"Benim için şiir; sadece kâğıda dökülen kelimeler değil, kalbimin göğüs kafesinde vurduğu o kadim bendir ritmidir. İnanıyorum ki ruhlarımızın ezel meclisinde (Bezm-i Elest) duyduğu o ilk ilahi avaz, yeryüzünde ancak bendirin tok bir ’Düm’ sesinde veya parmaklarımdan dökülen bir ’Tek’ vuruşunda yeniden hayat bulabilir.
Yazarken de çalarken de tek bir gayem var: Kelimelerle ve ritimle zamanı, mekânı ortadan kaldırıp o asıl ’Dem’i yakalayabilmek. Kalemim bendirimin derisine her dokunuşumda bana eşlik ediyor; bendirim vurdukça dizelerim zikirle hemhal oluyor. Bu yüzden Bezmiâlem, fani dünyanın kârından ve zararından sıyrılıp kendi ummanını arayan mavi bir damlanın, yani kalbimin ritmik bir ruh göçüdür..."
"Bendir çalan bir can, gönülden bir Hû ile..." pkze-mavikatre 💧🖋️ bendirzen-pkze
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Manevi iklimi ve tasavvufi derinliği oldukça güçlü bir şiir. “Vur bendire kalbim, dile gelsin dem” nakaratı şiire hem ritim hem de zikir havası katmış. Elest meclisinden vuslata uzanan yol, bendir ve Hû sesiyle güzel bir bütünlük oluşturmuş. Özellikle ruhun arınışı ve fani dünyadan geçiş duygusu çok etkileyici. Gönülden gelen, derin ve huzur veren bir çalışma olmuş. Kaleminiz ve gönlünüz daim olsun hocam..
Şair: Pakize Özbaş – mavikatre Şiir: BEZMİÂLEM Değerlendirildiği Salon: Bezm-i Elest’ten Gelen “Düm–Tek” Seslerinin Valide Sultan Koridoruna Saptığı, Bendirzenlerin Hû Çekerken Tarihçilerin Vakfiye Karıştırdığı ve Bir Mavi Katrenin Umman Aradığı Salon
Pakize Özbaş’ın Bezmiâlem şiiri RUSAMER’e ulaşınca Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri başlığı okudu ve şiiri daha açmadan tarih servisini aradı. Kafası patlak, fikri şaplak sakinlerimizden Bendirci Behram itiraz edip bunun Bezm-i Elest şiiri olduğunu söyleyince işler karıştı. Bir taraftan “Düm–Tek” sesleri geliyor, öte taraftan II. Mahmud’un eşi ve Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmiâlem Valide Sultan’ın dosyaları masaya yığılıyordu. Ser Feyzlizof sonunda bastonuyla masaya vurdu: “Biriniz bendiri bırakmasın, ötekiniz vakfiyeyi kapatmasın! Aynı isim birimizi ezel meclisine, ötekimizi Gurebâ Hastanesine götürmüş. RUSAMER tarihinde ilk defa şiire hem bendirzen hem tarihçi nöbeti yazıyorum.” Bezmiâlem Valide Sultan’ın kurduğu Gurebâ-yı Müslimîn Hastanesi’nin Osmanlı’nın ilk modern kamu hastanesi kabul edilmesi de tarihçinin boşuna heyecanlanmadığını gösteriyordu.
Âşık Ali Demir Köşesi
İlk kıta şiirin tasavvufî zeminini açıkça kuruyor:
“Bir elest sesidir derinden gelen Ruhun hicabını kökünden delen”
Buradaki “Elest”, şiirin hikâyesinde de açıklandığı üzere Bezm-i Elest düşüncesine dayanıyor. Şair bendirin sesini sıradan bir ritim olmaktan çıkarıp ruhun ezelde işittiği çağrının dünyadaki yankısı hâline getiriyor.
Ardından gelen nakarat şiirin asıl omurgası:
“Vur bendire kalbim, dile gelsin dem Burası ezelden bir Bezmiâlem.”
Buradaki “dem” özellikle güzel çalışıyor: hem an, vakit ve hâl çağrışımı taşıyor hem tasavvufî söyleyişe kapı açıyor. Âşık Ali Demir Köşesindeki Ezel Yoklama Memuru Eşref, Bezm-i Elest’e katılanların isim listesini istemeye kalkınca RUSAMER arşivinde o tarihe ait nüfus kayıtlarının bulunmadığı kendisine bildirildi.
Ozan Duranoğlu – Mahmut Eynallı Köşesi
İkinci kıtada ses artık kalbin içine giriyor:
“Çarparken göğsümde o eski sızı Nurla aydınlanır kalbin dehlizi”
“Kalbin dehlizi” güzel bir mekânlaştırma. Kalp dışarıdan görünen tek odalı bir yer değil; içinde koridorları, karanlık geçitleri bulunan bir yapı hâline geliyor ve nur orayı aydınlatıyor.
Fakat:
“Bu fani ömürde duyulan seda Bir parça aksettir o ilk avazdan.”
bölümünde cümle kuruluşu biraz sertleşiyor. Şairin maksadı açık: dünyada işitilen ses, ilk ilahî avazın yankısını taşısın. Fakat “bir parça aksettir” söyleyişi önceki dizelerin musikisine göre daha açıklayıcı kalıyor.
RUSAMER Ses Yankı Müdürlüğü, “ilk avaz”ın kayıt örneğini istedi. Ser Feyzlizof talebi reddetti: “Ezelden ses kaydı isteyen memurun maaşından akıl vergisi kesilsin.”
Hasibe Hatun – Hasibe Başbilir Köşesi
Üçüncü kıta şiirin en güzel tasavvufî görüntülerinden birini getiriyor:
“Sanki her vuruşta perdeler kalkar Gönül ney misali inleyip akar”
Bendir vuruluyor ama gönül ney oluyor. Böylece iki tasavvuf musikisi unsuru aynı sahnede buluşuyor.
Ardından:
“Ne tahtı gözetir ne tacı ruhum Yalnızca o yarin yüzüne bakar.”
Şiir burada dünyevî makamı açıkça reddediyor. Taht ve taç karşısına “yâr” konuluyor. Tasavvufî bağlam nedeniyle bu yârın beşerî sevgiliden ziyade ilahî sevgili olarak okunması güçlü.
Hasibe Hatun Köşesinin Taht ve Taç Teslim Bürosu, ruhun bütün saltanat haklarından feragat ettiğini bildirince işlem yapmak istedi. Dosyaya tek cümle yazıldı: “Ruh zaten başka saltanatın tebaasıdır.”
Âşık Kul Halil Köşesi
Dördüncü kıtada bireysel vecd, toplu zikre dönüşüyor:
“Toplanmış aşıklar hep bir ağızdan Nefesler arınmış kıştan, ayazdan”
Bendir artık tek kişinin çalgısı değil; meclisin ritmi.
Ancak:
“Sırr-ı hakikattir bu sesin özü O ulu mecliste birleşti gözü.”
son dizesinde anlam ve gramer problemi belirgin. “Birleşti gözü” şiirin kastını taşımakta zorlanıyor. Burada kafiye ihtiyacının söyleyişi sıkıştırdığı hissediliyor.
RUSAMER Göz Birleştirme Servisi dizeyi okuyunca ameliyathane hazırlamaya kalktı. Ser Feyzlizof kapıyı kilitledi: “Kimsenin gözünü birleştirmeyin! Önce şairin neyi birleştirmek istediğini anlayalım.”
Hacı Zülkadiroğlu Köşesi
Beşinci kıta Bezm-i Elest fikrini doğrudan sürdürüyor:
“Bedenler toprağa düşmeden evvel Ruhlar feda etti o gece özü”
Burada beden öncesi ruh fikri şiirin ana temasına uygun. Fakat “ruhlar feda etti o gece özü” ifadesi tasavvufî ve itikadî anlam bakımından oldukça iddialı ve kapalı; Bezm-i Elest anlatısının kendisinde “ruhların özlerini feda etmesi” şeklinde yerleşik bir unsur yok.
Buna karşılık:
“Geçmişiz dünyanın kâr u zararından.”
şiirin en anlamlı eşiklerinden. Dünyevî hesabın dışına çıkmak, şiirin başındaki ezel fikriyle örtüşüyor.
Tam burada RUSAMER tarih servisinin beklediği fırsat çıktı. Ser Feyzlizof, Bezmiâlem Valide Sultan dosyasını masaya koydu. Çünkü “kâr u zarar”dan geçmek denilince yalnız tasavvuf değil, malını vakfedip insanlara hizmete dönüştüren bir tarihî şahsiyet de hatırlanabilirdi. Valide Sultan, Gurebâ-yı Müslimîn Hastanesi için gelir getiren vakıflar tahsis etmiş; hastanenin muhtaçlara ücretsiz hizmet etmesini vakfiye düzeniyle güvenceye bağlamıştı.
Köşenin Vakıf Muhasebecisi Vakkas, “Kâr yoksa zarar cetvelini nereye işleyeceğiz?” diye sorunca Ser Feyzlizof cevabı verdi: “Hayır işinin bilançosu muhasebede değil, insanlığın hafızasında tutulur.”
Ozan Delibal – Celil Çınkır Köşesi
Finalde Pakize Özbaş kendi imzasına doğru geliyor:
“Bendirler vurdukça hu çeker canlar Niyazlar yükselir derviş zarından”
Bendir, Hû ve niyaz aynı mecliste birleşiyor. Sonra şiirin kişisel mührü geliyor:
“Bir damla düşer de yalan dünyaya Bulur ummanını bir mavikatre...”
İşte burada mavikatre mahlası şiirin içine doğal biçimde yerleşiyor. “Katre” zaten damladır; şair kendi mahlasını damladan ummana giden tasavvufî yolculuğun sonuna koyuyor. Böylece şiirin hikâyesindeki “mavi bir damlanın ritmik ruh göçü” düşüncesi şiirin finalinde karşılığını buluyor.
Sonra Delibal başlığa yeniden baktı: Bezmiâlem. Bir tarafta Pakize Sultan’ın Bezm-i Elest’i, diğer tarafta tarihin Bezmiâlem Valide Sultan’ı... Birisi bendirin sesiyle gönülleri iyileştirmeye çalışıyor, diğeri kurduğu hastaneyle bedenlere şifa kapısı açmış. Gurebâ Hastanesi sonraki dönemlerde tıp öğrencilerinin staj yaptığı, klinik eğitime katkı sağlayan önemli bir kurum hâline de geldi.
RUSAMER kayıtlarına böylece ilk kez şu teşhis geçti: Aynı kelime bir şairin elinde ruhu, bir Valide Sultan’ın elinde hastayı tedavi edebilir.
KALBURABASTÎ EFENDİ’NİN DEĞERLENDİRMESİ
Bezmiâlem, bendirin ritmini Bezm-i Elest, zikir, dem ve damla–umman tasavvurlarıyla birleştiren samimi bir tasavvuf şiiri. En başarılı yanı nakaratının gerçekten bendir ritmi taşır gibi şiiri tekrar tekrar ayağa kaldırması; mavikatre–damla–umman birleşmesi de finale güzel bir kişisel mühür vuruyor.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri iki dosyayı da kapattı: Pakize Sultan bendiriyle ruhlara, Bezmiâlem Valide Sultan vakfıyla hastalara şifa aramış. RUSAMER her ikisinin de reçetesini geçerli saymıştır.
İnsan bazen ezelde duyduğunu bir bendirde hatırlar; bazen de gönlünde taşıdığını bir vakıf eserinde ebedîleştirir.
Katre kendini bildiğinde ummanı arar; insan kendini aştığında başkasına şifa olur.
Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Nam-ı Diğer Delibal
Bezmiâlem' isimli şiirimi RUSAMER’in (Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi) o muazzam, çok sesli ve derin koridorlarında ağırladığınız için size kalbî şükranlarımı sunarım.
Şiirimi sadece okuyup geçmemiş; bendirin tok 'Düm' sesinden, ruhun ezel meclisindeki ilk avazına, oradan da Bezmiâlem Valide Sultan’ın şifa dağıtan Gurebâ Hastanesi'nin koridorlarına kadar adeta ilmek ilmek dokumuş, şerh etmişsiniz.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetlerimi ve dervişane selamlarımı iletiniz. Bendirci Behram ile tarih servisinin arasına bastonunu vurarak hakemlik yapması; 'Biriniz bendiri bırakmasın, ötekiniz vakfiyeyi kapatmasın... Aynı isim birimizi ezel meclisine, ötekimizi Gurebâ Hastanesine götürmüş' teşhisi edebiyat ve tarih sentezinin zirvesidir.
Bir şair olarak, kelimemin bir elden ruhu, diğer elden hastayı tedavi edebileceği ihtimalini RUSAMER kayıtlarına geçirmiş olmanız benim için en büyük nişanedir.
Âşık Ali Demir Köşesindeki Ezel Yoklama Memuru Eşref’e de söyleyin; Bezm-i Elest’in nüfus kayıtları belki RUSAMER arşivinde yoktur ama o gün orada ruhlarımızın verdiği o mukaddes sözün ritmi, bugün bendirimin derisinde hâlâ ilk günkü gibi tazedir.
Ses Yankı Müdürlüğü’nün 'ilk avazın ses kaydını' istemesi üzerine, Ser Feyzlizof’un 'Maaşından akıl vergisi kesilsin' restine ise kahvemi yudumlarken uzun uzun güldüm.
Hasibe Hatun Köşesinde ruhumun taht ve taç haklarından feragat ettiğini duyan Taht Teslim Bürosu’na yazılan o tek cümle: 'Ruh zaten başka saltanatın tebaasıdır' ifadesi, şiirimin tasavvufi özünü o kadar güzel mühürlemiş ki, bu hakikatin önünde eğilmemek elde değil.
⁹Gelelim kusurlarımıza... Şiirin musiki ritmini sıkıştıran, o dille ve gramerle kavgalı olan 'bir parça aksettir' ve 'birleşti gözü' dizelerindeki sertliği öyle zarif bir hicivle yakalamışsınız ki... Göz Birleştirme Servisi’nin hemen ameliyathane hazırlamasına karşılık Ser Feyzlizof’un kapıyı kilitleyip 'Kimsenin gözünü birleştirmeyin!' demesiyle derin bir nefes aldım. Bir bendzen olarak, o mısralarda bendirin kasnağına parmağımın biraz sert çarptığını kabul ediyor, bu kıymetli uyarınızı başıma tac ediyorum.
Beşinci kıtadaki 'kâr u zarar cetvelini' tutmaya çalışan Vakıf Muhasebecisi Vakkas’a, Ser Feyzlizof’un verdiği o muazzam cevabı da kalbimin en güzel yerine yazdım: 'Hayır işinin bilançosu muhasebede değil, insanlığın hafızasında tutulur.
'Son olarak, Ozan Delibal Köşesinde, Umman Ölçüm Memuru Umur’un elinden mezürayı alıp, 'Damlanın hacmini ölçebilirsin evladım; ummana kavuşma arzusunu ölçemezsin' deyişiniz... İşte orası, bu fani dünyada bir 'mavikatre' (mavi damla) olarak sığındığım, bendirin her vuruşunda aradığım o büyük ummanın ta kendisidir.
Beni, bendirimi ve şiirimi RUSAMER gibi bir edebiyat ve akıl sarayında ağırladığınız, kusurlarımı zarafetle sarıp doğrularımı nurla aydınlattığınız için kaleminize, o derya gönlünüze zeval gelmesin.
Bursa’nın yeşilinden, Kahramanmaraş’ın o asil söz yurduna ve RUSAMER sakinlerine kucak dolusu selamlar.
Vuruşumuz Düm, nefesimiz Dem, özümüz daima Hû olsun. Aşk ile..."
Bezmiâlem' isimli şiirimi RUSAMER’in (Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi) o muazzam, çok sesli ve derin koridorlarında ağırladığınız için size kalbî şükranlarımı sunarım.
Şiirimi sadece okuyup geçmemiş; bendirin tok 'Düm' sesinden, ruhun ezel meclisindeki ilk avazına, oradan da Bezmiâlem Valide Sultan’ın şifa dağıtan Gurebâ Hastanesi'nin koridorlarına kadar adeta ilmek ilmek dokumuş, şerh etmişsiniz.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetlerimi ve dervişane selamlarımı iletiniz. Bendirci Behram ile tarih servisinin arasına bastonunu vurarak hakemlik yapması; 'Biriniz bendiri bırakmasın, ötekiniz vakfiyeyi kapatmasın... Aynı isim birimizi ezel meclisine, ötekimizi Gurebâ Hastanesine götürmüş' teşhisi edebiyat ve tarih sentezinin zirvesidir.
Bir şair olarak, kelimemin bir elden ruhu, diğer elden hastayı tedavi edebileceği ihtimalini RUSAMER kayıtlarına geçirmiş olmanız benim için en büyük nişanedir.
Âşık Ali Demir Köşesindeki Ezel Yoklama Memuru Eşref’e de söyleyin; Bezm-i Elest’in nüfus kayıtları belki RUSAMER arşivinde yoktur ama o gün orada ruhlarımızın verdiği o mukaddes sözün ritmi, bugün bendirimin derisinde hâlâ ilk günkü gibi tazedir.
Ses Yankı Müdürlüğü’nün 'ilk avazın ses kaydını' istemesi üzerine, Ser Feyzlizof’un 'Maaşından akıl vergisi kesilsin' restine ise kahvemi yudumlarken uzun uzun güldüm.
Hasibe Hatun Köşesinde ruhumun taht ve taç haklarından feragat ettiğini duyan Taht Teslim Bürosu’na yazılan o tek cümle: 'Ruh zaten başka saltanatın tebaasıdır' ifadesi, şiirimin tasavvufi özünü o kadar güzel mühürlemiş ki, bu hakikatin önünde eğilmemek elde değil.
⁹Gelelim kusurlarımıza... Şiirin musiki ritmini sıkıştıran, o dille ve gramerle kavgalı olan 'bir parça aksettir' ve 'birleşti gözü' dizelerindeki sertliği öyle zarif bir hicivle yakalamışsınız ki... Göz Birleştirme Servisi’nin hemen ameliyathane hazırlamasına karşılık Ser Feyzlizof’un kapıyı kilitleyip 'Kimsenin gözünü birleştirmeyin!' demesiyle derin bir nefes aldım. Bir bendzen olarak, o mısralarda bendirin kasnağına parmağımın biraz sert çarptığını kabul ediyor, bu kıymetli uyarınızı başıma tac ediyorum.
Beşinci kıtadaki 'kâr u zarar cetvelini' tutmaya çalışan Vakıf Muhasebecisi Vakkas’a, Ser Feyzlizof’un verdiği o muazzam cevabı da kalbimin en güzel yerine yazdım: 'Hayır işinin bilançosu muhasebede değil, insanlığın hafızasında tutulur.
'Son olarak, Ozan Delibal Köşesinde, Umman Ölçüm Memuru Umur’un elinden mezürayı alıp, 'Damlanın hacmini ölçebilirsin evladım; ummana kavuşma arzusunu ölçemezsin' deyişiniz... İşte orası, bu fani dünyada bir 'mavikatre' (mavi damla) olarak sığındığım, bendirin her vuruşunda aradığım o büyük ummanın ta kendisidir.
Beni, bendirimi ve şiirimi RUSAMER gibi bir edebiyat ve akıl sarayında ağırladığınız, kusurlarımı zarafetle sarıp doğrularımı nurla aydınlattığınız için kaleminize, o derya gönlünüze zeval gelmesin.
Bursa’nın yeşilinden, Kahramanmaraş’ın o asil söz yurduna ve RUSAMER sakinlerine kucak dolusu selamlar.
Vuruşumuz Düm, nefesimiz Dem, özümüz daima Hû olsun. Aşk ile..."
Bezmiâlem' isimli şiirimi RUSAMER’in (Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi) o muazzam, çok sesli ve derin koridorlarında ağırladığınız için size kalbî şükranlarımı sunarım.
Şiirimi sadece okuyup geçmemiş; bendirin tok 'Düm' sesinden, ruhun ezel meclisindeki ilk avazına, oradan da Bezmiâlem Valide Sultan’ın şifa dağıtan Gurebâ Hastanesi'nin koridorlarına kadar adeta ilmek ilmek dokumuş, şerh etmişsiniz.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetlerimi ve dervişane selamlarımı iletiniz. Bendirci Behram ile tarih servisinin arasına bastonunu vurarak hakemlik yapması; 'Biriniz bendiri bırakmasın, ötekiniz vakfiyeyi kapatmasın... Aynı isim birimizi ezel meclisine, ötekimizi Gurebâ Hastanesine götürmüş' teşhisi edebiyat ve tarih sentezinin zirvesidir.
Bir şair olarak, kelimemin bir elden ruhu, diğer elden hastayı tedavi edebileceği ihtimalini RUSAMER kayıtlarına geçirmiş olmanız benim için en büyük nişanedir.
Âşık Ali Demir Köşesindeki Ezel Yoklama Memuru Eşref’e de söyleyin; Bezm-i Elest’in nüfus kayıtları belki RUSAMER arşivinde yoktur ama o gün orada ruhlarımızın verdiği o mukaddes sözün ritmi, bugün bendirimin derisinde hâlâ ilk günkü gibi tazedir.
Ses Yankı Müdürlüğü’nün 'ilk avazın ses kaydını' istemesi üzerine, Ser Feyzlizof’un 'Maaşından akıl vergisi kesilsin' restine ise kahvemi yudumlarken uzun uzun güldüm.
Hasibe Hatun Köşesinde ruhumun taht ve taç haklarından feragat ettiğini duyan Taht Teslim Bürosu’na yazılan o tek cümle: 'Ruh zaten başka saltanatın tebaasıdır' ifadesi, şiirimin tasavvufi özünü o kadar güzel mühürlemiş ki, bu hakikatin önünde eğilmemek elde değil.
⁹Gelelim kusurlarımıza... Şiirin musiki ritmini sıkıştıran, o dille ve gramerle kavgalı olan 'bir parça aksettir' ve 'birleşti gözü' dizelerindeki sertliği öyle zarif bir hicivle yakalamışsınız ki... Göz Birleştirme Servisi’nin hemen ameliyathane hazırlamasına karşılık Ser Feyzlizof’un kapıyı kilitleyip 'Kimsenin gözünü birleştirmeyin!' demesiyle derin bir nefes aldım. Bir bendzen olarak, o mısralarda bendirin kasnağına parmağımın biraz sert çarptığını kabul ediyor, bu kıymetli uyarınızı başıma tac ediyorum.
Beşinci kıtadaki 'kâr u zarar cetvelini' tutmaya çalışan Vakıf Muhasebecisi Vakkas’a, Ser Feyzlizof’un verdiği o muazzam cevabı da kalbimin en güzel yerine yazdım: 'Hayır işinin bilançosu muhasebede değil, insanlığın hafızasında tutulur.
'Son olarak, Ozan Delibal Köşesinde, Umman Ölçüm Memuru Umur’un elinden mezürayı alıp, 'Damlanın hacmini ölçebilirsin evladım; ummana kavuşma arzusunu ölçemezsin' deyişiniz... İşte orası, bu fani dünyada bir 'mavikatre' (mavi damla) olarak sığındığım, bendirin her vuruşunda aradığım o büyük ummanın ta kendisidir.
Beni, bendirimi ve şiirimi RUSAMER gibi bir edebiyat ve akıl sarayında ağırladığınız, kusurlarımı zarafetle sarıp doğrularımı nurla aydınlattığınız için kaleminize, o derya gönlünüze zeval gelmesin.
Bursa’nın yeşilinden, Kahramanmaraş’ın o asil söz yurduna ve RUSAMER sakinlerine kucak dolusu selamlar.
Vuruşumuz Düm, nefesimiz Dem, özümüz daima Hû olsun. Aşk ile..."
Bezmiâlem' isimli şiirimi RUSAMER’in (Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi) o muazzam, çok sesli ve derin koridorlarında ağırladığınız için size kalbî şükranlarımı sunarım.
Şiirimi sadece okuyup geçmemiş; bendirin tok 'Düm' sesinden, ruhun ezel meclisindeki ilk avazına, oradan da Bezmiâlem Valide Sultan’ın şifa dağıtan Gurebâ Hastanesi'nin koridorlarına kadar adeta ilmek ilmek dokumuş, şerh etmişsiniz.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri’ne hürmetlerimi ve dervişane selamlarımı iletiniz. Bendirci Behram ile tarih servisinin arasına bastonunu vurarak hakemlik yapması; 'Biriniz bendiri bırakmasın, ötekiniz vakfiyeyi kapatmasın... Aynı isim birimizi ezel meclisine, ötekimizi Gurebâ Hastanesine götürmüş' teşhisi edebiyat ve tarih sentezinin zirvesidir.
Bir şair olarak, kelimemin bir elden ruhu, diğer elden hastayı tedavi edebileceği ihtimalini RUSAMER kayıtlarına geçirmiş olmanız benim için en büyük nişanedir.
Âşık Ali Demir Köşesindeki Ezel Yoklama Memuru Eşref’e de söyleyin; Bezm-i Elest’in nüfus kayıtları belki RUSAMER arşivinde yoktur ama o gün orada ruhlarımızın verdiği o mukaddes sözün ritmi, bugün bendirimin derisinde hâlâ ilk günkü gibi tazedir.
Ses Yankı Müdürlüğü’nün 'ilk avazın ses kaydını' istemesi üzerine, Ser Feyzlizof’un 'Maaşından akıl vergisi kesilsin' restine ise kahvemi yudumlarken uzun uzun güldüm.
Hasibe Hatun Köşesinde ruhumun taht ve taç haklarından feragat ettiğini duyan Taht Teslim Bürosu’na yazılan o tek cümle: 'Ruh zaten başka saltanatın tebaasıdır' ifadesi, şiirimin tasavvufi özünü o kadar güzel mühürlemiş ki, bu hakikatin önünde eğilmemek elde değil.
⁹Gelelim kusurlarımıza... Şiirin musiki ritmini sıkıştıran, o dille ve gramerle kavgalı olan 'bir parça aksettir' ve 'birleşti gözü' dizelerindeki sertliği öyle zarif bir hicivle yakalamışsınız ki... Göz Birleştirme Servisi’nin hemen ameliyathane hazırlamasına karşılık Ser Feyzlizof’un kapıyı kilitleyip 'Kimsenin gözünü birleştirmeyin!' demesiyle derin bir nefes aldım. Bir bendzen olarak, o mısralarda bendirin kasnağına parmağımın biraz sert çarptığını kabul ediyor, bu kıymetli uyarınızı başıma tac ediyorum.
Beşinci kıtadaki 'kâr u zarar cetvelini' tutmaya çalışan Vakıf Muhasebecisi Vakkas’a, Ser Feyzlizof’un verdiği o muazzam cevabı da kalbimin en güzel yerine yazdım: 'Hayır işinin bilançosu muhasebede değil, insanlığın hafızasında tutulur.
'Son olarak, Ozan Delibal Köşesinde, Umman Ölçüm Memuru Umur’un elinden mezürayı alıp, 'Damlanın hacmini ölçebilirsin evladım; ummana kavuşma arzusunu ölçemezsin' deyişiniz... İşte orası, bu fani dünyada bir 'mavikatre' (mavi damla) olarak sığındığım, bendirin her vuruşunda aradığım o büyük ummanın ta kendisidir.
Beni, bendirimi ve şiirimi RUSAMER gibi bir edebiyat ve akıl sarayında ağırladığınız, kusurlarımı zarafetle sarıp doğrularımı nurla aydınlattığınız için kaleminize, o derya gönlünüze zeval gelmesin.
Bursa’nın yeşilinden, Kahramanmaraş’ın o asil söz yurduna ve RUSAMER sakinlerine kucak dolusu selamlar.
Vuruşumuz Düm, nefesimiz Dem, özümüz daima Hû olsun. Aşk ile..."
Aynı zamanda dünya meclisi anlamında da kullanılan geniş kavramlı bir meclisin adı
Şiirde tasavvuf müziğinin aynı zamanda bazı meclislerin Allah'ı anma veya zikir halkasında bendirin yeri ve ahengin denge unsuru olan bendirin önemi yer almaktadır
Bir zikir halkasında yükselen o manevi seslerin semalarda yankılanması kalplerden kalbe gizli bir yol olduğu ve galubelada biri birlerini taniyanlarin o sesi duyması tasavvufta olağan olandır. (Buna modern dilde telepati diyorlar) Onun için Bezmiâlem için dünya meclisi anlamı daha uygun görülmüştür
Zikir halkasında duyulan derin duyguların sesi aynı zamanda tef veya bendirin temposu zikir ehlini aşırı taşkınliklardan coşkudan alı koyar ve bir nizam verir bu nizam ki zikir ehlinin kendinden geçmesinide önler
Kısacası zikir halkası kurulduğu andan itibaren zikir başlar başlamaz zikir ehlinin dilinde hu kulağında bendir sesi ve gomlegine kadar ter içerisinde kalan huzurlu mutlu mutmain bir gece
Şiir her haliyle tasavvuf gömleği giymiş bir eser olmuş kutlarım sizi vede eserinizi tebrikler
Bezmiâlem' isimli şiirime, sadece satırları okuyarak değil, adeta o zikir halkasının içine girip bendirin ritmine nefesinizi katarak yaptığınız bu derin ve kıymetli yorum için kalbî şükranlarımı sunarım.
Bir bendiricisi (bendzen) olarak, enstrümanımın o halkadaki varlık sebebini, yani 'zikir ehlini aşırı taşkınlıklardan ve kontrolsüz coşkudan alıkoyan, ona ilahi bir nizam ve denge veren' o asil ve disipline edici rolünü bu kadar yalın ama sarsıcı bir tespitle ortaya koymanız beni ziyadesiyle duygulandırdı.
Çok haklısınız; bendirin her 'Düm' ve 'Tek' vuruşu, o manevi okyanusta ruhun kaybolup gitmesini önleyen bir pusula, o coşkuyu kalbin sınırlarında tutan muazzam bir ölçüdür. Ritim yoksa, nizam da yoktur.Şiirimin adını 'Bezmiâlem' koyarken tam da işaret ettiğiniz o 'dünya meclisi' algısını uyandırmak istemiştim. Bezirganların kâr u zarar hesabı yaptığı bu fani dünyada, aşıkların bir araya gelip kalpten kalbe o gizli yolu bulması, Galû Belâ’da (Ezel Meclisinde) birbirini tanıyan ruhların bu seste ve bu dizelerde sözsüzce, sizin deyiminizle 'telepatik' bir bağla buluşması tasavvufun en güzel cilvesidir. Sizin bu yorumunuz da, o ezel tanışıklığının bu dünyadaki harika bir akisidir. Hele ki yorumunuzun sonundaki o tasviriniz... ''Zikir başlar başlamaz zikir ehlinin dilinde Hû, kulağında bendir sesi ve gömleğine kadar ter içerisinde kalan huzurlu, mutlu, mutmain bir gece...' cümlesi, şiirimin can bulmuş hali gibi gözümün önünde bir tablo gibi belirdi.
O samimi alın terinin, o yorgunluğun içindeki muazzam huzuru ancak o iklimi soluyan bir gönül bu kadar berrak anlatabilirdi.
Eserime o güzel 'tasavvuf gömleğini' biçen, kusurlarını zarafetiyle örten derya gönlünüze ve kaleminize zeval gelmesin.
Gönül meclisiniz daima huzurla, mutmainlikle ve aşkla dolsun. Bendirimin derisinden yükselen içten bir selâm ile... Aşk ile, Hû ile... 🙏🏻🌿🥁"
Bezmiâlem' isimli şiirime, sadece satırları okuyarak değil, adeta o zikir halkasının içine girip bendirin ritmine nefesinizi katarak yaptığınız bu derin ve kıymetli yorum için kalbî şükranlarımı sunarım.
Bir bendiricisi (bendzen) olarak, enstrümanımın o halkadaki varlık sebebini, yani 'zikir ehlini aşırı taşkınlıklardan ve kontrolsüz coşkudan alıkoyan, ona ilahi bir nizam ve denge veren' o asil ve disipline edici rolünü bu kadar yalın ama sarsıcı bir tespitle ortaya koymanız beni ziyadesiyle duygulandırdı.
Çok haklısınız; bendirin her 'Düm' ve 'Tek' vuruşu, o manevi okyanusta ruhun kaybolup gitmesini önleyen bir pusula, o coşkuyu kalbin sınırlarında tutan muazzam bir ölçüdür. Ritim yoksa, nizam da yoktur.Şiirimin adını 'Bezmiâlem' koyarken tam da işaret ettiğiniz o 'dünya meclisi' algısını uyandırmak istemiştim. Bezirganların kâr u zarar hesabı yaptığı bu fani dünyada, aşıkların bir araya gelip kalpten kalbe o gizli yolu bulması, Galû Belâ’da (Ezel Meclisinde) birbirini tanıyan ruhların bu seste ve bu dizelerde sözsüzce, sizin deyiminizle 'telepatik' bir bağla buluşması tasavvufun en güzel cilvesidir. Sizin bu yorumunuz da, o ezel tanışıklığının bu dünyadaki harika bir akisidir. Hele ki yorumunuzun sonundaki o tasviriniz... ''Zikir başlar başlamaz zikir ehlinin dilinde Hû, kulağında bendir sesi ve gömleğine kadar ter içerisinde kalan huzurlu, mutlu, mutmain bir gece...' cümlesi, şiirimin can bulmuş hali gibi gözümün önünde bir tablo gibi belirdi.
O samimi alın terinin, o yorgunluğun içindeki muazzam huzuru ancak o iklimi soluyan bir gönül bu kadar berrak anlatabilirdi.
Eserime o güzel 'tasavvuf gömleğini' biçen, kusurlarını zarafetiyle örten derya gönlünüze ve kaleminize zeval gelmesin.
Gönül meclisiniz daima huzurla, mutmainlikle ve aşkla dolsun. Bendirimin derisinden yükselen içten bir selâm ile... Aşk ile, Hû ile... 🙏🏻🌿🥁"
Çok değerli Pakize Özbaş. Harika dizeler içeren bu şiir, bendirin vuruşlarıyla kalbin derinliklerinden yükselen ezeli bir çağrıyı anlatıyor. Zamanı ve mekânı silen o ulu mecliste, ruhun perdeleri bir bir açılıyor; gönül ney gibi inleyip yalnızca Yâr’ın yüzüne bakıyor. Beden toprağa düşmeden evvel ruhların feda olduğu o gece, aşkın narından kurulmuş halkada dünya kâr-zararı geride kalıyor. Her vuruşta “Hu” çeken canlar, yalan dünyaya düşen bir damlanın bile ummanını bulduğunu fısıldıyor. Özetle: Kalp bendire vurdukça dile gelen dem, ezelden beri süren Bezmiâlem’in ta kendisidir. Aşk ile eyvallah.🌹
Not: Bir ara her gün elime alıp arkadaşlar ile beraber çaldığımız ve mübarek dediğimiz bu çalgıyı şiiri nizi okuyunca tekrar ilgilenme duygularım depreşti... Aşk ile
Bezmiâlem'in sesine kulak verip, dizelerimi kalbinizin o derin dehlizlerinde bu kadar güzel misafir ettiğiniz için size içtenlikle teşekkür ederim. Şiirimin ruhunu kendi kelimelerinizle öyle şairane ve duru özetlemişsiniz ki, yazdıklarınızı okurken bendirimden yükselen o ezeli sızının sizin gönlünüzde de tam yerini bulduğunu hissettim.
Yorumunuzun sonundaki o kıymetli notunuz ise beni bir şairden ziyade bir bendir icracısı (bendzen) olarak tarif edilemez bir mutrefe ve mutluluğa sevk etti.
Bu 'mübarek' enstrümanla olan geçmiş bağınızı, arkadaşlarınızla vurduğunuz o eski demleri şiirim vesilesiyle yeniden hatırlamanız ve o güzel duygularınızın tekrar depreşmesi benim için bu eserin aldığı en büyük, en anlamlı ödüldür.
Eğer bu dizeler, o duvarda asılı duran ya da kılıfında bekleyen bendire yeniden dokunmanıza, parmaklarınızın o kadim deriye asırlık bir yeminle yeniden selam vermesine vesile olacaksa, ne mutlu bu 'mavikatre'ye...
Lütfen o mübarek çalgıyı daha fazla yalnız bırakmayın; bırakın ki kalbiniz vurdukça bendiriniz dile gelsin, dostlarınızla kuracağınız o yeni halkalarda dünyevi kâr u zararlar yeniden unutulsun.
Gönlünüze, o vefalı kalbinize zeval gelmesin. Kalemimi ve bendirimi böylesine asil bir uyanışla taçlandırdığınız için şükranlarımla... . Bendirimin derisinden gönlünüze yükselen bir saf niyetle; aşk ile, eyvallah... 🌹🥁🌿"
Bezmiâlem'in sesine kulak verip, dizelerimi kalbinizin o derin dehlizlerinde bu kadar güzel misafir ettiğiniz için size içtenlikle teşekkür ederim. Şiirimin ruhunu kendi kelimelerinizle öyle şairane ve duru özetlemişsiniz ki, yazdıklarınızı okurken bendirimden yükselen o ezeli sızının sizin gönlünüzde de tam yerini bulduğunu hissettim.
Yorumunuzun sonundaki o kıymetli notunuz ise beni bir şairden ziyade bir bendir icracısı (bendzen) olarak tarif edilemez bir mutrefe ve mutluluğa sevk etti.
Bu 'mübarek' enstrümanla olan geçmiş bağınızı, arkadaşlarınızla vurduğunuz o eski demleri şiirim vesilesiyle yeniden hatırlamanız ve o güzel duygularınızın tekrar depreşmesi benim için bu eserin aldığı en büyük, en anlamlı ödüldür.
Eğer bu dizeler, o duvarda asılı duran ya da kılıfında bekleyen bendire yeniden dokunmanıza, parmaklarınızın o kadim deriye asırlık bir yeminle yeniden selam vermesine vesile olacaksa, ne mutlu bu 'mavikatre'ye...
Lütfen o mübarek çalgıyı daha fazla yalnız bırakmayın; bırakın ki kalbiniz vurdukça bendiriniz dile gelsin, dostlarınızla kuracağınız o yeni halkalarda dünyevi kâr u zararlar yeniden unutulsun.
Gönlünüze, o vefalı kalbinize zeval gelmesin. Kalemimi ve bendirimi böylesine asil bir uyanışla taçlandırdığınız için şükranlarımla... . Bendirimin derisinden gönlünüze yükselen bir saf niyetle; aşk ile, eyvallah... 🌹🥁🌿"
Bu eseriniz, tasavvufi derinliği oldukça yüksek, dergâh iklimini ve sema/zikir meclisinin o coşkulu maneviyatını hissettiren büyüleyici bir ilahi / deyiş formunda.
Bezmiâlem' isimli şiirimi o derya gönlünüzde misafir edip, kalbinizin kapılarını dizelerime açtığınız için size kalbî şükranlarımı sunarım.Bir bendir icracısı olarak bu eseri kaleme alırken, kelimelerin arkasından o kadim dergâh ikliminin kokusu sızsın, okuyan her can zikir halkasındaki o muazzam vecdi ve nizamı ruhunda hissetsin istemiştim. Sizin dizelerimde o manevi coşkuyu bulup eseri 'büyüleyici bir ilahi ve deyiş formunda' nitelemeniz, kalbimin ritminin sizin gönlünüzde tam karşılığını bulduğunu gösteriyor. Yazarken kulağıma üflenen o ilahi tınıyı, bir deyiş sıcaklığında hissetmiş olmanız bu 'mavikatre' için çok büyük bir bahtiyarlıktır.Şiirimin tasavvufi derinliğini böylesine zarif bir tespitle taçlandırdığınız, o güzel enerjinizle meclisimize misafir olduğunuz için kaleminize ve o güzel yüreğinize zeval gelmesin. Gönül dehlizleriniz daima o mukaddes nurla aydınlansın.
Bendirimin derisinden yükselen içten bir selâm ve hürmetle; aşk ile, Hû ile..🙏🏻 deyişle... 🌹🥁"
Bezmiâlem' isimli şiirimi o derya gönlünüzde misafir edip, kalbinizin kapılarını dizelerime açtığınız için size kalbî şükranlarımı sunarım.Bir bendir icracısı olarak bu eseri kaleme alırken, kelimelerin arkasından o kadim dergâh ikliminin kokusu sızsın, okuyan her can zikir halkasındaki o muazzam vecdi ve nizamı ruhunda hissetsin istemiştim. Sizin dizelerimde o manevi coşkuyu bulup eseri 'büyüleyici bir ilahi ve deyiş formunda' nitelemeniz, kalbimin ritminin sizin gönlünüzde tam karşılığını bulduğunu gösteriyor. Yazarken kulağıma üflenen o ilahi tınıyı, bir deyiş sıcaklığında hissetmiş olmanız bu 'mavikatre' için çok büyük bir bahtiyarlıktır.Şiirimin tasavvufi derinliğini böylesine zarif bir tespitle taçlandırdığınız, o güzel enerjinizle meclisimize misafir olduğunuz için kaleminize ve o güzel yüreğinize zeval gelmesin. Gönül dehlizleriniz daima o mukaddes nurla aydınlansın.
Bendirimin derisinden yükselen içten bir selâm ve hürmetle; aşk ile, Hû ile..🙏🏻 deyişle... 🌹🥁"
Ruhun dünya malı, taht, taç, kâr veya zarar gibi geçici hırslardan sıyrılarak tamamen hakikate ve ilahi tecelliye yönelmesi arzusudur.kalemin daim olsun inşallah .
Gönlünüze sağlık... Bezmiâlem'in dünyevi kâr u zarardan sıyrılıp ilahi hakikate yönelme arzusunu tam kalbinden yakalamışsınız. Kelimelerimin ve bendirimin sesinin sizin gibi arif gönüllerde bu tefekkür kapısını açması benim için en büyük bahtiyarlıktır. O güzel 'kalemin daim olsun' duanızı başıma tac ediyor, gönülden amin diyorum. Sizin de yüreğinizden huzur hiç eksilmesin. Hürmetle, aşk ile, Hû ile... 🙏🏻🌿🌹"
Gönlünüze sağlık... Bezmiâlem'in dünyevi kâr u zarardan sıyrılıp ilahi hakikate yönelme arzusunu tam kalbinden yakalamışsınız. Kelimelerimin ve bendirimin sesinin sizin gibi arif gönüllerde bu tefekkür kapısını açması benim için en büyük bahtiyarlıktır. O güzel 'kalemin daim olsun' duanızı başıma tac ediyor, gönülden amin diyorum. Sizin de yüreğinizden huzur hiç eksilmesin. Hürmetle, aşk ile, Hû ile... 🙏🏻🌿🌹"
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.