İçimdeki boşluğun yönsüz tarikatı, Bir alaca sembolü. Sesler içimde kırılıyor; Rüzgârın bayrağına salınan her nesnede üşüyor sözcükler. Avuçlarımda bir seyyah göçü, İtelerken yüzümü.
Ayyuka incelmiş mağrur uçurumların; Kendime kalan mevsimi. Avare bir sokağa çıkıp, Dinleyelim rüzgârın deli sesini, Çınlayan bir nida ile. Nice yolculuklarda, Kayıp gölgelerden süzülen saf bir iklim. Yüzümde yitirdiğim güneşin sis kavmi, Kapandı yağmurun şarkısı, O lambanın gölgesine; Çağrılmış ırmaklar gibi...
Bir akşam duası esiyor, Uykusu uyumuş bir uğultuya. Ah bu incinmiş seslerin manolya kokusu, İçinden geçtiğim suyla, Sakla öykümü düşlerin kızıl tavrına.
Çıplağında gümüşün bulanık sükûtu, Dışardan içeriye akan saatlerin tılsımı, Bir vaktin tuhaflığında Ay soluğu. Derin siyah boşlukların ürperen soyu, Sessizliğimin imlası karışmış Bir ışığın bıçağına.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
İnsanın iç dünyasındaki karmaşayı, yalnızlığı ve arayışı çok derin ve şiirsel bir dille anlatmış kalemin. İmgeler güçlü, duygular yoğun ama abartısız. Hüzünlü ama umutlu bir sessizlik var içinde. Son dize, "Yak gecenin kalbine bir fener," hem şiirin hem de ruhun karanlığına küçük ama anlamlı bir ışık yakıyor. Sessizce dokunuyor insanın içine. Kalemini okumak ruhuma iyi geliyor. Nicelerine şiir ola.
İçimizde taşıdığımız en eski ülkedir boşluk.. Hiçbir haritaya sığmaz, hiçbir dile sığmaz. Ama şiir dediğimiz o boşluğun dili olmayı başarmıştır her zaman. Şair o dilin suyunda kulaç atarken hem kaybolur hem var olur. Şiir bir kaybolma sanatıdır.. bulmanın değil, aramanın dilidir. Geri çekilmenin değil kıyıya vurmanın dilidir.
Her şiir biraz da dua gibidir. Bir akşam duası… İçinde hem umut hem teslimiyet barındıran bir fısıltı. Sadece Yaradana değil, insanın kendine de ettiği bir yakarıştır. Rüzgârın sesiyle karışır, manolya kokusuyla örtülür. Şiir, sadece duymakla değil, koklamakla, dokunmakla, sezmekle okunur. Her dize bir başka hissin penceresidir.
Bazı sessizlikler duymadığınız hâlde içinde bir şeyleri yıkar. bir rüzgâr gibi aniden gelir, süzülür, sürünür ve dokunur. Kimse görmez ama siz onun geçtiği her yeri tanırsınız. İçinize çöken boşluk aslında varlığın kendisidir. Görünmeyen yüzüyle, sezgilerle şekillenir. Şiirin ruhu da böyle değil midir? Görmediğimiz ama içimizde tanıdığımız bir varlıktır o.
Bir an geçer yüzümüzden. Hangi mevsimin uğultusu olduğunu bilmeyiz. Belki sonbaharın içe çeken vedası, belki de ilkbaharın tutuk sevinci… Ama şiirin dili her mevsimi kendi içine alır. Çünkü şiir, zamanın lineer akışını reddeden bir olgudur. O yağmurun başladığı ve hiç dinmediği bir anda kalır bazen. Bazen de boşlukta donmuş bir nida gibi durur öylece.
Bir lambanın gölgesine kapanmak ne çok şeyi anlatır aslında. Aydınlık sandığımız her şeyin bir karanlıkla dengede durduğunu fark ederiz. Şiir, bu dengeyi bilir. Karanlıkla konuşur ama ışığa doğru eğilir. Çünkü sözcükler hem gizleyenin hem de açığa vuranın çocuklarıdır. Işığın bıçağıyla kesilir her harf, her imge biraz kanar. İşte o kan şiirin mürekkebidir.
Evet, yakılsın gecenin kalbine bir fener. Evet, çünkü karanlıkta görmek için ışığa da şiire de ihtiyacımız var.
O ışık, sözcüklerin en derin köşelerinde saklı. ve o feneri yalnızca içimizde yanan bir suskunlukla bulabiliriz.
Sessizliğin imlası, şiirin kendisidir. Tesbih şairimin kalemi kelimeleri değil duyguları da ehlileştiriyor. Senin şiirin insanın içindeki boşlukla konuşma biçiminin kendisidir.
Bir dizeyle mevsim değiştiriyor, bir kelimeyle de içimizdeki eski bir yarayı sarıyorsun.
Dolmaz hiç bir sözle hiç bir yüzle,adını anlam koyar arayış koyar,sevgi sanır bazen,ne menem bir çizgidir varlıkla yokluk arasında,bazen uzar gider zaman içinde,içtendi,şiirdi,tebrikliyorum çokca...
Her zaman ki gibi kendi tarzınızda gönlünüze gelen o içten samimi duygularınızı beğeniyle okudum kaleminiz hiç susmasın selam ve sevgilerimle sağlıcakla kalın...
“Yak gecenin kalbine bir fener.”, adeta tüm bu soyut karmaşanın içinde bir umut, bir yön arayışı niteliğinde.
Soyut imgelerle bezenmiş, yoğun bir bilinç akışı ve mistik bir atmosfer taşıyor. “İçimdeki boşluğun yönsüz tarikatı” gibi dizelerle metafizik bir sorgulama, yalnızlığın tarifi, zamanın ve varlığın çözülüşü seziliyor.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.