12
Yorum
28
Beğeni
5,0
Puan
120
Okunma
Mahşer durağında bir çocukluk sızısı
Yüreğimi dağlayan o derin sızı kaldı
Kaderin alnıma yazdığı siyah yazısı
Bütün sevinçlerimi ellerimden alıp çaldı.
Uçurumdu gözlerin, salıncağımı kurduğum
Bir çocuk saflığıyla o derinliğe daldım
Her bakışında huzuru, hayatı bulduğum
Kendi kıyametimin eşiğinde kalakaldım.
Düştüm; dizlerim değil, çocukluğum kanadı
O masum hayallerim darmadağın oldu gitti
Artık eskisi gibi gülmüyor benim yüzüm
İçimdeki çocuk o uçurumda tükendi, bitti.
Güneş bildim seni, her sabah ufkunda uyandım
Karanlık dünyama bir ışık olursun sandım
Ömrümü hesapsızca yoluna adadığım
O sıcaklığın yalancı parıltısına kandım
Meğer yakmakmış işin, aydınlatmak değil
Geç de olsa anladım bu acı hakikati
Seni hayatımın en güzel yerine koydum
Sen ise reva gördün bana bu felaketi.
Zaman dedikleri o zalim çark
Dönüyor hiç durmadan, vuruyor kıyısıma
Senden aldığı zehri, ömrüme damıtıyor
Ortak ediyor beni bu amansız yasına.
Şimdi tam istediğin o "yabancı" oldum bak
Göz göze gelsek bile tanımayız biz bizi
Aramıza ördüğün duvarları aşarak
Taşımak zorundayım bu dinmeyen izi.
Ruhum benden taşınıyor, ismin içimde kalıyor
Terk ediyor bedenimi canımı yakan her şey
Sessizlik her geçen gün etrafımı sarıyor
Anlamsızlaşıyor artık sana dair her şey.
Seni sevmek; bir mahşer sözüydü, tuttum
Kendimden vazgeçtim de senden bir an geçemedim
Hayat gibi sömürdün en saf yanımı, unuttum
Kendi ellerimle kendi sonumu seçemedim.
Ben bu sevdayı ölüme değil, ölümsüzlüğe diktim
Toprağa düşse de tohumu, yeşerecek elbet
Senden geriye kalan bu kırık kalpti, bildim
Bitti bu fani masal, başlasın artık ebediyet
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.