0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Ahır kapılarından sızan o keskin soğuk,
Sessizce yatan bir canın nefesindeki buğu...
Biz bu ömrü konuşamayan dillerin derdine verdik,
Gözlerinden anladık merhameti, çaresizliği, dostluğu.
Ne dertlerini anlatacak bir kelimeleri vardı,
Ne de yalan söyleyecek kadar kirlenmiş bir ruhları...
İnsanlar unuttu sadakati, vefayı, insanlığı;
Biz bir yaralı kuşun kanadında aradık merhameti.
Hangi ahı dindirsek bir garip canın gözünde,
Hangi yaraya merhem olsak gecenin kör vaktinde,
Anladık ki insandan daha vefalıymış bu dilsiz canlar,
Bir lokma ekmeğin, bir tatlı dokunuşun hatrını bilenler...
Hayaloğlu der ki; dikiş attık kanayan yüreklere,
Dinledik suskunluğun en ağır, en hüzünlü türküsünü.
Şu koca dünyada adalet insana kalmadıysa eğer,
Varsın biz dilsizlerin dili, çaresizlerin merhemi olalım.
Çünkü şu devranda en büyük hekimlik;
İnsanın unuttuğu o vicdanı, bir canlının gözünde bulmaktır!
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.