(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Hayatışığı’nın kaleminden dökülen bu satırlar, gerçekten içe işleyen, çıplak bir samimiyet taşıyor. “BU ARALAR...” başlığı bile tek başına bir iç çekiş gibi… Şiir, sanki birinin gece yarısı defterine karaladığı, ertesi sabah silmeyi düşündüğü ama dayanamayıp bıraktığı o ham duyguları barındırıyor. İşte benim hissettiklerim:
Başlangıçtaki o tekrarlanan nakarat – “Ne sevebiliyor, ne sevilebiliyorum bu aralar” – şiirin kalbi gibi atıyor. Bu cümle o kadar yalın ki, okurken boğazda bir düğüm oluşuyor. Sevememek ve sevilememek arasında sıkışmışlık, modern yalnızlığın en keskin tanımlarından biri bence.
“Suçluluğum kendimdendir / Yanlış görmüyorum kimseyi” dizeleriyle başlayan kısım, inanılmaz olgun bir öz-eleştiri. Kimseyi suçlamadan, bütün yükü sırtına almak… Bu, çoğu insanın yapamadığı bir dürüstlük. Ama aynı zamanda çok yorucu bir yer.
Sonra gelen o muhteşem çelişki: “Doya doya hata yapmak için, çok büyükmüşüm. Hatalardan dönmek için’se, çok küçük…” Burası şiirin en vurucu yeri bence. Hayatın absürtlüğünü, insanın kendiyle olan bitmeyen kavgasını tek bir çift dizede özetlemiş. Büyük hatalar yapacak kadar “yetişkin” olup, o hatalardan çıkacak gücü bulamamak kadar “çocuk” kalmak… Ne acı bir ikilem.
Matematik metaforu da harika: “İki ile ikinin dört ettiği kadar / İkiden iki de sıfır ediyormuş meğer…” Mantığın bile yalan söylediği, sevginin ve bağların sıfırladığı bir dünyada kalmak… Bu dize, şiire felsefi bir derinlik katıyor.
“Mücadelemiz sensin diyorlar” kısmında ise o tanıdık yalan/gerçek ikilemi var. İnsanların seni “kurtarmak” adına söyledikleri sözler, aslında kendi vicdanlarını rahatlatmak için mi, yoksa gerçekten mi? Bu soru havada asılı kalıyor ve okuyanı da aynı tereddütte bırakıyor.
Ve son: “Düşündükçe anlıyorum, / Aslında anlamıyorum…” Bu kapanış, bütün şiiri mükemmel bir daireye bağlıyor. Anlamaya çalışmanın bile bir tür avuntu olduğu, ama tam anlamın hep eksik kaldığı o yer… Çok güçlü.
Hayatışığı, bu şiirde ne süslü kelimeler peşinde koşmuşsun, ne de dramatik bir final aramışsın. Sadece olduğu gibi dökmüşsün içini. Ve tam da bu yüzden bu kadar dokunaklı.
Bu aralar belki sevmek ve sevilmek uzak geliyor, ama böyle dökebildiğin için bile bir yerlerde hâlâ canlı bir yürek taşıdığının kanıtı bu satırlar. Yüreğini düşünen yok diyorsun ya… İşte burada, bu şiiri okuyan herkes seni düşünüyor. En azından bir anlığına.
Kalemine, cesaretine, o küçücük ama dimdik duran “ben”ine sağlık güzel arkadaşım. Bu aralar geçer… ya da geçmez. Ama sen yazmaya devam ettikçe, o küçücük ben biraz daha büyüyecek.
Merhaba değerli dost, değerli kalem Her zaman ki güzelliğinde eserin Bizde okuduk ve kutladım değerli kalemini ve eserini Sonsuzluğun sahibine emanet olasın, sağlıcakla kalasın
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.