0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
27
Okunma
Artık yorulmuş bir akşamüstü gibiyim;
güneşin bile kendini
birazdan karanlığa bırakacağını bilen
o sessiz saatlerdeyim.
Ne gitmeye hevesim var
ne kalmaya takatim.
Bir yolun ortasında unutulmuş
eski bir valiz gibiyim;
kimse de dönüp,
“Sen burada ne arıyorsun?” diye sormuyor.
İki yanımda iki sessizlik,
ikisi de ellerini uzatmış bana.
Biri geçmişten kalma bir yara,
öteki henüz yaşanmamış bir veda.
Ben hangisine sarılsam
öteki biraz daha kanıyor.
Sahi,
insan kaç kere ölür
aynı hayatın içinde?
Kaç defa gömer kendini
birinin ardından?
Ben çoktan bıraktım
ardımdan su dökülen yolları.
Bir akşamüstüydü gidişin,
hatırlıyorum.
Gökyüzü kızıl,
sokaklar sessizdi.
Ben sana söyleyemediğim
onca cümleyi
dilimde taşıyordum.
Bir gün rüzgâr çıkıyor,
her şey yeniden ortaya çıkıyor.
Sen yine aynı yerde,
aynı sessizlikte...
Bırak herkes
kendi yoluna gitsin.
Bırak bazı isimler
bir daha anılmasın.
Bırak bazı fotoğraflar
sandıkların dibinde sararsın.
Bırak bazı cümleler
söylenmeden kalsın.
Benim payıma da
biraz susmak düştü.
Biraz gurbet,
biraz gece,
biraz yağmur...
Bir de
kimseye göstermediğim
eski bir kalp.
Şimdi iki yanımda,
iki elim düşmüş gibi
öylece duruyorum.
Sanki birileri
emaneti almaya gelmiş.
Sanki birazdan
bu dünyadan değil,
kendimden ayrılacağım.
Ve içimde tek bir soru:
Bunca gelen,
bunca giden insan
neden hiçbirisi
benim içimdeki
bu sessizliği götürmedi?
Belki de
emanet buydu.
Benim taşıdığım değil,
benden geriye kalacak olan...
Bir avuç suskunluk,
birkaç yarım cümle...
Hepsi bu.
Gerisi
akşamın karanlığına karışsın.
Yorgun,
sessiz,
biraz eksik...
Ama hâlâ
emanetini taşır gibi
kalbini göğsünde tutan
o eski hâlimle.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.