1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Ey gönül, sen kendini ten sandın da darlığa düştün,
Bir damlaydın, Okyanusu unuttun da ayrılığa düştün.
Ben diye çağırdığın ses, O’ndan başka kim idi?
Aynalarda yüz ararken kendi hicabına düştün.
Her zerrede bin güneş var, gören göz gerek ancak,
Toprağa bakıp da yalnız çamur sanıp geçtin.
Aşk bir ateş değil yalnız; varlığı kül eden sırdır,
Kül olmayı bilmeyince ne çok yandın, Alevi kutsal gören cahile döndün.
Bir kuş geçti iç semâdan, kanadında “Hû” sesi,
Onu bile Duymadın; çünkü dünyanın gürültüsüne meylettin.
Ey yolcu, yollar çok görünür, menzil ise birdir,
Adım adım kendi benliğininden çıkıp hakikate yöneldin.
Ne Kâbe uzak bir taş ev, ne göklerde gizli sır;
Aradığın kapı sensin, eşiğinde bekledin Durdun.
Sus şimdi…
Çünkü hakikat, kelâma sığmaz çoğu zaman;
Deniz kudretini anlatmaz, içinde kaybolup giden onu iyi bilir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.