3
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
311
Okunma

minnetsiz bir sabaha uyanışındır kalbinin ritmindeki yolculuk
tüm isyanların tutuklandığı güneşin ardındaki bir ülkeden geliyorsun sen
avucunda hâlâ sönmeyi beceremeyen bir korun yurdu ellerin...
sevmeyi böyle anlattılar sana
yana yana...
en çok maviyi sevdin, martı kanatlarında dökülecek diye bekledin bir parça gökyüzünü
gri bulutlara yağmurun rüyasını anlattın...
güneş açacaktı
sen ona sarılacaktın...
ölümden öte bir köy yoktu binbir masalın içinde,
yalandı...
aynalara bakınca yanardı dağlar, öfkenin gözlerinde tutuştuğu cennetlerin sahibi idi öyle şefkatin
sen ki sevgiyi öğrettiğin çiçeklerin rengi idi gülüşündeki o sihir,
eridin...
toprağa düşecekti bir vakit tüm gölgeler, uzadıkça uzayan yollardan geçecekti ayakların
kır şu zincirlerini diye bağıran bir sesti içindeki tek yabancı
yorgun mevsimlerin herhangi bir sonbaharında bitecekti göçün...
kalmadın...
bir şiirin kollarına yaslandın çoğu zaman, üflediği nağmelerin iksirini buladın gözyaşlarına
uzakmış, yakınmış kim kimden öte ki bu kadar sonu yokken göğün dibinin ....
sen bir yalnızın dudağına en çok yakışan ıslıktaki kimsesizliktin belki de o
yıldızdın...
minnetsiz bir geceye vedanın selamdır şimdi bu kalbinin ritmindeki bu telaş
acı yok, öfke yok, sitem hiç yok...
sen kaybolanların mabedindeki yitik gülümsemelerin tablosuna ne çok
yakıştın...
YILDIZ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.