1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
27
Okunma
Hayat:
Trenin sol camından etrafı izlerken,
sağ camından kaçırdıklarımdan ibarettir...
Sonra kendi kendime dönüp dedim ki:
“Sen kimsesiz değilsin ki...
Sen yalnızsın.”
Kimsesizlik başka,
yalnızlık başka...
Bir gün trene bindim.
Nereye gittiğimin pek de önemi yoktu.
Bazen insanın bir yere gitmesi gerekmez;
biraz uzaklaşması yeter.
Cam kenarına oturdum.
Yanımdaki koltuk boştu.
Karşımdaki adam telefonuna bakıyor,
bir çocuk annesine bir şeyler anlatıyor,
yaşlı bir amca başını cama yaslamış uyuyordu.
Herkesin bir telaşı vardı.
Benimse içimde,
kimseye anlatamadığım bir sessizlik...
Telefonumu çıkardım.
Rehberde bir sürü isim vardı.
Arasam açacak insanlar vardı.
“Gel.” desem gelecek olanlar da...
Ama insan bazen
telefonunda onlarca isim olduğu hâlde
birini bile arayamıyor.
Çünkü mesele,
konuşacak birinin olması değil.
Mesele,
anlattıklarını gerçekten anlayacak
birinin olması.
Camdan dışarı baktım.
Geride kalan her şey
sanki birer birer benden kopuyordu.
Bir zamanlar çok değer verdiğim insanlar,
yarım kalan konuşmalar,
söyleyemediğim cümleler...
Hepsi bir yerlerde kaldı.
İçimden “Keşke...” diye geçirdim.
Sonra sustum.
Çünkü bazı “keşkeler” vardır,
ne kadar düşünürsen düşün
sonunu değiştiremezsin.
O gün anladım;
hayat bazen sana bir şeyleri
neden kaybettiğini anlatmıyor.
Sadece kaybettiriyor.
Sen de yıllar sonra
ne olduğunu anlıyorsun.
Tren bir istasyonda durdu.
İnenler indi,
binenler bindi.
Yanımdaki boş koltuğa biri oturdu.
“Burası boş mu?” diye sordu.
“Boş.” dedim.
Oturdu.
Ne adını sordum,
ne o benim adımı sordu.
Bir süre öylece oturduk.
Garip ama iyi geldi.
Çünkü bazen insanın
derdini anlatacak birine değil,
yanında sessizce oturacak birine ihtiyacı oluyor.
Bir süre sonra adam indi.
Yine yalnız kaldım.
Ama bu defa yalnızlığım
eskisi kadar ağır gelmedi.
Çünkü şunu anlamıştım:
İnsan her gidenin ardından
kendinden bir parça bırakmak zorunda değil.
Bazıları gider.
Bazıları unutulur.
Bazıları da sadece
bir ders olarak kalır.
Tren yeniden hareket etti.
Ben yine camdan dışarı baktım.
Sol tarafta önümden geçen hayat,
sağ tarafta kaçırdıklarım vardı.
Ve ilk defa
sağ cama bakarken
“Keşke.” demedim.
Çünkü bazı şeyler
kaçırıldığı için değil,
vakti geçtiği için geride kalıyor.
İnsan bunu geç öğreniyor.
Ama öğrendiğinde
hayata da, kendine de
başka türlü bakmaya başlıyor.
Sonra kendi kendime dedim ki:
“Sen kimsesiz değilsin.
Sadece bazı insanları
olduğundan fazla önemsemişsin.
Bazı gidişleri
olduğundan fazla büyütmüşsün.
Bazı yoklukları
ömürlük sanmışsın.”
Tren gidiyordu.
Şehir geride kalıyordu.
Ben ise ilk defa
geride kalanlara değil,
önümde kalan yola bakıyordum.
Ve o an anladım:
Kimsesizlik başka,
yalnızlık başka...
Kimsesiz değildim.
Şükür Rabbim var..
Sadece uzun zamandır
kendime eşlik etmeyi unutmuştum.
Kadir TURGUT
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.