0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
29
Okunma
Kelimelerimi kırdım, sesleri sustu.
Ağzımda paslandı bütün ihtimaller.
Bir şey söyleyecektim,
dilim benden önce vazgeçti.
Gece, cebimde unutulmuş bir bilet gibiydi;
nereye gideceği belli,
neden gittiği meçhul.
Kumsala indim.
Deniz çekilmişti kendinden,
kumlarda ıslak bir yalnızlık kalmıştı.
Bir balık gördüm,
gözleri açık,
ölümü seyrediyordu hâlâ.
Ben de baktım.
İkimiz de aynı şeyi düşündük belki:
yaşamak bazen yanlış anlaşılmış bir refleks.
Göğsümde bir tren kalktı,
hiçbir istasyona uğramadan.
Camdan baktım,
çocukluğum geride koşuyordu.
El sallamadım.
Çünkü bazı vedalar
insanın elini değil,
içindeki bütün kapıları kaldırır yerinden.
Bir sigara yaktım.
Duman yükseldi,
ben alçaldım.
O tavana vardı,
ben kendime.
Beynimle arama
üç sokak, iki suskunluk,
bir de söylenmemiş cümle koydular.
O günden beri
kendime geç kalıyorum.
Dünya dönüyordu.
Ben dönmüyordum.
Kasa yine kazanıyordu sonunda;
insan kaybetse de
hesap şaşmıyordu.
Türbülansa girdim.
Gökyüzü midemi değil,
hatıralarımı bulandırdı.
Yanımdaki kadın dua etti,
ben sustum.
Çünkü bazı duaların
Tanrı’ya değil,
insanın kendi içine çarptığını öğrendim.
Bir ayağım delilikte,
öbürü hâlâ akılda.
İkisi de birbirinden habersiz.
Arada ben varım;
yarım kalmış bir köprü gibi,
iki uçtan da terk edilmiş.
Şimdi susacağım.
Hayat bağırsın,
şehirler birbirine çarpsın,
deniz kendi kıyısını inkâr etsin.
Ben artık hiçbir şeye yetişmeyeceğim.
Belki bir sabah
gözlerimi açarım
ve içimdeki bütün odalar boştur.
Belki de
ilk defa
kendime yer kalmıştır.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.