0
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
588
Okunma
Sokaklar bir bilmece, her köşe ayrı masal,
Yürürüm arkasından, sanki büyülü bir iz.
Zamanın ötesinde, her duygu öyle kutsal,
Bu sonsuz karanlıkta sanki tekiz ikimiz
Bir fısıltı dolaşır, lambanın gölgesinde,
Sanki yorgun adımlar bir maziye seslenir.
Karanlığın o dilsiz, o soğuk nefesinde,
Avare gönüllerin hıçkırığı beslenir.
Ne bir ışık, ne bir ses, her taraf duman duman,
O esmer silüetin peşinde kaybolmuşum.
Sanki durmuş göklerde, akıp giden o zaman,
Ben bu gece yolların dert ortağı olmuşum.
Yürüyorum durmadan, adımlarım ağırlaşır,
Her taşın üzerinde o sevdanın izi var.
Karanlık dalga dalga, ruhumla fısıldaşır,
Sanki her köşede bizi gözleyen biri var.
Bir lambanın altında durup soluklanırım,
Gölgesine sığınan kaç avare aşık var?
Ben bu boş sokaklarda kime ne anlatırım?
Beni ancak bu dilsiz, taş kaldırımlar anlar.
Evlerin gözü kördür, pencereler kapalı,
Sadece ikimizin gölgesidir konuşan.
Bu öyle bir sevda ki, kalbi kırık, yaralı,
Kaderin çizgisiyle loş yollarda buluşan.
Sokaklar dilsizleşti, sustu o gizli davet,
Geriye sadece ben ve gölgem kaldı yine.
Kaldırımlar üstünde baş başayız nihayet,
Sokuluruz gecenin o siyah dehlizine.
Geceyle kenetlenir içimdeki bu sızı,
Sanki gökte yıldızlar birer birer dökülür.
Ararım karanlıkta o kaybolan yıldızı,
Her solukta içimden bir şeyler sökülür.
Adımlarım büyütür içimdeki boşluğu,
Her köşede yankılanır suskunluğumun sesi.
Sokaklar bana verir bu zamansız sarhoşluğu,
Kesilir göğsümde eski aşkın son nefesi.
Ay bile saklanmıştır bulutların ardına,
Küsmüş gibi bu gece benim bu efkarıma.
Kimse merhem olamaz bu gönlümün gamına,
Yazılmıştır bu yalnızlık benim kaderime.
Şimdi bir yabancıyım kendi doğduğum yerde,
Sokaklar tanımıyor, yüz çevirmiş taşları.
Kapanır gözlerime simsiyah kalın perde,
Dindirmez bu karanlık dökülen gözyaşları.
Sessizlik bir çığlıktır, kulakları tırmalar,
Her köşebaşı şimdi bir uçurum kenarı.
İçimde geçmişten kalan o eski yaralar,
Sarmalar bu geceyi, bu dertli sonbaharı.
Işıklar tek tek söner, şehir teslime geçer,
Geriye sadece bu sonsuz boşluk kalır.
Yorgun ruhlar kendine kuytu bir ferman seçer,
Ölüm bile bu yolda benden bir parça alır.
Ne gelen var maziye, ne giden var yarına,
Sokaklar bize ait, biz sokaklara mahkum.
Başımı yaslamışım gecenin duvarına,
Savrulur rüzgarda o aşktan kalan bu kum.
Ve artık sabah yakın, çöker son bir sessizlik,
Kaldırımlar uyur, ben hâlâ yürüyorum.
Biter bu yürüyüşle içimdeki kimsesizlik,
Kendimi bu yolların koynuna veriyorum.
Ve sonunda tükenir bu yolların ucu da,
Sokaklar bitti derken başlar yeni bir gece.
Ruhum hâlâ o esmer silüetin avucunda,
Bu şehir, bu kaldırımlar bitmeyen bir bilmece.
redfer
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.