0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
12
Okunma
Kızgın demiri döverken örste zaman,
Körüğün nefesinde biriken o hırçın duman.
Biz bu ömrü nalsız, atsız yollara serdik;
Hangi tırnağa çivi çaksak, sızısı bize kalan...
Bir yanda nasırlı ellerin helal alın teri,
Bir yanda kıymeti bilinmeyen o yorgun emekler.
Kaç kere bastık kor ateşe bile bile?
Kaç kere su verdik bağrımızdaki o derin keder?
Nalbant çeker çiviyi, çakar atın ayağına;
At koşar uzaklara, tozu kalır geride.
Bizse bir ömür o çekiç seslerinde,
Kendi kaderimizi dövdük durduk bu ocakta.
Hayaloğlu der ki; vur çekici ustam, vur nasır tutan yüreğe!
Şu feleğin eğri nalını düzeltmeye ömür yetmez.
Varsın yollar kayalık, varsın yokuşlar dik olsun;
Biz aşınsak da bu ocakta, kıvılcımımız sönmez.
Döv demiri soğumadan, vur ki çınlasın devran;
Bize rahat yatak değil, taş toprak kalan!
Recep Hayal
Hayaloğlu
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.