Kadınlar erkeklerin güçlü yanlarına hayran olurlar, zayıf yanlarını severler. Beatrice Brown [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM

Ayın Dolunaya Dönmesi İçin Zaman Gerekir

Renklerin ötesini görebildiğim bir akşamdan yazıyorum sana. Notaların renklerini de gösteriyor bu şey... Mülkün adi bir yapı, mülkiyetçi bir bakışın adice olduğunu da yüzüne vuruyor insanın. Bil bakalım ne oldu... Misafiri olduğumuz arkadaş Nur Yoldaş açtı... Sana renklerin ötesini terasımızda gösterdiğim akşam da aynı şarkıyı açıp, ateşin başına gelip sarılmıştın bana. Sen çok severdin adaşını, eski eşi ile ilişkilerini bize benzetirdin. Keşke bana o lanet sol anahtarı dayatması olmasaydı da hakkını verdiğim enstrüman sayısı bir olmasaydı. Do anahtarı fazla görüldü çocukluğuma. O zaman belki Ergüder Abi gibi üretken bir adam olabilirdim...Öldüğü haberini de sen vermiştin Ergüder Yoldaş’ın... Katarsis gezegenine bu gece gideceğimi çok iyi biliyordum. Ama konunun sen olacağı hiç aklıma gelmezdi ve bugün fark ettim ki sen yarasın. Gayet de bir yarasın. Hem de açık yara. Bana o gece öyle sarılan bir kadının da beni son zamanlarımızda neden sebepsizce yanağımdan öpmez olduğunu bu katarsis seansımda daha iyi anlıyorum... Yara-sın koca gözlü... Eh, benim için çok çok zor bir zaman dilimi 3,5 yıl, bir insan ile geçirmek söz konusu ise...

Ne çok şeye katlanmışsın şöyle bir düşünce. Ne kadar güzeldin, koca gözlerin, kusursuz ayakların, bitmek bilmez özverin. Her şeyi ben mahvettim. Üzgünüm gerçekten. Beni kaybetmemek için söylediğin o bir kaç yalanın acısını çıkarmak için her şeyi yaptım... Üzgünüm. Bana verdiğin huzuru hiçe saydığım için üzgünüm. Bu intikam hırsı beni hiçbir zaman iyi bir yere götürmedi ama bir güdü, boktan bir güdü işte.

Merak ettim, Ergüder Yoldaş nasıl ve kimin yanında ölmüş... Açtım hemen lap topu. Bil bakalım nelerle karşılaştım... Ergüder Abi bir dönem Büyükada’da evsiz yaşamış mülkiyeti reddedip. Adaşından ayrıldıktan sonraya denk geliyor. Ve klübesini yaktığı söyleniyor. Bunun üstüne de Bakırköy’e tedaviye... Sebepler ve mikrogramlar farklı da olsa bezginlikler kenter. Hastane çıkışında kardeşi alıyor O’nu yanına. Kardeşi’nin yanında da kimse ile konuşmadan, tv, gazete olmadan 2016 da ölüyor...

Ben hastaneden çıkalı ne kadar olduğunu hesapladım. Daha yıl olmamış gireli bile. Nerede olduğuma baktım, Kardeşim karşı kanepede bir şeyler yazıyor. O’nun sayesinde misafirim şu anda burada. O’nun evindeyim bir süre daha. O da ayrıldı sevgilisinden ve biz git gide çük kafalı, birbirine muhtaç kardeşlere dönüşüyoruz. Keyifli ama ikimizin de yapması gerekenler var. Hem ben Ergüder Abi gibi prensipli bir adam olamadım hiçbir zaman. Parasızlık içerisindeyken eski bir öğrencisinin çocuğuna özel ders vermeyi kabul ediyor ancak hiçbir kuruş almadan... Öğrencisi de O’na piyano hediye ediyor. Ergüder Abi piyanoya ders saatleri harici dokunmuyor bile. Yok bende öyle bir irade. Belki birazı olsa, şarkıda dediği gibi "aramıza giren bulut" olurdu, sardığım sigaraların bulutları. Toz ve tozda ıslanan çamurlu kadınları sokmazdım bir de aramıza. Üzgünüm. Sana çok ayıp ettim.

Resmimizi açtım, sana baktım, o günlerdeki hallerime baktım. Gözlerim dolunca etrafa çaktırmamak için banyoya attım kendimi. Aynaya baktım. Çok bir şey değişmemiş o günlerden bu günlere... Aynada suçlu bir çocuk vardı, sana karşı mahçup ve bu gece bu mahçupluğu dibine kadar yaşayan. Sonra o çocuk oldum. Karşımda suratsız ve sert bir adam suçlar biçimde bana bakınca, ellerim ceplerime gitti, başım eğildi... Cebimde yeni basılmış paralar, ilk kez bana veren kişinin kullandığı, normal bir insanın yarı maaşı kadar. Bir kimlik, bir İstanbul Kart ve bir EGO kartı. Seni görmeye gelmek istedim bir an. Pişmanlığımı yüzüne anlatmak istedim. Sonra kimliğimdeki kafamın zurna gibi olduğu resmim baktı yüzüme, sonra da aynadaki sert kardeş... Bir kucaklaşma, ne çok gerçeği boğardı şimdi... Ama huzurunu bozmak hiç istemiyorum, hiç... Yeterince bozdum. Eskide kalan bir kadın evimizi de bastı, resmiyette evli olduğum Kadın ile yanında bir saatten fazla telefonda da konuştum. Egom adına... Kaç gece başka kadınların yanında uyudum. Sarılmana ve sesine gereken değeri veremedim, köreltmeye oynadım, ikisini de... Pişman olduğumu bilmeni isterdim. Sana gelen karakol zabıtlarıma bakıyorsun, yine günümü gün ettiğimi sandığına eminim şu an. Ama iş hiç göründüğü gibi değil... Bir kaç ışık yılı uzaktaki bir saplanış için dümdüz ilerliyorum sadece, bilirsin dik durmayı sevdiğimi. İkimiz de bu dikliğin ne getirdiğini de biliyoruz.

Dedim ya, katarsis gezegenindeyim. Sonra Malmö’de bir otel odasına dönüyorum. Tam 13 yıl olmuş. Masada bir dergi. Dergide yerel çapta ün salmış, şarkıcı bir kadın var. Kadının şarkılarını açıyorum hemen bilgisayardan. İmreniyorum elbette, sesi güzel, yüz hatları sana benziyor. Kemikli ve baskın. Böyle bir kadın dilediğimi hatırlıyorum. Ne kadar da aptalım. Belki de körelmiş. Senin sesin daha güzeldi... Geçenlerde bir polis memuru ulaştı bana. Hani şu seni bana "Kızımıza iyi bak" diye emanet eden. İmza atmam gereken bir evrak varmış. Seni sordu. Durumu anlatınca da sesi değişti... "İnşallah dönersiniz birbirinize, siz seviyordunuz birbirinizi,,," dedi. Bunu hiç istemiyorum, tükettim ben bizi ama harbiden de gerçekti aramızda olup bitenler. Maddenin hevesi, kırık bir kalp, şu an ki benden çok uzak egonun hırsları, dünyevi zevkler... Ne çok etken vardı. Merak etme, o egomu bölük pörçük ettim. En yakınımı bile tanıyamaz hale gelip, "ben kimim" diye sordum kendime. Sorunun beni götürdüğü yerde Kardeşim ağzıma iki tane serequal 300 mg sokmak zorunda kaldı. Uyumayı ölmek sandım, uyandığımda anladım ölen ego idi... Böldüğüm, parçaladığım egomun kalan kısmı da o gün öldü. Şu anda ne işine yaşayacaksa...

Çatlaklar ve değişiklikleri. Ham ve saf. Uzak ve yakın. Orada ve burada... Hayatları için mücadele eden herkes için bir ayrılık hikayesi beyanı burada bulunuyor. Hakkında yeniden düşünmek zorunda kaldığım bu gecede, sade ama incelikli kelimeleri bulmakta zorlandığımdan dolayı; olası şeyler, şüpheler ve yerkabuğundan daha güvenilir bir kabuk bulma umudu hayatımı s*kti. Şeffaf bir biçimde bunu söyleyebilirim ancak sana... Bu geçen yıl, neredeyse başarıyormuş gibi görünme efektinden başkası değildi. Hayır, sensiz daha iyi filan değilim. Bakma sen zabıtlara... Gözlerinden kaçmaya çalıştım, sesinden kaçmaya çalıştım, çok ümitsizdim. Bana engel olduğunu düşündüğünü söylemiştin. Bunda haksızsın. Bir kadının açacağı olasılıklarda varolamam ben. Olasılıklar benim olmalı... Ama bir misafire de yer yok artık olasılıklarımda. Sen belki de ilk ve son hakkımdın. Ben yine bok ettim her şeyi... İnkarım bir suç, kalan tüm zamanlarımda boynumda asılı kalacak. Hangi mahkumların sabah 5’de boynuna suçlarının yazdığı levhayı asarlar, bilirsin... Bu saatler, içimdeki her şeyin bir bağırış olduğu anlara dönüşüyor her gece. Ve dumana boğup bastırdıklarım arasında sen de varsın. Uyuyakalmışsam bu saatlere kadar, uyandığımda imkansız yine oyuncağım oluyor. İlaçları reddediyorum tabi ki hala. Bilmediğim maddeleri kullanmayı redettiğim gibi. İmkansızı oyuncak etmek için uyumaya ya da bir budalaya dönüşmeme gerek yok. Benden aldığın şarkıları not ettiğin kağıdı, kitaplarım arasında unutmuşsun. O kağıt da malum yangında yandı. Ama boynumun borcudur çocuklarımı alırken sana daha özenli bir liste bırakmak...





Etiketler: sayfam ,


tacettin yıldırım  | tacettin  yıldırım
4 Mart 2019 Pazartesi 22:57:50


güne yakışan bir yazı muhteşem bir anlatım kutluyorum saygılarımla


    [ Cevap yaz ]    

Gülüm Çamlısoy  | Gülüm Çamlısoy
4 Mart 2019 Pazartesi 22:06:37


Kutluyorum.
Nicelerine, değerli kalem nicelerine...

saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

3 Mart 2019 Pazar 17:23:30


Egosunu ölü toprağa yatırıp kendine bakan adamları seviyorum.


    [ Cevap yaz ]    

3 Mart 2019 Pazar 12:26:05


En kirli hissettiğimiz zamanlarda en masum duyguları doğuruyoruz. Ne tuhaf!

Sevgilerimle


    [ Cevap yaz ]    

3 Mart 2019 Pazar 11:33:55

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

neden konuştum ki içimden geldiği gibi, üstelik hesapsız,
o yine susarak ulaşılmaz, ben yine pişman, ifade ederken,

mesela sancılı bir karar almadan, başlamamak gerek sevmeye,
bu isyankar asi bir aşkın bedelidir.

ve kayıpla başlıyorsa bir sevda, kazanıyorsan yenilgilerin en sonunda ,
hiç bir bedel, acı çekmek değildir...

bu açıdan bakmak istiyorum yazdıklarına dostum, ek olarak devamla;

sandım ki normal olursam, herşey yolunda gider
bir hikaye oluruz sanmıştım, sonu bilindik
el ele bile konuşuruz diye düşünmedim değil hani
normal bir insan olmaya çalıştım inatla
ama normal olmayan bir şey vardı hayatımda
ya da hayatın kendisiydi, normal olmayan...

listeyi hemen hazırla borçlanma, seni okumak güzel kendimi buluyorum satır aralarında.,,


    [ Cevap yaz ]    

Jirr  | JİR MİRAN
3 Mart 2019 Pazar 08:34:55


Hani derin bir nefes alırsın ve aldığın nefesi çeviremezsin ya içinde. Öyle işte.. Bu yazıyı senle birlikte yaşamak tam da öyle.. Dilerim o da okur ve bir nebula rosa yollar sana.


    [ Cevap yaz ]    




Ayın Dolunaya Dönmesi İçin Zaman Gerekir başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 4.3.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
3.3.2019 06:09:03
Toplam 6 yorum yapıldı
357 çoğul gösterim
238 tekil gösterim