0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
40
Okunma

Köprü altında oltasını atan yaşlı adamlar,
Gözyaşlarımı çekerler körfezden
Sen yıldızdan önce kayarsın sol göğsümden
Sana tutunmak isterim, parmak uçlarım kanar
Sular çekilir, cebimde yalnızlık kaynar
Sen gülsen, diyorum, belki bir martı havalanır
İki çay söylesek, biri demli, biri sen,
Bütün şairler birden sokağa inanır
Parmak uçlarında birikmiş hüzün var,
Dokunsam dağılacak eskitilmiş cumhuriyet
Gözlerin diyorum, gözlerin ne kadar lacivert
Biraz intihar kokuyor, biraz da memleket
Kuşlar toplanmış, köprücük kemiğine yuva yapmış,
Nefes alsan, gökyüzü uçar
Senin ellerin, ah o ince, küstah ellerin,
En karanlık geceye bile pencereler açar
Şimdi yağmur başlar ansızın şehirde
Şemsiyeler açılır, sen bana açılırsın.
Kelime bulamam, dilim damağım kurur
Usulca benim sol yanıma saçılırsın
Saat kulesi çalar, zaman ortadan bölünür
Bir yarısı sende kalır, diğer yarısı sürgün
Ne zaman köprüden geçsek, içim dökülür,
Biz seninle öpüşürüz elbet bir gün
Vapur yanaşır Kadıköy’e, sen inersin
Bütün şehir seni bekler gibi toparlanır
Saçlarının arasında arsız eylül saklı
Yapraklar düşer, kaldırımlar sevdalanır
Eteğin savrulur, rüzgâr utanır esmeye
Ben ki bu şehrin en acemi, en korkak şairi,
Kıyamam senin devrimci gülüşünü kesmeye
Bir dal yakarım, dumanı kıvrılıp sana benzer
Dağılır usulca, İstanbul’un gri havasına karışır
Senin yokluğun, ah o kör olasıca yokluğun,
Gelir tam da göğsümün od’unda barışır
Ceketimi giyerim, yakası hep yukarı kalkık
Sen üşürsün diye ben burada sensiz titrerim
Aşk diyorum, aşka en çok senin omuzların yakıştı
Ben senin uzun kirpiklerinde can veririm
Biliyorum sana giden yollar kilitli
Ben seni daha doya doya okumaya bile kıyamazken
Hikayemiz bitti, cümlenin altı kırmızı ve çizik
Sana kırmızı bir karanfil bile veremedim.
Sen baharları giyinip çıkarken sokağa
Sen gittin gideli koca şehir de küstü bana
İnce belli çay bardaklarında dudak payın kaldı,
Ne içebildim, ne de kıyıp dökebildim yere
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.