ÜYELİK GİRİŞİ ÜYE OL
Anasayfa Şiirler Forum Etkinlikler Kitap Nedir? Bicümle Tv Müzik Atölye Arama Blog İletişim Yazılar
Giriş Yap Üye Ol
Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. MEVLANA Paylaş
ANASAYFA
ETKİNLİKLER
NEDİR?
TİVİ
BLOG
BİCÜMLE
ATÖLYE
ARAMA
48.115 terim terim kayıtlı.

Muhteşem yüzyıl

Muhteşem yüzyıl sizce ne anlama geliyor yada size neyi çağrıştırıyor?
Muhteşem yüzyıl terimi ANSIZIN tarafından 28.10.2011 tarihinde ekledi.
Muhteşem yüzyıl şiirleri Muhteşem yüzyıl kitabı

Yorumlar

Feyza Can 17 Ocak 2013 Perşembe  00:06:59



bastan beri hic kacirmadan izliyorum.
pargali ibrahim'in oldurulus sahnesi cok etkiledi cok..

sultan suleyman'in icinde ki huznu icimde hissettim...

tarih ogrenmek icin degil,dizi oldugu icin izliyorum.
dizilerden tarih ogrenilmez.
oyle olsaydi tecavuz gecen dizilerden tecavuz,cinayet dizilerinden cinayet ogrenilirdi..


bayila bayila izliyorum.

Angie 16 Ocak 2013 Çarşamba  15:08:55



ve evet. gençler ve çocuklar konusunda katılİyorum.
önce tanıtmalı sevdirmeliyiz. ki sonra eleştirebilelim. diğer ayak eksik olunca bu ayakla da sakatlanıyor geçmiş.
benim gerçeğim bu.



Angie 16 Ocak 2013 Çarşamba  15:00:02



Mesela dizi Osmanlı'nın yaşatılması gereken hangi değerine dil uzatmış ya da o değeri yıpratmaya çalışmış da benim gözümden kaçtı acaba? (sorumda samimiyim diğer yazdıklarım kadar)
Yani belli bir kesime diziyi antipatik yapan nedir?
Biz değil miyiz putlaştırılmaktan veryansın eden? Atatürk tabusu Osmanlı tabusu...yani doğruya doğru yanlışa yanlış demek için kaç yüzyıl beklememiz gerekiyor?
Atatürk'ün alkolünün konuşulması sakıncalıydı bir zamanlar. Hatta bu konuyla onu karalamaya çalışanlar da vardı. Ki hala mevcuttut eski etkileri olmasa da bu tarz gündemlerin. Yani haremin filmleştirilmesi Osmanlı'nın ihtişamını ve saygınlığını gölgeleyebilir mi? Yaşanmamış saymak bizi nereye götürür?
Bugün birilerinin neden asıldığını sorgulayabienin demokrasi ve hukuk adına umut olmadığını kim söyleyebilir?
Kendimizi konuşmaktan korkmanın bizi yava§lattığını ne zaman göreceğiz? Bugün ülkemizdeki etnik ve mezhep. çatışmalarının en büyü sebebi konuşamamak değil midir yanlışları?

diye uzar düşünceler.im.






M. Efruz Sermeda 16 Ocak 2013 Çarşamba  14:24:15


Bahsedilen ayrımı yapamayacak o kadar çok insan var ki..özellikle gençler ve çocuklar.
Dizinin hiç de öyle toplumda "ne tür algılamalara sebep oluruz?" gibi bir derdi yok.
"Nasıl algılanırsa algılansın, raytingi sağlam olsun yeter." e eyvallah mı edeceğiz?
İzleyici olarak "Yapım ve görsel olarak nitelikli" vasfını yeter bulduğumuz sürece diğer
boyut görece hep güdük, cılız kalmaya devam edecek.Çünkü aksi durumda seyirci için
daha fazla seçicilik, hassasiyet yapımcı içinse daha çok ter, daha fazla bilgi, daha az ticari kaygı..
yanisi uzun iş ve kardan zarar.
'İzlediği şey insanı taraf yapar' psikolojik unsurunu göz ardı etmek de kolayımıza geliyor nedense..
ya da farkında olmuyoruz izlerken.
Bu arada günah keçisi ilan edilen dizi değil burada..uzunca bir zaman bu ülkede Osmanlı günah keçisiydi.
Gösterilen tepkileri biraz da bu birikmişlikle değerlendirmeli.Bunun için sosyolog olmaya gerek yok...

Dünya değişiyor evet..değişmeyen değerleri yaşatmasını bilerek olursa değişim daha güzel olur,
dünya daha güzel bir yer olur diye umut ettik.Hepsi bu.

Ve bütün bunlar da gerçek.
Angie 16 Ocak 2013 Çarşamba  13:08:05


Ya diziyi eleştirmeyelim derken o yüzyıldaki bir saray gelenegini gözler önüne serdiği.için diziyi günah kecisi.ilan etmeyelim demek istedim. Elbette ki dizi eleştirilir. Kaldı ki ben diziye iki boyutta bakıyorum. Ve tv dizisi olarak yapım ve görsel olarak nitelikli buluyorum. Diğer boyut zaten tartışmaya açık.

Ayrıca diziyi beğenmek milli değerler konusinda hemfikir olmamak değildir. Geçmisi elestirmekle de kendimizi inkar etmiş olmayız bana göre. Ayrıca dizi de konuşulması gereken tek mevzu da harem değil. Kaldı ki bu bir Osmanlı gerçeği.

Mesela kelle almak. Günümüzde bu da yadırganan ve onaylanmayan bir durum. O zaman uygulanmış olması Osmanlı'yı nasıl cani yapmıyorsa harem de uçkur düşkünü yapmaz. Çünkü o yüzyıl anlayışıyla yaklaşmak gerekir. Bu yüzyıldan bakınca zaten çok şey yanlış. Yani dünya değişiyor. Gerçek bu.



M. Efruz Sermeda 16 Ocak 2013 Çarşamba  10:54:42


nâ-gehân'ın verdiği bilgiler için teşekkür ediyor ve fikirlerine katılıyorum.
Dönemin eleştirilip de dizinin eleştirilmemesi teklifini de doğru bulmuyorum..zira bu teklif söz konusu
dönemin, aynen dizide anlatıldığı gibi olduğu varsayımına dayanıyor ki bu, başka fikirlere kapalılığını çok belli ediyor.
Böyle bir durumda hakikate ne kadar ulaşabilir, ne kadar vuzuha erebiliriz ki!

Bir milletin tarih bilincinin oluşması, gelecek nesilleri adına oldukça önem arzeder.Tarihi olaylardan söz ederken
başvurduğunuz kaynaklara dikkat etmeniz, tarih biliminin ciddiyetine, en azından hakikate yapacağı katkılardan dolayı
saygı duymanız gerekir.Bu sorumluluğu taşımıyorsak; amacı zaten çıkacak karmaşadan, dezenformasyondan nemalanmak
olan kesimlerin işini kolaylaştırmak bir yana, bizden sonraki kuşağın yapacağı muhtemel birçok hataya da ortak oluruz.Milli değerlerimizle, kendi öz kaynaklarımızla konuşup anlaşamıyorsak bunu yapması için başkalarından mı medet bekleyeceğiz?
Batı kendi hatalarla, kan,zulüm ve haksızlıklarla dolu tarihini Holywood'la, sanal yumurtlamalarla bir gerçeklik kazandırıp, aklamaya çalışadursun bizde daha kendi tarihçilerimizden Osmanlı arşivlerinden fersah fersah uzakta -doğal olarak Osmanlıcayı bilmeden ve daha pek çok donanım eksikliğiyle- gidip Bernard Lewis'ten, maşa olarak kullanılması muhtemel pek çok oryantalistten alıntılar yaparsa, kendi tarihini inkar eden, afedersiniz hatta kendi tarihine küfreden vatandaşlarımızın çıkması anormal karşılanmaz herhalde! Yüzleşmek zorunda olduğumuz gerçekler var..varlığın anlamlılığından, ontolojik kaygılardan bahsediyorsak, bir kimlikten, kendilikten bahsediyorsak samimi olmak durumundayız.

Ezcümle ben de bu diziyi başından beri sevmedim, sevmiyorum o kadar vesselam:))
Angie 15 Ocak 2013 Salı  19:17:04



Hiç kaçırmıyorum. Türk TV dizisine yeni bir soluk getirdiğini dùşünüyorum.
Ayrıca dizinin bir aşk dizisi olduğu unutulmamalı. Harem geleneğine zıplayanlar bunca farklı kadından -üstelik yabancı- çocuk sahibbi olunmasına ne diyorlar tarihte. O dönemin bòyle olduğu aşikar.
Dönemi eleştirelim diziyi değil. Doğruya doğru yanlışa yanlış yani.
Veeee seviyorum bu diziyi. o kadar:)

_Selcan_ 14 Ocak 2013 Pazartesi  19:18:17

baştan sona saçma , gerçekler çarpıtılıyor.
İsmail Gezer 14 Ocak 2013 Pazartesi  19:17:14

tayyip abinin ince ayar verdiği dizi..dekolteler kapanmış heralde..hürrem de hayır hasenat yapmaya başladı diyorlar.)

seyretmiyorum..

fox'taki harem ise çok harika :)

Filiz Şahin. 14 Ocak 2013 Pazartesi  17:15:37

bir tv. dizisi bir ülkenin gündemini ancak bu kadar değiştirebilir....
Aynur Engindeniz 14 Ocak 2013 Pazartesi  10:56:28

Hürrem'in "gebeğğyim vaalidem" replikleriyle ayağa kaldırdığı, Mahidevranın somurtuk suratıyla efsunlu bir hava kattığı, Süleyman'ın mavi gözlerinin "Allah Allah, gerçek padişah kara gözlüymüş ama" dedirttiği; sanat açısından bakıldığında on numara, tarihi gerçekler göz önünde tutulduğunda beş para etmez dizidir.

Ayrıca müzikleri şaheser.
simin 11 Ocak 2013 Cuma  21:13:18

tarihi dizilerden öğrenmeyi bekleyenler elbette ki çok kızgınlardır bu diziye. gerisi için bir sorun yok, gösteri dünyası.
Mehtap Yıldız 21 Temmuz 2012 Cumartesi  03:23:20

en başta dedim: ve hiç yanılmadım!

muhteşem rezillik!

meryem uzel"e çok yaradı...

çünkü artık ünlü ve çok P A R A L I


Davidoff 20 Temmuz 2012 Cuma  23:30:43

Muhteşem Yüzyıl denilince aklıma bıldırcın yumurtası, bıldırcın yumurtası denilince aklıma Muhteşem Yüzyıl geliyor. Padişahımıza hergün 21 tane bıldırcın yumurtası yediriyorlarmış :(
Noumena 19 Temmuz 2012 Perşembe  20:36:42

The Tudors diye bir dizi vardı bu diziye de oradan esinlenilerek başlanıldı. Yoksa tarihle çok çelişiyor..
Hazal Karadağ 19 Temmuz 2012 Perşembe  12:39:07



Kostümleri çok hoş sadece...
Azure_ 18 Temmuz 2012 Çarşamba  21:35:25

İlk bölümünden sonra seyretmediğim; Ecdadımın kemiklerini sızlatan,Muhteşem rezillik!!..."
deryanındenizi 17 Temmuz 2012 Salı  13:19:59

evet pargalı sevdiğine kavuşunca ilham perileri terketti onu :)ve sevgili mehtap altan hanımefendinin de dediği gibi tek gerçek aşk hürrem indi...
(( Seçil Nimet )) 16 Temmuz 2012 Pazartesi  14:37:24


Bana yapmacık geliyor...
Bir kaç kez elbette baktım ama tek konu yada ağırlıkla harem olunca vazgeçtim, tarih adına pek bir bşey yapılmamış gibi...
hüzünlerin şairi 14 Temmuz 2012 Cumartesi  11:53:03

hHAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN İĞRENÇÇÇÇ DİZİ IIIYYYY
tuvanna 20 Aralık 2011 Salı  06:28:50

adı gibi muhteşem :) her bir oyuncu ayrı muhteşem :) o ne güzel rol yapmalar :)


sümbül ağa hareketlerin beni güldürmekten öldürüyor :)
Mehtap ALTAN 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:11:12

Sema sana katılıyorum tek gerçek aşk orada Hürremin aşkı...

Garibim leo öldüğüyle kaldı:)
Mehtap ALTAN 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:10:23

Aslında bu diziyi bir dizi olarak izlersek daha iyi...

Zira o deönemi olduğu gibi yansıtmadığını biliyorum/z...
nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:04:50




Tarihçi-yazar Prof. Dr. Sait Öztürk:



Devşirilen çocukların yetiştiği yer `enderun`sa eğer, devşirilen kız çocuklarının yetiştirildiği yer de `harem`dir. Burada mesleki eğitim verilir; Kur`an öğreniminden, okuma yazma eğitimine, edep-adap kaidelerinden görgü kurallarına kadar birçok alanda eğitimler kurumsal eğitmenler tarafından sağlanır.

Cariyeler (hizmetkarlar) ücretli çalışandır. Tüm sarayın işlerine bakarlar. Sayıları 300`e kadar çıkar. Tedarik, saray mutfağı, çocukların eğitimi, bakımı, banyoların temizliği ile ilgili ayrı ayrı kurulan dairelerde çalışırlar.

Kayıtlara göre Topkapı Sarayı`nda çalışan hizmetçi (cariye) Kanuni döneminde ortalama 30 akçe ücret alırmış. Padişahın bu kadınlarla yatıp kalkması Cumhurbaşkanının Çankaya`da çalışan kadınlarla birlikte olması kadar gülünçtür.





nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:04:01


Tarihçi-yazar Yrd. Doç. Teyfur Erdoğdu:


Harem, ister İslam`a göre isterse de başka bir hukuka veya geleneğe göre `yabancılara kapalılık` arzeden bir birimdir.

Bu mekân, giremeyenlerin hayal güçlerini kullanmalarına neden olmuştur. Osmanlı`nın, Endülüslü Arapların, Çinlilerin ve Japonların muhatabı olan Batılılar da bu mekânlarda sadece harem sahibine haz verecek kadınların ve oğlanların saklandığını düşünmüşlerdir.

Harem hakkında ürün verenlerin bir kısmı haremin kıyısından bile geçmemiş olmalarına rağmen, oturdukları yerden hayal güçlerini kullanarak eserler vermişlerdir. Haremi tasvir eden çoğu kaynak Batılıların gerçekle ilgisi olmayan tablo ve gravürleridir.








nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:03:04

Tarih çarpıtılmamalı

`Sekiz Ülke Sekiz Yönetmen Sinan` belgeselinin senaristi Cihat Zembat: `Sekiz Ülke Sekiz Yönetmen Sinan` belgeselini çalışırken Kanuni dönemini haftalarca inceledik. Kanuni ve Mimar Sinan aynı dönemde yaşadılar. Ancak dizinin tarihi gerçeklerle ilgili olmadığımı söyleyebilirim.

Tarihle ilgili iş yaparken 10 defa düşünmek zorundayız. Hele ki konu Osmanlıysa... Zira bu ülkede Osmanlı hakkında konuşmak uzun yıllar sakıncalıydı.

Yeni yeni, hasret kaldığımız değerlerle yüzleşirken daha dikkatli olmak gerek. Bir dizi, kurgusaldır ama kurgunun tarihi değiştirme hakkı olmamalı.


nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:02:11


Sanat tarihçisi Prof. Dr. Selçuk Mülayim:

Harem, Osmanlı kültür dünyasının en bilinmeyen kısmıdır. Oraya giren kadın sayısı bile çok azdır. Oryantalist vurgulara dayanan bir harem imajı var. Dekolteli dolaşan kadınlar, havuz başlarında oturan kadınları resmeden gravürlerle dolu her yer. Elbette böylesi daha fazla reyting yaptırır, ancak tarihi gerçeklere de dikkat etmek lazımdı. Dizide kimse saç tıraşlarına dokunmamış.
Bu bir çelişki. Ayrıca o dönemde hiç kimse padişahın karşısına kavuksuz şekilde çıkamazdı.


nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  10:01:15


Harem eğlence yuvası değildi

Osmanlı uzmanı Prof. Dr. Abdülkadir Özcan: `Devşirme` tabiri, insan kaynağı sağlamak amacıyla gayrimüslim nüfusla yapılmış hukuki geçerliliği olan gönüllü sözleşme anlamını taşır. Osmanlı nüfusunda sadece Müslümanlar yaşamadığından, ancak hizmetler de tüm imparatorluğa götürüldüğünden devşirme sistemi uygulanmıştır. O dönemde çocukların zeki olanları saray ve enderuna eğitim için verilirdi. İslam hukuku çerçevesinde gayrimüslim toplumla yapılan gönüllü bir anlaşmadır bu. `Harem`deki cariyeler devşirmelerin kadın kısmıdır. Sarayda eğitim gören kız çocuklarıdır.


Dizide gösterildiği gibi eğlence yuvası değildir.

nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  09:59:17



Bilinmeyen Osmanlı` kitabının yazarı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz:

Kanuni Sultan Süleyman tarih, edebiyat ve dini bilgilerin yanında askeri alanda da yoğun bir eğitim dönemi geçirdi. Şebinkarahisar, Kefe ve Manisa`da valilik yaptı. Kanuni`yi, Venedik elçisi Bartelemeo Contari şöyle tanımlıyor: "Çalışmaya düşkün; bütün insanlar onun hükümdarlığında iyilik ümit ediyor." İmanı kuvvetli bir alimdi. Divan Edebiyatı`nın en fazla gazel yazan şairi rekoru hâlâ Kanuni`de. Ondan bize 2 bin 779 adet gazel ulaştı. Çok az uyuyan, geceleri ibadetle geçiren, gündüzleri meydanlarda olan bir padişah... Ölümü de savaş meydanında olmuştur.






ANSIZIN 31 Ekim 2011 Pazartesi  09:54:54

Hürrem'in 20 bölümde 3 çocuk nasıl doğurulurun örneğini verendir.
Angie 31 Ekim 2011 Pazartesi  09:47:29


Süleyman bu hızla giderse filme "sülüman'ın kadınları" diyeceğim neredeyse.

Bi de ah pargalı vah pargalı hani ay ışığında keman çalmalar filan? hııı nerde? nerde o edebî sözler içeren mektuplar? hani romantizm?

Süleyman'a bişe demiyorum artık zaten.

Tek gerçek aşk Hürrem'in aşkı resmen.
Mehtap ALTAN 31 Ekim 2011 Pazartesi  08:38:50

Bir de şu YASAKKK derken ki gözlerindeki özgürlük çağrısı yok mu Hürremin :)
nâ-gehân 31 Ekim 2011 Pazartesi  08:34:54



hakkını yemeyiniz pargalının ANSIZIN artık keman da çalmıyor ...
Mehtap ALTAN 31 Ekim 2011 Pazartesi  08:32:15

Bu taraftan hiç bakmamıştım:)

evvet evvet aynnen öyle...

demek ne oluyormuş şiirin ölmemesi için aşka vuslat olmayacakmış...

ya da aşka vuslat için şiirin ölmesi gerekiyormuş:)
ANSIZIN 31 Ekim 2011 Pazartesi  08:30:01

İnsanın sevdiğine kavuşunca şairliğinin bittiğini gösteren dizi.
(bkz:pargalı ibrahim)
Mehtap ALTAN 31 Ekim 2011 Pazartesi  00:34:55

:))
O qué 31 Ekim 2011 Pazartesi  00:22:36

:)

pargalı sevdiğine kavuşmasaydı keşke ya
o zaman icraat çoktu şimdi ı ıhh :D
Mehtap ALTAN 31 Ekim 2011 Pazartesi  00:16:09

ben seyrediyorum...

pargalının keman ve şiir seramonisini izlemek için mi bilmiyorum ama büyük bir ilgiyle seyrediyorum üzgünüm:)
O qué 31 Ekim 2011 Pazartesi  00:01:20

eskiden pargalı keman çalardı ne güzel yaa
(( Seçil Nimet )) 28 Ekim 2011 Cuma  16:23:54




Tutku ve ihtiras rüzgarları esen bir aşk hikayesi...

Tarih marih yok öyle bişii...
Roza 28 Ekim 2011 Cuma  14:42:44

Süklüm ağa var bi de..
O qué 28 Ekim 2011 Cuma  14:11:32

-Hür rem
ba na
ma sal
an lat ma !

diye, kızınca heceleye heceleye, bol duraklayarak konuşan başrol oyuncusuna sahip bir dizi :)
Roza 28 Ekim 2011 Cuma  13:51:50

O değil de takılar var yaaaa takılaaarrr hepsi benim olsun istiyoruuuummm..
O qué 28 Ekim 2011 Cuma  13:10:02

Hürremin daima bol göğüs dekolteli giydirildiği dizi film.
ANSIZIN 28 Ekim 2011 Cuma  12:37:59

İlk başlarda pargalı ibrahimin şiirleri ile ekranlara kilitleyen ve bana göre tarihten eser olmayan bir dizi. Ama yine de izliyoruz.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.