1
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
92
Okunma
Avuçlarımda cam kırıkları,
Senin "yalancı" diyen bakışlarına çarptıkça kanıyor.
Savunması elinden alınmış
bir sanık gibiyim;
Gözlerinde kurulan mahkemede,
Sesim, önyargının gürültüsünde boğuluyor.
Bir uçurumun kıyısında el ele tutuşurken,
Sen elini çektin, ben boşlukla baş başa kaldım.
En çok güvendiğim dağın karlarında
üşürken,
Kendi gerçeğimi,
senin şüphenin gölgesinde yitirdim.
Sahi, ben mi bir yalanı inşa ettim,
Yoksa sen mi zihninde,
Beni kendi karanlığına hapsettin?
İnanmanı istemiyorum;
Çünkü...
İnanmak, senin lütfun olamayacak kadar değerli.
Sana anlatacak,
seni ikna edecek
tek bir kelimem kalmadı.
Bülbülü kargayla, gülü çöplükle,
Beyazı karayla lekeleyemezsin;
Zamanın en saf yerinde kirlettiğin her an,
Beni sana değil, kendime yabancılaştırdı.
Geriye kalan;
Koca bir hayal kırıklığı,
Yenilir yutulur olmayan bir yanılgı,
Şunu sakın unutma:
Sen beni kendi terazinde astığın için,
Ben suçlu olarak ölmüyorum.
Beyazlar karaya döndü,
Bir aşk daha şüphenin uğrunda
yavaşça gömüldü.
Bu büyük enkazı, sana bıraktığım yerden izliyorum;
Sana son bakışım, sana son sessizliğim.
Usulca "git" dediğin yerden izlerini takip edip uzaklaşıyorum.
Şimdi sadece senin vicdansızlığının
Kara lekesinde
hakikatini görmediğin vebalde
belkide ağladığın o ıssız gecede
Ölürken söylediğin o son hecede yaşıyorum
Seni Rabbim affetsin ben affedemiyorum....
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.