1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Döktüğüm yaşlarda boğulurdu dünya,
Mahşer gününü beklerim, elbet kurulur divan.
Gençliğim kül oldu zaten bitti bu rüya,
Hesabımı sorar rahman , gelince ilahi an.
Kandırılan kalbim sessiz bir nehir,
Sevda diye bana sunduğun ihtişamlı zehir,
Yıkılır başıma koskoca şehir,
Feryadım arşına ulaştığı an.
Çıktığım yokuşlar uçurum şimdi,
Sırtımdan vurduğun o kurşun da kimdi?
İçinde fırtına, boran , susup dindi mi?
Adalet mizanı tarttığı o an.
Önüme dikilen dağlar çetindir aşılmaz,
İlahi hükmün o sırrına inan varılmaz,
Kul hakkı kalır da, hesap sarsılmaz,
Terazi kılı kırk yardığı o an...
Gözümden damlayan her damla kordu,
Sordun mu kendine bu yürek ne oldu?
Dünyada kaçtığın o sual zordu,
Gözlerin gözüme çarptığı o an.
Al fistan giydirdin kara bahtıma,
Zulümle oturdun gönül tahtıma.
Sığındım Rabbimin yüce ahdine,
Mühürler ağzımıı kapattığı o an.
Avunma dünyada kaldın diye kâr,
Mazlumun ahında gizlidir kahhar.
Geçilmez o surlar, o dik uçurumlar,
Sırat gibi önüne birer birer çekildiği an.
Ömrümden çaldığın o masum çağlar,
Hesap günü gelir, yakanı bağlar.
O gün kibir susar, o zalim gönlün ağlar,
Hakkın emaneti sorulduğu an...
Cehennem olur o güvendiğin her han,
Ne bir çıkış kalır, ne mühlet, ne aman!
Yıkılır tahtın, kesilir o ferman,
Rabbimin adaleti vurduğu an!
Bilemedin kıymetini , canına can vereni
Yuttu nefsin tüm iyiliği kuruttu
Sanma ki kul unutunca rabbinde unuttu
Eyvahhh! Edeceksin ahım tuttuğu an....
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.