1
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
139
Okunma
geceyi baştan diktim sana
söküğü yıldızdan ipliği suskunluktan
adını söylemedim
çünkü bazı isimler ağza değince kanar
bir pencere bıraktım içimde
perdesi rüzgarla konuşan
oradan sızdı çocukluğum
dizleri toz avuçları boş
boşluğun neye benzediğini erken öğrenmiş
ceplerimde çınlayan bir şey vardı
para değildi
kırık bir yaz günüydü belki
ya da annesiz kalan bir akşam
kral yolu taşlıydı
taşlar saymayı bilirdi
her adımda eksilen bir şey
her susuşta büyüyen
bir mendil yoktu artık
yerine katlanmış mahcup bir bakıştan
yastık yaptım başıma
uykum hafifti
en küçük sesle kaçmaya hazır
duvarlar konuşmaz sanırdım
oysa hepsi ezberledi seni
kapı kolları soğuk
ışık sertti
bir ev değil
bekleme odasıydı dünya
ve tam orada
bir sokak lambasının titreyen sarısında
bir kediyle bir kaplumbağa
aynı gölgeye sığdı
zaman durdu
kalbim ilk kez acele etmedi
sonra büyüdüm
büyümek dedikleri
yarayı cebimde taşımaktı
insanların içine bakmayı öğrendim
çünkü senin dışında kimse benimkine bakmamıştı
her ağrıda kalbimi sesine bastım
kan durmadı ama ses kesildi
bir harf koydum önüne
bir harf daha
kelimeler değil
nefesler dizildi yan yana
şimdi yazarken
kimse bilmez
mürekkep değil akan
içeride hala yürüyen
o küçük çocuğun
ayak sesleri
ve kalem değil yazan
kaburgam
çatı yerinde duruyor
ama yağmur yağınca
ilk ben ıslanıyorum
şimdi şiir bitti sanma
biten sadece nefes
ben devam ederim içimde
kırmızıdan yeşil bir dünya kurarım ikimize
mumun bittiği yere kadar
Bana baktığında aydınlansın yüzüm..Aydınlansın yüzün..Aydınlansın yüzlerimiz..🥹🥰
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.