12
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
171
Okunma

Zihnimin kıvrımlarında sana dair ne varsa topladım bu gece;
Bir kentin bütün ışıklarını söndürdüm, içimdeki karanlık galip gelsin diye.
Sen gidince odalar daraldı, tavanlar çöktü üzerime,
Ben o enkazın altında, seni değil, sende bıraktığım kendimi aradım.
---
Bir saatin zembereği boşalmış gibi, durdu hayatım o son bakışında. Yelkovan akrebe küs, zaman ise ikimize birden yabancı artık. Tamamlanmamış bir cümlenin sonundaki o çaresiz üç noktayım şimdi,
Söylenecek çok şey var ama nefesim yok seni tamamlamaya.
---
Avuçlarımda hala senin sıcaklığın var sanıyorum, rüzgar değdikçe üşüyorum.
Hangi aynaya baksam, kırık dökük bir adam çıkıyor karşıma
Gözlerimdeki o fer sönmüş, ferahlık bir masal olmuş çoktan.
Sen benim en güzel manzaramdın, şimdi baktığım her yer uçurum.
---
Bir denizin ortasında dümensiz kalmış bir sandal gibiyim,
Dalgalar sitem dolu, martılar ise senin adını fısıldıyor kulağıma
Kıyıya vurmak da istemiyorum artık, sen yoksan o limanda,
Bırak bu sular boğsun beni, senin yokluğundan daha acı değil ya...
---
Mektuplar biriktirdim sana, hiç gönderilemeyecek pullar yapıştırdım üzerlerine. İçinde sadece sustuklarım var, hıçkırıklarımın kağıda dökülmüş hali.
Okursan kanar dizlerin, dokunursan yanar ellerin,
Çünkü bu şiir değil, bir ruhun parça parça dökülüşü.
---
Kaldırım taşlarını sayıyorum geceleri, Sanki her biri senin bir adımınmış gibi. Seninle yürüdüğümüz o yollar şimdi birer mayın tarlası kalbimde;
Nereye bassam bir hatıran infilak ediyor,
her yerim yara bere içinde.
Meğer insan sevdiğinden değil,
En çok sevilmediğinden yaralanırmış.
---
Kitapların arasından fırlayan bir fotoğraf karesinde hapsoldum kaldım.
Orada hala gülüyoruz, orada hala dünya dönüyor sanki.
Oysa gerçek şu ki; o karedeki adam çoktan öldü,
Şimdi onun cesedini taşıyorum bu hayatın hengamesinde.
---
Yarım kalmış bir tablonun en hüzünlü rengiyim ben,
Ne maviyim tam olarak, ne de siyahın ağırlığını taşıyabiliyorum.
Bir fırça darbesiyle silinip gitmeyi bekliyorum bu tuvalden,
Çünkü senin olmadığın hiçbir renk yakışmıyor bu hayatın fonuna.
---
Sesini unutmamak için geceleri rüzgarla pazarlık yapıyorum.
Onun gibi es" diyorum, "onun gibi fısılda unuttuğum o kelimeleri ama Rüzgar bile senden daha vefalı çıkıyor;
O en azından geliyor, sen ise sadece gidiyorsun...
---
Hangi dua kurtarır beni bu sensizlik cehenneminden?
Hangi tövbe kabul eder senin için döktüğüm bu günahkar yaşları?
Kendi içinde mülteci kalmak neymiş, senden sonra öğrendim;
Vatanım senin kalbindi, şimdi her yer gurbet, her yer sürgün.
---
Eskimiş bir hırka gibi kenara atılmış hayallerim var şimdi. İlmek ilmek sökülüyor umutlarım, her gün biraz daha azalıyorum.
Sen tam bir hayat kurmuşsun kendine, yeni insanlar, yeni gülüşler
Ben ise o eski evin, paslı anahtarıyım, kimsenin açmaya yeltenmediği.
---
Sen giderken sadece bir boşluk bırakmadın arkanda;
Bütün kelimelerimin şah damarını kesip, beni kendi dilsizliğime gömdün.
Şimdi ne tamım, ne de yarım...
Ben, senin gidişinle imzalanmış
o soğuk "yokluk kararnamesiyim."
Hakkımda verilen hüküm kesin:
Seni bir ömür boyu, içimdeki bu mezarda sağ taşımak.
Güle güle git diyemem;
Zira insan, kendi katiline ancak böyle dilsiz bir sitemle bakabilir.
Cemre yaman
5.0
100% (16)