1
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
760
Okunma
..Bugün karanlık bir yanımı,
çorak ışığıma gebe bırakıyorum...
...
Kundakladığım yıldızlarım,
tutuyor nefesini
bir kör yanım hep ölü...
Bir garip yanım
Bir gecelik aşkların duvağında,
ihanetlerine kucak, kucak sarılı;
Bilemedim ki ben bugün
hangi limandan döneyim
Günahlarımın kaburgasından
kimlerin elinin tersine düşeyim
Aklımda eskittiğim siyahlarım,
dilimde eskilerden kırık bir ağıt
Fikrimde unutulmaya yüz tutmuş
duvarları yıkık, dökük ölüler durağım
Oralarda bıraktıklarını
geri dönerler diye bekleyenlerdenim...
Hani masumiyetin
vicdanından kanadığı,
o buzdan kor diyarlardayım...
Kelimelerimi kırk parça ettim ufalana, ufalana
Yola çıkmadan hafiflettim ben sözümün yükünü
Uçurumun çığlıklarını isyanını duymazdan gelip
Sırra varmadan öptüm, haznimin simsiyah tülünü
Kendi dallarına sarılmayı haketmiş gibi
Sızdım ben kendi ağacımın yapraklarına
Dokunmadım toprağıma, taşıma, yasıma
Serdim ben bir sevgi tomurcuğu yarınlarıma
...Sızlayan düş beyazı can tanelerimi
dokunuşlarınla avuttuğumu hatırladım sustum...
Kefenlediğim tutsaklığın
direnişlerine hep mağlubum
Savaş meydanlarında
kendi zincirlerime aşığım
Son gecemin son sabahında,
Ben kendini bilmez bir arafım
Bir perdeyim sensizliğime aralı
Karanlık benim görünmez tarafım
Arzularımın bile her tanesi, haresi sancılı
Önümde terkedemediğim kuraklığım
Ardımda sayfalarımdan yırtık bir kağıt
Bir bildiğim yer, sığındığım ölüler durağım...
Ben yokluğun hasretlerini, vuslatlarına terk edenlerdenim...
mesutkuntan
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.