1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma

ÖZGÜRLÜK
Gökyüzü, rengini unutan bir nehir gibi akar,
Sokaklar, adımların yuttuğu sessiz hikayeler.
Bir lamba yanar köşe başında, zamansız,
Kime el salladığı belli olmayan bir gölge gibi yalnız.
Herkes bir adrese yetişme telaşında bu akşam,
Oysa yollar, varılacak yerleri çoktan unuttu.
Cebimizde taşıdığımız o eski kelimeler,
Giderek ağırlaşan bir sessizliğe büründü.
Evlerin pencereleri, dışarıyı görmeyen gözler gibi,
İçeride saklanır herkes, kendi ördüğü duvarda.
Biriktirdiğimiz anılar, çekmecelerde kuruyan yaprak,
Dokunsak dağılacak, sussak içimizde çığlık olacak.
Rüzgar esiyor, yaprakların fısıltısı bir veda şarkısı,
Toprak, ayak izlerimizi silmek için sabırsız.
Biz bu yolculukta ne yolcu olabildik ne hancı,
Kendi masalında kaybolmuş, birer garip yabancı.
Denizler bile yoruldu dalgalarını kıyıya vurmaktan,
Biz yorulmadık insandan insana köprüler kurmaktan.
Oysa her köprü, altından akan sular kadar yabancı,
Ve her sarılış, aslında bir ayrılığın ön provası.
İnsan, gölgesini boyundan büyük sandığı gün kaybetti;
Şimdi karanlıkta kaybolan bir kibrit çöpü kadar hür.
Sorular sorduk, cevapları hep dışarıda aradık,
Bilmedik ki en derin uçurum, insanın kendi içindedir.
Şimdi bırak tüm unvanları, adları ve aynaları,
Dinle içindeki o sessiz, o kadim şarkıyı.
Söz bittiğinde geriye sadece bir duruluk kalır;
Ve o duruluk, insanın dünyada bulduğu en bilge yoldur.
Kelimeler sustu, artık gecenin hüküm vaktidir,
Ruhumuz baksın gökteki o sonsuz gizeme.
Bir yıldız kayar, ömrün kısa özetidir geçer;
İnsan bu dünyadan sadece kendi ışığıyla göçer.
Son sözü ne gölgeler söyler artık, ne de bu şehir;
Asıl şiir, kendi karanlığında bir mum yakabilmektir.
Tamer Karakaş / Kastamonu
05.08.2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.