asi şair
46 şiiri kayıtlı

Rehin

asi şair
  0,0 / 0 kişi ·4 beğenme · 10 yorum · 1585 okunma

Rehin




1.
beyaz ve ürkek kanatlarında
savaşçı bir inziva düşünüyorum
adımlarım yamaçlardan damar damar çoğalırken
seyyahlığımın acı ihanetini sana yansıtmıyorum

sesim ve tenim
gözlerinin kafesinde
umutsuz mektuplara dönüşüyor
utangaç bir ırmağım oysa ben
yetişemiyorum suyuna/ kızıllığına
mahmuz güçlülüğünde gece göğüslüyor beni
urbam yalnız sana
yalnız sana sökün ediyor
ve çiğneniyor tüm eskiyen çılgınlıklarım
ödünç alıyorum senden seni
adım hırsıza çıkıyor

bilmiyorsun
taşralı bir edilginim aslında
zulamdan ortalama hüzünler sunuyorum sana
ve duygularım üretmiyor artık seni
bilmiyorsun
türenç adımlarım taşlardan yansıyıp
yollarına dokunamıyor
nedir suçu gezginliğimin
bu kez ben de bilmiyorum

2.
beyaz ve ürkek kanatlarında
cesur bir inziva düşünüyorum
ölmek çok yakınken
yaşam denen bilici kırıyor bütün şifrelerimi
rehin tuttukça gözlerindeki ışığı
majör notalar düşüyor alnıma
taşralı edilginim ben
ecelsiz bir dilsizim
yankım yollara geceyarısı tinlerinde vuruyor
yine de çınarlara iğdelere gül yapraklarına borcum yok
küsmüyorum hiçbir şeye
ve avuç çizgilerinle birleşen nehirlerde
kayık yüzdüren bir çocuk olmaktan
usanmıyorum/ vazgeçmiyorum
yaralı bir iklimim çünkü coğrafyanda
masallara inanmayan uçarı bir kentliyim belki de
ama vurgunum yine de bitki örtüne
sesinde açan her çiçeğe
sesinde ölen her yaprağa

3.
beyaz ve ürkek kanatlarında
isyankar bir inziva düşünüyorum
ölüme rağmen herşey olabilirim ben bu dünyada
ölümden başka/ ölümden ayrı
ve sen görmeyebilirsin toprağımı/ rengini
ama bil ki ağlıyorumdur

nasıl anlatabilirim ki şimdi
yerboşluğuna sığınmış kırlangıç öykülerini
bütün tohumlarım
anahtarlarını yitirirken üstelik
sonrasında tanrılar
gizil bir yoldaş olurken
vadilerimin düzlüğünde
neyleyim ki bütün hikayelerimi satışa çıkarmış
benden habersiz/ bela yüreğim

şimdi şemsiyesi delikli bir göçebeyim istasyonlarında
uğramadan geçemiyorum sana
sırılsıklamım
ve hep geç kalıyorum katar kokulu yolculuklarına/ ki
sen
bir türlü geçmiyorsun içimden
eli kanlı tünellerden çıkıyorum sırayla
yaralı bir lokomotif olarak
ve taşıyamıyorum artık vagonlarımı
bir balıkçı barınağında saklıyorum bütün bildirilerimi senden
olsun diyorum yine de
olsun
boğulmamak için çırpınıyorum
bir kova deniz suyunun içinde
hani o su/ anılardan bozulup yosunlanan
çürüyen
eskiyen
eriyen

4.
beyaz ve ürkek kanatlarında
haritasız bir inziva düşünüyorum
batık bir kentim okyanusun dibinde
orada bile terkediyorsun beni
orada bile kül ediyorsun kentin tüm varoşlarını
oysa varoşlardan çıkıp gelmişti
bu yürek soygunu bu hırsızlık
bilmiyorsun ki denizim ben
nuh’un gemisi’ne suç ortaklığı yapıyorum
ve en az
çukurları büyüten mezarcılar kadar yılgınım/ ki
bütün çukurlara kendimi gömüyorum
ben de bir köleyim dahası
amerikanca küfreden sinema kahramanları gibi
dünyayı kurtarıyorum kendimden

şimdi gündelik yolculuklara çıkan
bavulsuz bir seçeneğim otogarlarında
eskisi gibi yapmıyorum ama
yolculukları emmiş bütün otobüs biletlerini
buruşturup atıyorum
sonradan
kanımı içip tüküren anılara dönüşmesin diye

metalden yapılmışım sanki üşüyorum kokunun yokluğunda
yaman bir eriyiksin sen karşımda/ ki
çözeltilerin saydamlaşıyor
ve hoyrat bir kuğu oluyorsun
oysa kuğular ölü bir deniz gibi sakindirler
işte şimdi
her an gidebilirim gözlerimi bırakıp sana
ama sen örtün üzerine eski fotoğraflarını
bakarsın geri dönerim
şimdiye dek hiç geri dönmeyen/ bumeranglarımla

5.
beyaz ve ürkek kanatlarında
müebbet bir inziva düşünüyorum
çatırdayan bir krallığım sanki saraylarında
üzgün bir soytarıyım/ kafasının kesilmesini bekleyen
kendimi bile güldüremiyorum
ve bir türlü bitmeyen bu öyküde
uzuyor yine de ömür çizgim
sığdırıyorum yerleştiriyorum seni içime
ve inzivam
varolmak kadar gerçekleşiyor
adı hayat olan bu kalabalıkta
çünkü soysuzlaşarak yaşanıyor
tüm sevi sözcükleri
yine de bütün oyuncaklarını kırıyorum çocukluğumun
bir patikadan bir çölden geçiyorum kaybolmak için
iştahlı midyeler yutuyor beni/ küçücük kalıyorum
bir lam’ın üzerindeyim şimdi
bağlıyım
inceleniyorum
ve ifade veriyorum işkenceci gözlerine
zerre kadar acımıyor içim

bulvarlardan vebalı sesler yükseliyor
vebalı bir aşk yakalıyor beni kollarımdan
köşebaşını geçince
vedalı bir aşka dönüşüyor bütün küfürlerim
ağlıyorum ve siliniyor ayak izlerim/ delil yok
aşağı düşüyor aniden
havada asılı ne varsa
hurdayım/ suçlu bir ışığım
yaralarım çıkıyor meydana
kendimi ele veriyorum/ cellatlığına vahşiliğine senin
senin gardiyanlığına katilliğine/ yakalatıyorum kendimi
ve susuyorum/ çığlığımın orantısını çözemiyorsun

6.
beyaz ve ürkek kanatlarında
tanrısal bir inziva düşünüyorum
gidiyorsun şimdi imparatorluğuna doğru bir dağın
ve arkandan toplayıp kapatıyorum gaz odalarına
bütün yanlışlarını
ölümcül bir latin ezgisinin içindeyim oysa
savaşıyorum melezliğinle senin
ve kaybediyorum/ kaybettiğim ilk savaş bu
bir kızılderili yemini inanmıyor bu gülünçlüğe
o yüzden bir çadır değil
bir kuvözdür tenimi yakan

epriyen bir tay fotoğrafısın şimdi
durmadan çanlar çalan o ülkede
bense bir denizciyim kimliksiz gemilerde
sana tanıdığın sağanakları getiriyorum
sana öldüğüm rüzgarları fısıldıyorum
sana rehin/ künyemi bağışlıyorum
al onu/ tanı
adsız bir serüvendir ne de olsa


Ali Tanyıldız

Şiiri Değerlendirin
 
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Rehin şiirine yorum yap
Okuduğunuz şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?

Rehin şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
mert metin
31 Ocak 2008 Perşembe 14:14:33
(serüvencilerin hikayesini şiirleştiren bir yürek...ki isimleri olmamıştı onların zaten...onlar da zaten çağrılmayı beklememişti...ne kasabaların ne de köylerin sesini...azteklice sevmek ve kızılderilice ağlamak onların işiydi...saklısında bir sır mağarası yanar dururdu içlerinde...ölecekleri yerler bilmedikleri diyarlardan sorulurdu...aşk diye çarpan yürek en fazla onlara yakışırdı...ağaç kovuklarında...tren raylarında çığlık atmak ve sabahlara uyanmak işte bu serüvencilerin işiydi...hesabı ve bir o kadar kitabı olmayan yağmurlarda ıslandılar...iklimini sormadan gidecekleri yol'a koyuldular...ve dillerinde bir şarkı bırakıp yamaçlara...olmayacak belalara da kalkan oldular...

''adsız serüvenler''ışığındır senin...

''masallara inanmayan uçarı bir kentli''

sen yine de anlat bize o masalları...

eyy serüvenci...)



mert metin tarafından 1/31/2008 2:15:07 PM zamanında düzenlenmiştir.
Fadıl Oktay
25 Aralık 2007 Salı 22:04:41
"yaralı bir iklimim çünkü coğrafyanda
masallara inanmayan uçarı bir kentliyim belki de
ama vurgunum yine de bitki örtüne
sesinde açan her çiçeğe
sesinde ölen her yaprağa"


"çukurları büyüten mezarcılar kadar yılgınım/ ki
bütün çukurlara kendimi gömüyorum
ben de bir köleyim dahası
amerikanca küfreden sinema kahramanları gibi
dünyayı kurtarıyorum kendimden"


"üzgün bir soytarıyım/ kafasının kesilmesini bekleyen
kendimi bile güldüremiyorum
ve bir türlü bitmeyen bu öyküde
uzuyor yine de ömür çizgim"



"epriyen bir tay fotoğrafısın şimdi
durmadan çanlar çalan o ülkede
bense bir denizciyim kimliksiz gemilerde
sana tanıdığın sağanakları getiriyorum
sana öldüğüm rüzgarları fısıldıyorum
sana rehin/ künyemi bağışlıyorum
al onu/ tanı
adsız bir serüvendir ne de olsa "





Bu sefer hiç yoruma girmedim...sadece bir şairin iç dünyasını aldım 4 !e parçaladım..


aşına isyan....düzene isyan..tanrısına isyan ve kendine isyan..



4 kutsal isyanı koydum bir ırmağa Musa'yı koyar gibi ve yürüdüm...


su aktı...bir denize katıldı...


biz ne aktık ne bir denize katıldık...


yazdık ...durmadan yazdık...



ne anladık ne anlatabildik..ne de anladılar bizi..



işte geldik gidiyoruz..


sanki...sanki kendine gülen soytarılar gibi..



bak akşama aksin vudru şair..



bir daha gül şimdi...bak körfezin akşamla şafkaran sularına ve gül..



orada bir Tan ve Yıldız'dır duran...



beyaz gül(masal)
23 Aralık 2007 Pazar 16:39:48


TEKRAR TEKRAR OKUDUM OKUDUM OKUDUM... AMA TAM YORUM YAPACAĞIM DİYORUM SONRASINDA SÖZ BULAMIYORUM SÖZ BULAMADIM SÖZ BULAMAYACAĞIM

TÜREĞİNİZE DÜŞÜNCELERİNİZE VE RUHUNUZA SAĞLIK..
beyaz gül(masal)
3 Aralık 2007 Pazartesi 21:58:44
söz bulmadım.. söz bulamıyorum.. söz bulamayacağım..
EzelSonan
1 Aralık 2007 Cumartesi 21:53:12
Böylesi bir ŞİİR i kaçırdığıma hayıflandım...
Kaçıranlara hayıflandım...

Ama kurul kaçırmamış; kutlarım gören gözleri...

ŞAİR' i Kutlamaksa; haddim değil...

Aşmış şiirleri ve kalemleri, bir kaç fırın ekmeğe gereksinim duyarken şiir yolunda ışımak adına; yorumlarsam saygısızlık etmiş olurum...

sadece beğenimi dile getirebilirim içime sine sine...

Sevgiler ÖZ' den...
cem egeli
26 Kasım 2007 Pazartesi 17:18:09




Bir serüven ki; savaşçı, cesur, isyankar, haritasız,
müebbet ve nihayetinde tanrısal inzivalara kapanmış…

Belki de şair, o sokakları kimsesiz ve sessiz bir ıslık gibi
geçerken avuçlarıyla yüreğini kapatmış.

Örselenmiş ve hiçlenmiş bir ömrün çığlığı mı,
kristalinden kırılmış ve hep ertelenmiş gözyaşları mı yoksa?..

Çünkü yüzünü döndüğü, anılarını dövdüğü ve gelmişine
geçmişine sövdüğü yarım bıraktığı bir şeyleri var
Asi Şair’in !

Sürgünlerin kayıtsız tarihi mi bu, aşkın ve hüznün
diyalektiği mi?..

Yani, yine A sınıfı bir şiir…

Yani, bulutundaki su damlaları, baharındaki renklere
durmaya devam ediyor şair(im) !..


Banu Kalyoncu
26 Kasım 2007 Pazartesi 15:03:33



"işte şimdi
her an gidebilirim gözlerimi bırakıp sana"

Şair senden şiir okumayı özlemişim...

Büyüktü, güzeldi, şiirdi yine...

Sevgimle.

;)



suskunum
26 Kasım 2007 Pazartesi 14:51:43
yüreğine sağlık diyorum...

başkada birşey diyemiyorum...

sevgiler...
Kyrie
26 Kasım 2007 Pazartesi 14:40:38

İyi... Çok çok iyi.

Takip etmek gerek.

Saygılar benden şaire...
gülenaz
26 Kasım 2007 Pazartesi 13:30:10
istasyonlarda durmadan geçti
aktı kendine doğru dizeler
ve şairim bu dizelere yorum yapmak beni aşar

bildiğim birşey varsa
lam üzerinde damla dahi olsan
çoğaldıkça çoğalacaksın
..
hayranlıkla takibindeyim
sevgiler yüreğine

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.