(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Geçmişin analizi doğru; bir çoğunu yaşayarak gördük; üstümüzde her türlü oyunun oynanmasını çaresizce seyrettik...Yokluk, yoksullukla günlere gün ekledik ve geldik yarım asrı devirdik; bütün bunlar olurken büyüklerimiz(!) sabır telkin ederdi, seneye, diyerek, rahatlayacaksınız seneye... seneler seneler üstüne bindi, vallahi rahatlayamadık; tedhiş çeşitli kisvelere bürünüp ülkenin her yanında kol gezdi; ona da çare üretemediler.. ve geldik bu günere; eskimiş uygulamalar bitti görünürde, göreli bir rahatlık da var yadsınamaz elbette; ancak "çuval" hadisesinden başlarsak esasen hiç de üstünde durmadığımız geleceğimizi hipotek altına alan vahim olaylar olmaya devam etti; Saygıdeğer Ağabeyim, uzatmak istemiyorum; memleketimizin sulh ve selamet içerisinde tarihi misyonuna geri dönmesi elette yürekten arzumuzdur, bunu kim başarırsa ona minnettar oluruz; ancak Bilderberg toplantılarına tam kadro katılımlar hala sürmekte olan bir gerçektir, dolayısıyla yöntemlerdeki farklılıklar evvelki ve şimdiki büyüklerimizin(!) hep aynı kaynaktan emir aldıklarını da göstermez mi... Önceden yoktu diye şimdi Hak, Adalet vb. isteme hakkımız yok mu... Teşekkürler.. Esenlik dileğiyle...
Ben geçmiş analizinize tamamen katıldım ağabeyim, Allah razı olsun, ancak geçmişin çirkeflikleri hali temiz göstermeye yetmiyor; aynen size iştirak ediyorum, hakkaniyet duygularım zedelenmesin diye zaman zaman kendimi de zorluyorum, ancak halde, bizzat görevimle ilgili yaşadığım ve çok açık, çok basit olan bir uygulamadan da hareket ederek söylüyorum ki yok aslında birbirlerinden farkları, sadece isimleri değişik... Haksızlığın büyüğü, küçüğü olmz diye de ilave etmek istiyorum, çünkü "canım o kadarcık hata olur" diyenler de var... Tekrar saygı ve selamlarımla...
Yorumunuza çok teşekkür ediyorum. Millet olarak bizlere ideolojik hiç bir saplantıya girmeden başta birliğimiz için hak ve hukuka riayet, dirliğimiz içinde bu vatan için, bu millet için çalışacak olanları hakkıyla belirlememiz lazım diye düşünüyorum. Yıl 1980 Elazığ'da hakim vatandaşın arsasını, vereselerinden kadınların yerine parmak basarak, erkeklerin yerine sahte imza atarak satıyor. Olay 1990 da ortaya çıkıyor. Mal sahipleri dava açıyor ama kimi kime şikayet ediyorsun. O olay hakkındaki raporu bizzat okudum. O gariban insanların arsası tapu edilerek gitti. Bunu oradan öğrenebilirsiniz. Daha nice rezillikler gördük, yaşadık. Bunlar ideolojik saplantı pislikleri işte. Sağ olun, var olun; selam ve sevgilerimle.
Ben geçmiş analizinize tamamen katıldım ağabeyim, Allah razı olsun, ancak geçmişin çirkeflikleri hali temiz göstermeye yetmiyor; aynen size iştirak ediyorum, hakkaniyet duygularım zedelenmesin diye zaman zaman kendimi de zorluyorum, ancak halde, bizzat görevimle ilgili yaşadığım ve çok açık, çok basit olan bir uygulamadan da hareket ederek söylüyorum ki yok aslında birbirlerinden farkları, sadece isimleri değişik... Haksızlığın büyüğü, küçüğü olmz diye de ilave etmek istiyorum, çünkü "canım o kadarcık hata olur" diyenler de var... Tekrar saygı ve selamlarımla...
Yorumunuza çok teşekkür ediyorum. Millet olarak bizlere ideolojik hiç bir saplantıya girmeden başta birliğimiz için hak ve hukuka riayet, dirliğimiz içinde bu vatan için, bu millet için çalışacak olanları hakkıyla belirlememiz lazım diye düşünüyorum. Yıl 1980 Elazığ'da hakim vatandaşın arsasını, vereselerinden kadınların yerine parmak basarak, erkeklerin yerine sahte imza atarak satıyor. Olay 1990 da ortaya çıkıyor. Mal sahipleri dava açıyor ama kimi kime şikayet ediyorsun. O olay hakkındaki raporu bizzat okudum. O gariban insanların arsası tapu edilerek gitti. Bunu oradan öğrenebilirsiniz. Daha nice rezillikler gördük, yaşadık. Bunlar ideolojik saplantı pislikleri işte. Sağ olun, var olun; selam ve sevgilerimle.
Hâlâ özleyenler var o sıkı kemerleri, Ne de sefası vardı bu milleti ezenin; Meğer çok özlemişler aşınmış semerleri, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Kan emici vampirler binerdi sırtımıza, Bölücülük damgası vururdu kartımıza, Dönüp de bakamazdık korkudan ardımıza, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Masonların emriyle belirlenirdi rota, Hortuma ayarlanıp düzenlenirdi nota, Sindirmeyle vurguna bir parolaydı Ata, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Yaşadıklarımıza en basit kısa misal, Yeter ki Atatürk de, ne halt yersen ye yasal; Hakmış, demokrasiymiş, kanunmuş hepsi masal, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
İşte o vampirlerin devri bitti biteli, IMF ülkemizden kovulup da gideli, Özgürlük abidesi olmuş divan oteli, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Suni Atatürklerle kaybedince savaşı, O dev tefecilerin düşmez mi gözü kaşı? Umut kazanlarında pişen faizin aşı, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir hal? Bir koy yedi bin beş yüz katını o gece al; İşte özlenen düzen, işte o kaymaklı bal, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Yorumunuza çok teşekkür ederim. Belirleyenler de artık belirleyemiyor, dünyada emsali görülmemiş bir faizle bizi sömürenler de artık sömüremiyor. Millet uyandı artık o asalaklara geçit kalmamıştır. Onlara geçmiş olsun diyoeum. Hoşça kalın, esenlikler diliyorum.
Yorumunuza çok teşekkür ederim. Belirleyenler de artık belirleyemiyor, dünyada emsali görülmemiş bir faizle bizi sömürenler de artık sömüremiyor. Millet uyandı artık o asalaklara geçit kalmamıştır. Onlara geçmiş olsun diyoeum. Hoşça kalın, esenlikler diliyorum.
doğru söze ne denir müsadenizle facebook sayfamda paylaşıyorum Allah razı olsun görmeyenlerin gözlerine sokmak lazım bu hakikatları hala bağırıyorlar hala felaket dellallığı yapıyorlar tebrikler teşekkürler selamlar
elinize ve gönlünüze sağlık olsun kalem kadar analiz de çok güzel olmuş.
sizin kadar güzel değil bilirim ama benimde ufak bir sözüm var bu konuda.
KİM GEREK
Zindancıya zindan verin, meydancıya meydan. Bize fayda gelmez medet umma ondan bundan Belalardan aşmak için başımıza sultan Yiğit gerek mert gerek bilgili atik gerek
Ne mason ne yahudi nede bilmem ne zıkkım Ne hep ben gibi olsun nede benden bir farkım Benim için çalışsın yücelsin benim halkım. Ne katil ne soyguncu geçmişi temiz olsun
Derdimizi ne bilsin yalılarda yaşayan Diskolarda evlenip balolarda boşayan Belki Atatürk gibi dünyaya kafa tutan Belki de yavuz gibi fatih gibi er gerek
Vatandaş da soyguncu vurguncu olmayacak Ağzına ne bir küfür ne haram koymayacak Ne boş laf söyleyecek nede hepten susacak Hayır dua edecek Yunus gibi pir gerek Dursun BAŞĞUT
Allah sizi ve sizin gibilerin elini elimizden, gönlünü gönlümüzden, bakışını üstümüzden eksik etmesin
Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir hal? Bir koy yedi bin beş yüz katını o gece al; İşte özlenen düzen, işte o kaymaklı bal, Tadı damaklarından gider mi o düzenin?
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.