0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
25
Okunma
Işığın şavkıyla boyandı fezâ,
Göz süzdü perdeden, can buldu o nur.
Uzaklaştı kalpten her türlü cezâ,
Eğildi önünde o mağrur gurur,
Nura eren kulda ebedi huzur.
Sırrın deryasından sızan zerre tek,
Yakar dünyalığı kül eyler geçer.
O nurla donanır gökte her melek,
Kaderi yazan zat bir mizan seçer,
Nurdan şerbetini Arifler içer.
Karanlık gecenin bağrını yaran,
Şafak vaktindeki o kutlu şavk mısın?
Sensin her gönülde menzili saran,
Yoksa sen kalpteki o hakiki aşk mısın?
Gönülleri saran o gizli sır mısın?
Gözün göremediği o gizli rüya,
Kalbin gözü ile aşikâr olur.
Güneş sararıp da dönünce suya,
O nurun rengini şu cihan bulur,
Kötülük denizlerini iman kurutur.
Güneş sönük kalır o saf nurdan,
Ay utanır bakar, gizler yüzünü.
Bir damla sızınca yüce perdeden,
Aydınlatır kulun batın gözünü,
Nura gark eyler o sadık özünü.
Arş-ı Alâ’dan bak, dökülen nehir,
Kalplerin pasını yıkayan bir su.
O nurla temizlen, kalmasın zehir,
Dağılsın ruhun o gafil uykusu,
Sarsın her yanını cennet kokusu...
Ufuk Güney
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.