1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
22
Okunma
Arayışım
Atmıştım dağlara kendimi bir gün,
Sandım ki dünyada yalnızım, tekim.
İçimde gururdan örülmüş düğüm,
Benliğim sanmıştım en büyük hekim.
Gecenin koynunda, dağlar ardında,
Sessizce kıpırdar binlerce canlı.
Bir kudret gizlidir her bir kadrinde,
Her mahluk O’nunla hem hem-lisani...
Ürperdi ruhum da sordu kendine:
“Sahipsiz mi sandın koca cihanı?
Nasıl düşebildin nefsin bendine,
Unuttun mu yoksa Seni Yaratan’ı?”
Varlığı varlıktan öncedir O’nun,
Yokluğu yoklukla ölçülmez ki hiç.
Sonu olmayan bir ezeli yolun,
Görünmez sırrını gözünle seç.
Tek bir nefes bile senin elinde
Kalıp da hükmünü sürer mi sandın?
O izin vermese tatlı dilinde
Tek kelam yankı bulup durur mu sandın?
Et ile kemikten ibaret beden,
Neyi mülk edindin şu fani bende?
Her şeyi lütfedip sana bağışlayan
Bir Yaradan vardır senin içinde.
Dağlar taşlar söyler O’nun adını,
Denizler köpürüp secdeye varır.
Göklerin en ücra, derin katını
O’nun nidaları sarar, kuşatır.
Şu küçücük zerre, şu sessiz zemin,
Kendi lisanınca O’nu zikreder.
Sen hâlâ “ben” deyip durursun, lakin
Benlikten geçmeyen menzile mi erer?
Gönül kapısını aralasaydın,
Bilirdin: Seven O, sevdiren de O.
Kendi benliğini bıraksaydın,
Geriye tek kalan bir “Hiç” olurdu...
O hiçlik içinde tecelli eder,
Aydınlatır ruhu İlahi Nur’u.
Artık “ben” kalmaz ki söylenecek söz;
Bir O var, bir de O’nu arayan göz...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.