0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
50
Okunma
İsyanbul karması
Günaydın İstanbul
Kundakla kefen arasında bir gün
Bir meltem esiyor kaküllerine doğru
Efsunlu güzelliği üşüyor biraz sanırım
Aralık Ayı
Bir kadının suya değiyor ayakları
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde
Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum
Dudakların ıslak mı
Sensiz çözülür mü gül ve muamma
Ankara’da
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim
O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş gamzelim
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş
Karaköy çarşısından geçen tramvayların camlarına yağmur yağıyormuş
Ayasofya elleriyle yüzünü kapamış ağlıyormuş
Köprüden kayıkla karşıya geçiyormuş kız
Deniz katran ve balık kokulu
Saçları dağınık ve mahmur
Derler demiş kayıkçı
Yıldızlar kaynarken haliçten
Şangır şungur ayaklarının dibine dökülen namus
Derler demiş, anladın sen onu
İstiklalin yakaları karanfilli ibneleri eğer beni aldatmıyorsa
Şu an mutlusun İstanbul’da
Öyleyse Sicilyalı balıkçılara ve Marsilyalı dok işçilerine minnet sunuyorum
Temiz ve pembe dudaklarını bulutlara uzat
Bir kumrunun şadırvandan su içişini taklit et o zaman
Hayal ediyorum duruşunu
Tanıksın hep hayal edişlerime
Ve biliyorum, ayıp ile manasız belki de
Ama peşlerinden gidiyorum
Tarihin de gözleri ve düşleri vardır
Yalnız olmadığımı hissediyorum
Ey kız anası olan ihtiyarlar, sevin beni
Ey denizlerden esen rüzgâr, serinlet beni
Ey bozkırdan düşler ülkesine geçen kadın
Bu kent kadın kabuklarında kaldı
İçinde ki İstanbul’dan getir bize
Grimize sürelim
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.