4
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
134
Okunma

/bir kuşun göğsünde saklı kalan gökyüzüydüm kimse bilmedi/
senden sonra
şehirlerin taş hafızasına karıştı adımlarım
hangi sokağa dönsem
yarım kalmış bir cümlenin gölgesi uzanıyordu önümde
bir ağacın kuruyan kabuğunda
bir duvarın dökülen yüzünde
bir kuyunun karanlık dibinde
aynı eksiklik
aynı sessiz yankı
oysa ben
bir kez olsun
gözlerinin değdiği bir güne karışmak istedim
ne taçlar düşledim başıma
ne de çağların unutmadığı bir saltanat
yalnızca
iki insanın arasında kurulabilecek en kırılgan köprüyü
taşımak istedim
fakat
vakit pas tutmuş bir anahtar gibi
döndü durdu avuçlarımda
kendi içine sürgün edilen bir yolcu gibi
aynı boşluğu dolaştım durdum
/ay çatlamış bir mühür gibi asılı kaldı göğün alnında/
ve ben
her şeyin dağıldığı yerde
seni toplamaya çalıştım
bir bakışından kalan tortuyu
bir gülüşünden düşen gölgeyi
bir susuşundan kalan sızıyı
ne zaman adınsız bir akşam inse çatılara
bir pencerenin buğusuna dönüşürdü içim
orada sessizce çoğalırdı yokluğun
kıyısında ot bitmeyen bir deniz gibi
derin ve erişilmez
aynı göğe bakan iki yalnızlık gibi
bazı insanlar görmeden yerleşir insanın kanına
bazı hasretler anlatıldığında eksilir
bazı sevgilerse sustuğu yerde tamamlanır
/ben seni adı konulmamış bir mevsim gibi
hep taşıyacağım içimde/
Ayfer Aksoy
11 Haziran 2026
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.