1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
107
Okunma
GİDİŞAT NEREYE?
Bu gidişat nereye? Son durak neresi?
Servislere sığmıyor yolcuların cümlesi.
Kaptan güvenli değil, araç ise rotasız;
Toprağı verimsiz, vadileri pek susuz.
Gökkubbe hüzünlü, dimağlar çorak;
Çağımız insanlığının düştüğü hâle bak!
Arkasından koşuyor şuursuz bir izanın,
Aslını unuttuk sanki o şerefli insanın.
Bilgi akar seller gibi ama irfan nerede?
Kim kimi anlar ki böyle bir hengâmede?
Bilim, teknoloji koyduk medeniyetin adını;
Sunamadık insanlığa mutluluğun tadını.
Eşya oldu efendi, bizler olduk hizmetkâr;
İnsanlık ailesi kendi mezarını kazar.
Dünyamız kaybolan fıtratını arıyor,
Ortam çok karanlık, gittikçe kararıyor.
Gidilen yol yanlış, bu çırpınış boşuna;
Aklı olan düşmesin bu girdabın peşine.
Vicdan bir fısıltı, yankısı az duyulur;
Merhamet can çekişir, nefesleri sayılır.
Yığınlar kör olmuş, kulaklar sağır;
Sona doğru yaklaşır her lahza ağır ağır.
Sarpa sardı insanlık, işler karıştı iyice;
Düzlüğe çıkmak için gayret lazım epeyce.
Çare nedir derseniz; fıtrata geri dönmek,
Son nefesi vermeden tövbeyle yenilenmek.
Unutma ki dünyalıklar gaye değil, vasıta;
Onu gaye edinmek yapılan en büyük hata.
Rabbim biz kullarını bu hatadan döndürsün,
Hakkı hâkim kılarak insanlığı güldürsün
5.0
100% (1)