Büyük olma yolundaki ilk adım, dürüst olmaktır. (S. Johnson) [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

YUSUF YÜZLÜM

YUSUF YÜZLÜM

Ankara’dayım. Emekli işlemlerini tamamlamış. Yeni başlayan hayatıma ilk adımımı atmıştım. Ulusta bir mağazadan markası tutulan Walkman ile güzel bir cep telefonu alıp hediye paketi yaptırdım. Öğleden sonra güneydoğuda çarpışıp ağır yaralanan gazi erim Yusuf’u ziyaret edeceğim. Silahlı Kuvvetler rehabilitasyon merkezinde üç yıldır tedavisi sürüyor. Görmek bu güne nasipmiş. Çok sevinçliyim.

Yusuf son derece yakışıklı bir köy delikanlısıydı. Anadolu Efsanelerinde hazreti Yusuf peygamberin çok güzel olduğu bilinir. Tanrı dünyaya on güzellik vermiş.

“Dokuzu Yusuf’a biri diğer kullarıma demiş.”

Bu söylem çok yakışıklı erkek çocukları için bu gün bile hala dillerdedir.

Lüleburgaz da görevli olduğum yıllarda Güneydoğudaki birliklerimize takviye gönderirdik. Gidenler içinde Yusuf diye bir askerim vardı. Adı gibi güzel biriydi.

Yolculuğum belediye otobüsüyle kırk dakika sürmüştü. Benden başka gelenlerde vardı. Bu güzel yerde görevliler bizleri hoş karşıladı. Hepsi güler yüzlü iyi insanlardı. Yardımcı olmak için çok hevesliydiler.


Hastane geniş bir alanda inşa edilmiş, gerekli çevre düzenlenmesi gıpta edilecek bir şekilde planlanmış, en ince ayrıntılarına kadar düşünülmüş, temiz ve bakımlı bir yerdi. Her türlü aktiviteler mevcuttu. Son sistem cihazlarla donatılmış, deneyimli personellerin görev yaptığı ciddi bir kurumdu. Binadan içeri girerken çok heyecanlanmıştım. Gerekli kontrollerden sonra ziyaretçi kartını yakama takarak Görevliye:

“Yusuf Güllükçüyü görmek istiyorum”?

“Beni takip edin, efendim götüreyim”

Altı kişinin yattığı tertemiz bir odaya girdik.

“Yusuf karşıda oturan kişi buyurun”

“Geçmiş olsun arkadaşlar”

Hoş geldiniz, sağ olun sözleri birbirine karışırken odayı Yusuf’un sesi çınlattı.

“ Vayyy… Komutanımın sesi bu … Hoş geldin hep seni bekliyordum. Komutanım… Hep seni…”

Yatağına kıvrılıp kalan der top olmuş biri duruyordu. Sese doğru yürüdüm.
Doğrulmak istedi, yana düştü. Toparlanmak istedi, beceremedi. Sesi titrek ağlamaklı;

“ Kusura bakma Komutanım ayağa kalkacağım ayaklarım yok. Selam duracağım sağ kolum yok sana bakacağım gözlerim yok”

Olduğum yerde çakılı kaldım. Dilim damağım kurudu. Konuşamadım. Bir yangının içindeyim. Dalyan gibi bir delikanlının yakışıklı bir köy koçağının bohçaya dönmüş bu görüntüsü beni yedi bitirdi. Şok oldum. Hızla yanına giderek sarıldım. Sıkıca bağrıma bastım. Sağlam kalan kolunu sırtıma doladı. Dirsekten aşağısı olmayan koluyla da sarılmaya çalışıyordu. Öfkesi artmış ağlaması yükselmişti.

“Ben Kıyameti gördüm Komutanım. Kıyametin içinden çıktım. Çoğu arkadaşlarım yanımda patır, patır döküldü. O, anı anlatacak kelimeler yok. Yer ile gök birleşmişti. Mermi yağmurlarının altında şemsiyesizdim. Bir gök gürültüsüyle sarsıldım. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde ben, ben değildim.

Tanrım beni sevmemiş, Komutanım. Sevseydi yanına alırdı. Ferhat teğmenimi, Halil başçavuşumu, Rıza çavuşu daha çok sevmiş ki yanına aldı. Şimdi ben her gün ölüyorum. Bu nasıl durum nasıl dayanacağım.

Beynimde silah sesleri görmeyen gözlerimde, kıyametin Siluetleri var. Kulaklarım feryatlarla dolu. Dünya benim olsa neye yarar?

Göğsümde sallanıp duran madalyanın sadece yuvarlak olduğunu üzerinde çıkıntılar bulunduğunu elimle tutup bırakırken vücuduma değen metal soğukluğunu hissediyorum. Tek avuntum her şeyin vatanım için olmasıydı. Feda olsun işe yaramaz şu halimle bile her göreve hazırım Komutanım.”

Ellerimle yüzünü avuçladım. Başparmaklarımla görmeyen gözlerindeki yaşları silerken kendime doğru çekip sıkıca bir daha sarıldım. Öfkem dağlar gibi, gözlerimdeki yaşlar dizinin üzerinden kopmuş bacaklarına damlıyordu. İçim buruktu. Hediye paketlerini yatağının üzerine bıraktım. Sözün bittiği yerdi.

Dilim kitlenmiş hiçbir şey söyleyememiştim. Yanından ayrılırken görmediği halde bana el sallıyordu. Bir ceset gibiydim. En az on yaş daha ihtiyarlamıştım. Ben yeni hayatımda araba ve ev almanın hesaplarını yaparken, Yusuf’un yeni hayatını düşündüm. İşte o zaman nice yuvaları dağıtan kahpe teröre bir kez daha lanet okudum.

--Eğer yaşamınızdan bıktıysanız?

--Bunalıp bir çıkmazın içindeyseniz?

--Ankara’daki bu rehabilite merkezine gidiniz.

Bir aktör kadar yakışıklı ama gözleri görmeyen, kulakları duymayan, elleri ve ayakları olmayan, bir ağaç gibi budanmış nice Koçyiğitleri görürsünüz.

Taştan yüreğinizde olsa içiniz parçalanır. İşte o zaman bu isimsiz kahraman gazilere hayranlık duyarsınız. Ziyaretinizin sonunda eminim ki halinize şükreder yaşama daha farklı bakmağa başlarsınız…

--Bizleri bağışla koçum sana gereken değeri verebildik mi?

--Sen bizlerden ve doğacak nesillerden bile alacaklısın.

Şu an ayakta hazır olda, cephe alarak senin asil ruhuna, onurlu duruşuna selamdayım. Şimdi sen benim üstüm, en büyük komutanım oldun bilesin. Allah yar ve yardımcın olsun. Yusuf yüzlüm…

TSK REHABİLİTASYON VE BAKIM MERKEZİ, 1995 YILI İÇERİSİNDE ANKARA GAZETECİLER CEMİYETİ VE TRT KURUMU TARAFINDAN BAŞLATILAN “HAYDİ TÜRKİYE! MEHMETÇİKLE ELELE” KAMPANYASINA YÜCE TÜRK MİLLETİNİN GÖSTERDİĞİ BÜYÜK İLGİNİN SONUCU TOPLANAN BAĞIŞLARLA İNŞA EDİLMİŞTİR. EMEĞİ GEÇENLERDEN ALLAH RAZI OLSUN.





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   5   6   7   8   9   Sonraki 10 eleştiri » 

siyahgecem  | hayrunisa şenel
16 Mayıs 2011 Pazartesi 15:42:41


MERHABA ABLAM İNAN AĞLAMAKTAN BUNU NASIL YAZACAĞIM BİLMİYORUM AMA ÇOK ÜZGÜNÜM ÖZÜR DİLİYORUM YUSUF EVLADIMDAN BİRLERCE ŞEHİT YAVRULARIMDAN ÖZÜR DİLİYORUM BİZLER EVLERİMİZDE RAHAT RAHAR ÇAYLARIMIZI YUFDUMLARKEN ONLER CEHENNEMİM ORTASINDA KALIYOR VE BİZLERDE O ADİLERİ MECLİSLERDE KENDİ PARALARIMIZLA BESLEYİP SİLEH PARALARINI VERİYORUM İŞTE BU BENİ ÖLDÜRÜYOR İNAN ABLAM BİN DEFA DAHA LANET OKUDUM AMA NEYE YARARKI YUSUFUMUN GÖZLERİNİ VERİ VEREBİLİRMİYİM NE MÜMKÜN BEN VEREYİM BU İŞE YARAMAZ GÖZLERİMİ YUSUFUMA BEN İNA AĞLARKEN NASIL YAZIYORUM BİLMİYORUM ABLAM DAHA NİCE MEHEMETLERİM VER KINALI KUZULARIMIN BU HALLERİNİ HİÇMİ GÖRMÜYOR BU BÜYÜKLER ONLAR YUSUFDANDA KÖR YUSUFUMUN GÖNÜL GÖZÜ AÇIK KALMIŞ ONLARIN GÖNÜL GÖZÜ BİLE KÖR OLMUŞ ABLAM İÇİM YANDI BEN BUNU OKURKEN BU HALDEYİM SEN ONU GÖRDÜN NE HALE GELDİN DÜŞÜNEMİYORUM YÜREĞİN DAYANAMAZ BİLİRİM SENDE ÇOK DUYARLISIN MEVLAM SABIRLAR VERSİN ŞEHİTLERİMİN ANNE BABALARINA GAZİLERİMİN CAN KARDEŞİM ÖZÜR DİLERİM İNAN GÖRMEDİM YAZILARINI HİÇ ÇAKIRMADAN OKURUM AMA BAZEN DEMEKKI EBNDE KÖR OLABİLİYORUM KUSURUMA BAKMA ABLAM SEVGİ İLE KAL OLURMU SAĞLIKLA SIHHATLE


    [ Cevap yaz ]    

Nilgün Akçay  | nilgün akçay
28 Nisan 2011 Perşembe 22:49:41


Yusuf gibilerin hikayesi bitmez. Kaderin herkese çizdiği bir yol var ki, o yol kime ne getirir bilinmez. Yaşam da tutunabilmek için sağlam dostluklara ve gerçek sevenlere ihtiyacımız var. Diliyorum ki, sevgili Yusuf'un nezdinde tüm zorda olan insanların dostları ve sevenleri olsun.

Hüzün olsa da bu hikaye de, eminim ki, Yusuf sabredenlerden olursa hak ettiği mukafatı en güzel şekilde Yaradanından alacaktır.
O gün sizinle o ziyarete gelmiş ve gözyaşlarınıza ortak olmuşum bu sayfa da.

Sevgim saygım her daim sevgili büyüğüm.


    [ Cevap yaz ]    

28 Nisan 2011 Perşembe 21:07:44


birkez daha okudum bu acı kesiti...Çokça okumalıyız aklımızı kaybolan akıllarımızı yerine getirmesi için..SaYGIMLA kOMUTANIMIZ...


    [ Cevap yaz ]    

18 Nisan 2011 Pazartesi 15:46:11


TACETTİN BEY AĞBEYİMİN GÜZEL ESERİNİ TEKRAR OKUDUM VE İKNCİ YORUMUM AMA AYRI SAYFAMDAN...BİR DEĞİŞİKLİK OLSUN İSTEDİM...SELAM VE SAYGILARIMLA......BİZLERİ BIRAKNMA GÖNÜL KOYMA DEMİŞTİN İŞTE BURADAYIM GEL GELEBİLİRSEN...SELAM VE SAYGILARIMLA..


    [ Cevap yaz ]    

Engin Tatlıtürk  | Engin Tatlıtürk
18 Nisan 2011 Pazartesi 11:51:55


SAYGILAR ÜSTAD.

Tebrik ve selamlar.


    [ Cevap yaz ]    

AZAP  | Kadri ATMACA
14 Nisan 2011 Perşembe 19:28:49


DOST DEĞERLERİMİZİ UNUTTURDULAR ŞAŞAHAYI YAPAN ŞARLATANLAR BİZİ BOŞLUĞA İTTİ YAZIKLAR OLSUN BİZLERE Kİ KENDİMİZİ DÖNMELERE TESLİM ETTİK YAZIK BUNCA ŞAHADET MERTEBESİNE ERENLERİN ÇABALARINA BİZ HERŞEYİMİZİ UNUTTUK GÖNÜL SESİNİN GÜZELLİĞİ VEFALI DUYGULARIN VAR OLSUN KAL SEVGİYLE...


    [ Cevap yaz ]    

seyide cinaloğlu doyran  | seyide cinaloğlu doyran
14 Nisan 2011 Perşembe 14:01:07


ne yazılabilir,ne söylenebilir,acıyı ne dindirebilir?
yazıyı okurken canım oğlum aklıma düştü,olura dedim...allah korusun hepimizin evlatlarını.sizi saygıyla selamlıyor ve ellerinizden öpüyorum.


    [ Cevap yaz ]    

10 Nisan 2011 Pazar 22:28:31


Sevgili Taco, bu yazını bir ker okudum. içim burkuldu,hanım yanımdaydı ,bir kere de ona okudum ama..bir kere de değil, yutkuna yutkuna, bir kaç duraksamadan sonra ...gözyaşlarımız sel olarak...
Allahım böyle olayları anlatan yazıları, bunlara sebep olanlara zorla okutup.ezberletmeli diyorum.
Hanım diyorki ; akşam akşam içimizi titretti.kutluyorum Tacettin abiyi...
Bu vesile ile tüm şehitlerimize rahmet ,gazilerimize sabırlar diliyoruz...
seni de kutluyorum böyle gerçekleri göz önüne sererek yaşamın kıymetini gösterdiğin için....Devam...


    [ Cevap yaz ]    

Hatice Dökmen  | hatice  türkol
10 Nisan 2011 Pazar 11:25:23


ŞEHİDİMİN ÇIĞLIĞI



Duydum ki;
Dağdaki eşkıya şehire inmiş anne
Havai fişeklerle karşılamışsınız
Zafer işaretleri ile gelmişler
Hangi zafer anne
Beni öldürdüklerinin zaferi mi bu.
Söyle bana, ben niye öldüm anne!

Duydum ki;
Pişmanlık değilmiş bu gelişin nedeni
Kazanılan zaferin neticesiymiş
Dağdaki eşkıyanın başı
Öcalan’ın verdiği savaşın semeresi imiş
Bu savaşta yenilen ben miyim anne
Söyle bana,ben niye öldüm ki anne!

Elleri kınalı Zeynom ağlamamıştı
Şehit eşi ağlamaz diye
Şimdi ağlasın artık
Şimdi ağlasın avazı çıktığınca
Sende ağla güzel anam
Şehit anası ağlamaz deme
Çünkü şimdi yaram çok derin
Çünkü ben şimdi öldüm
Sahi ben yine soruyorum
Söyle bana ben ne uğruna öldüm be anne!

Hatice Türkol-ist

geçen yıl karalamıştım bu dizeleri.
gördüm ki bu sayfaya çok yakışacak.


“ Kusura bakma Komutanım ayağa kalkacağım ayaklarım yok. Selam duracağım sağ kolum yok sana bakacağım gözlerim yok”
sözün bittiği yer..
her zaman ayrı bir içerikle mesajları sağlam olan Tacettin arkadaşımızın kalemini alkışlıyorum.
bu vatan için bütün yüreğini koymuş şehitlerin ruhu şad olsun derken, gazilerimizede sabırlar diliyorum.


    [ Cevap yaz ]    

9 Nisan 2011 Cumartesi 19:59:51


Sizin yazilarinizi okurken adeta bende o ani canli olarak yasiyorum ama bu bir baska turlu dokundu aglamaktan
kendimi alamadim.Sizin bu guzel yureginizden dokulen anilarinizi zaman zamanda okusam sanki sizi asirlardir taniyor ve komsuluk yapmissizda bahce sohbetlerinizde dinlemisim gibi hissediyorum ve gulmeyin bazen bende erkek cocugu olsaydim sizin gibi bir komutanim olsaydi diye icimden gecirirken kalbinizin ne kadar iyi ve altindan daha degerli oldugunu dusunuyorum evet komutanim bir gun kismet olupta Candarliya gelirsem ama mutlaka sizi ziyaret edecegim.
Anilari paylasmak insani biraz rahatlatir guzel yurekli insani gonulden kutlarim.
Saygimla


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   5   6   7   8   9   Sonraki 10 eleştiri » 




YUSUF YÜZLÜM başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 3.4.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
2.4.2011 00:01:27
Toplam 86 yorum yapıldı
4547 çoğul gösterim
3626 tekil gösterim


Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.