı bırakacağına inanmıyordu.

Fuat Bey inat etmişti bir kere sigarayı bırakacaktı. Nasıl bırakacağını uzun uzun düşündükten sonra, elinin altında bulunan Google’den kısa bir araştırma yaptı. Ne de olsa hayatımız Google endeksli olmuştu artık. Sigara Bırakma Hattı diye bir hat çıktı karşısına. 171 di bu hat. Ekranda çıkan hattı aradı ve çok uzun bir bekleme süresinden sonra görevliye ulaşıp, sigarayı bırakmak için yardım istedi.

Kendisini sabırla dinleyen görevli, Fuat Bey’i en yakın Sigara Bırakma Merkezine yönlendirdi. Ertesi gün ilk iş olarak Sigara Bırakma Merkezine giden Fuat Bey, eli kolu ilaç dolu olarak evine geldi. Büyük bir gayretle ilaçlarına başladı ve merakla ilaçların sonucunu beklemeye başladı ama olmuyordu… Günler su gibi geçerken sigara denilen meret bir türlü yakasını bırakmıyordu. Her gün ilaç alması onu sigaradan uzaklaştırmadığı gibi, yolda sarhoş gibi yürümesine, yazılarında tasarım bozukluğuna sebep oluyordu. Hatta bir gün, yolda yürürken önüne çıkan bir kamyonun altında kalmaktan, kamyon şoförünün ani freni sayesinde kurtulmuştu. Yoksa çoktan tahtalıköyü boylayacaktı ama bu seferlik paçayı ucuz kurtarmıştı. Ya sonra?

Sonrasını kara kara düşünmeye, sigara illetinden bir türlü kurtulamamanın etkisiyle sinirlenip bağırıp çağırmaya başlamıştı. Bir de eskiye nazaran sigarayı fazlalaştırmıştı sanki. Odasındaki masanın üzerine haplarını ve sigara paketlerini yan yana sıralayıp bir süre onları seyretti. Sonra, bilgisayarını açıp yazılarına bakmaya çalıştı ama aklını bir türlü veremiyor, sigara üstüne sigara yakıyordu. Odasının kapısını yavaşça açan karısı, bir süre çaktırmadan kocasını seyretti. Sonra masanın üzerindeki sigara paketlerine ve ilaç kutuların baktı. Sonra dolup taşan sigara küllüğüne... Kendi kendine gülmekle ağlamak arasında bir duyguyla kocasına acıyarak yaklaştı.

“Allah aşkına Fuat, bunca ilacı içip sonrada sigarayı içmene şaşıyorum doğrusu. Şu meretlerin birisini bırak bari.” Dedi.

Kocası, elindeki sigarayı küllüğe bıraktı. Başını elleri arasına alıp masadaki sigarayla ilaçlarına, sonra karısına baktı.

“Bırakacağım canım, üçünüzden birini bırakacağım ama hanginizi bırakacağım ona karar veremedim henüz.” Dedi.

Karısı ümitle sigara paketine baktı, çünkü onun bırakılması gerekiyordu. Adam karısına baktı. “Seni bıraksam… Ama sen benim kaç yıllık karımsın, seni nasıl bırakır, sensiz nasıl yaşarım? Sonra sigara paketine döndü; seni bıraksam, sen benim hayatıma karımdan daha önce girdin, sana çok alıştım çokkk! Seni nasıl bırakırım?” diye düşündü ve en sonunda ilaç kutularına gözünü dikti. Aynı anda karısı da sigara paketine bakıyordu.

“Bırakılması gereken biri varsa, o da sigara!”

“Bırakılması gereken biri varsa, o da ilaçlar! Çünkü hayatıma en son onlar girdiiiiiii!”


Emine UYSAL 24.06.2011





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 

tacettin yıldırım  | tacettin  yıldırım
28 Haziran 2011 Salı 23:20:17


o ilaçlar hayatımıza bir giriyor pir giriyor...yine bir güzellik.....harikasın ustam saygılar


    [ Cevap yaz ]    

nilkurt  | nilgün kurt
26 Haziran 2011 Pazar 21:15:15


Konu seçimin güzel anlatımın ondanda güzel...Kolay değil alışkanlıklardan vazgeçmek...
KUTLARIM CANIM...SEVGİLER...TAM PUAN.


    [ Cevap yaz ]    

26 Haziran 2011 Pazar 20:05:54


Emine kardeşimi kutluyorum... harika bir hikaye

eminin alınterlerine saygı ile eğiliyorum

selam ve saygılar İstanbul'dan can kardeşim...


    [ Cevap yaz ]    

handan akbaş  | handan akbaş
26 Haziran 2011 Pazar 11:07:19


Bence de en iyisi sigarayı bırakması, çok başarılı bir anlatım her zamanki gibi Emine'ciğim.Yazılarını okumak zevk veriyor bana, selam ve sevgiler.


    [ Cevap yaz ]    

26 Haziran 2011 Pazar 10:52:10


Çok güzel kurgulamışsın, çok güzel anlatmışsın. Fotoğrafı gözümüze sunmuşsun. Ama finalde neden küt diye bitirip öyküye yazık ettin Emine Abla. Gelişme bölümünde öyküyü makasla kesmişsin.

Yazdıkların her ne olursa olsun kendini okutmayı başarıyor. Gittikçe de çıtanı yükseltiyorsun bana göre. Bunu her yazında takip etmek mümkün.

Sevgiler.


    [ Cevap yaz ]    

AYSE 09  | AYŞE KARAN
26 Haziran 2011 Pazar 08:11:06


canım yine güzel bir konu
güzel anlatımdı
ne dersin hangini bırakacak sence ilaçlar gittimi çöpe
sevgilerimlesin


    [ Cevap yaz ]    

26 Haziran 2011 Pazar 07:59:33


Merhaba Emine Hanım,

Yazım, hatasız denilebilecek düzeyde. Anlatım güzel. Sonuç bölümünü ayrı tutarsak kurgu fena değil. Sonuç bölümü mü?
Çok yavan olmuş. Karısını bıraktırsaydınız yazınızın tadına doyum olmayacak, sabah sabah beni gülümsetecek, güldürecektiniz.

Başarılarınızın devamını dilerim. Saygılar.


    [ Cevap yaz ]    

Selamettin PULAT  | Selamettin  PULAT
26 Haziran 2011 Pazar 04:41:09


“Allah aşkına Fuat, bunca ilacı içip sonrada sigarayı içmene şaşıyorum doğrusu. Şu meretlerin birisini bırak bari.” Dedi.

Kocası, elindeki sigarayı küllüğe bıraktı. Başını elleri arasına alıp masadaki sigarayla ilaçlarına, sonra karısına baktı.

“Bırakacağım canım, üçünüzden birini bırakacağım ama hanginizi bırakacağım ona karar veremedim henüz.” Dedi.

Karısı ümitle sigara paketine baktı, çünkü onun bırakılması gerekiyordu. Adam karısına baktı. “Seni bıraksam… Ama sen benim kaç yıllık karımsın, seni nasıl bırakır, sensiz nasıl yaşarım? Sonra sigara paketine döndü; seni bıraksam, sen benim hayatıma karımdan daha önce girdin, sana çok alıştım çokkk! Seni nasıl bırakırım?” diye düşündü ve en sonunda ilaç kutularına gözünü dikti. Aynı anda karısı da sigara paketine bakıyordu.

“Bırakılması gereken biri varsa, o da sigara!”

“Bırakılması gereken biri varsa, o da ilaçlar! Çünkü hayatıma en son onlar girdiiiiiii!”

.....Fuat Bey'in işi gerçekten zor. Seçenek iki iken üç oldu, üçü de birden başına
iş oldu. Zor seçimde malesef yine yanlış seçim yaptı. Keşke SİGARA'yı bıraksaydı.
....Her şeyi ile mükemmel bir yazı okudum. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Güçlü
kalemi yürekten kutluyor ve saygılarımla selamlıyorum.
....İlaçsız ve de hele hele SİGARASIZ bir yaşam dileklerimle esen kalın.


    [ Cevap yaz ]    

26 Haziran 2011 Pazar 00:53:19


171. hat muhteşemdi

yürekten kutlarım bu denemenizi

sevgilerle


    [ Cevap yaz ]    

ayhansarıkaya  | AYHAN SARIKAYA
26 Haziran 2011 Pazar 00:25:47


Fuat Bey'in işi zor.İlaçları bırakmaya karar vermiş olsa da; aklı fikri zaten sigarada.İçmeye devam etsin.Karısı da fazla üstüne gitmesin...Laf aramızda sigara içenlere çok kızıyom doğrusu...Ne anlarlar bu tütünde?Bir kitap almaya gocunurlar ama sigaraya gelince;hemen koşarlar büfeye(!)...

Öykü kahramanının ruh halini çok hassas bir şekilde yansıtmışsınız,Emine hanım. Başarılı bir çalışma...

Tebrikler.

Selamlar.


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   Sonraki 10 eleştiri » 




171. HAT başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.


Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
26.6.2011 00:00:22
Toplam 11 yorum yapıldı
841 çoğul gösterim
723 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.