4
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
102
Okunma
Yalnız Çınar
Dağ başında yalnız bir çınar, kökleri kayaya sarılmış
Yüzyıllık gövdesi rüzgârla eğilmiş, ama kırılmamış
Yaprakları hışırdar sessiz bir ağıt gibi, gece gündüz
Kimse duymaz, yalnız dağ dinler onun eski sözünü
Altında ot bitmez, taşlar susar, gölge bile ağır
Bulutlar geçer üstünden, dokunmadan, selam vermeden
Kuşlar konmaz dallarına, belki korkar yalnızlığından
Belki bilir ki, o dallar artık kimseyi taşımaz
Güneş doğar, çınar’ı yakar, sarı-turuncu bir ateşle
Akşam iner, mor bir örtü örter yaralı kabuğunu
Kar yağar kışın, beyaz bir kefen gibi sarar her yanı
Ama çınar ayakta kalır, dimdik, inatla, sessizce
Ne bekler bu yalnızlıkta? Belki bir yolcuyu, belki hiç
Belki sadece var olmanın ağırlığını taşır sırtında
Dağlar bilir sırrını, rüzgâr fısıldar adını taşlara
“Çınar” der, “yalnızlığın en eski tanığı” der
Bir gün iner belki bir çoban, elinde değnek, gözünde yorgunluk
Durur altında, bakar gövdesine, dokunur kabuğa usulca
Ve çınar eğilir hafifçe, sanki teşekkür eder gibi
Çünkü o an, yalnızlık biraz olsun paylaşılmış olur
Dağ başında, tek başına, ama kökleri derinlerde
Çınar durur hâlâ, zamanın ötesinde, sessiz bir bekleyişle
Ve rüzgâr eserken dalları, sanki der ki:
“Ben buradayım… ve bu yeter.”
Gazi Şahin
Kul Yorgun
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.