Hâlini hiç anlatmaz ki sormasam
Ne gözyaşı,ne hasret,hepsi ardımda
Bir yanık türkü,iki de kadeh kurmasam
İlkbahar,yaz , tükendi,hazanimdayim
...
Devamını oku »
Çocuk beresi içinde üşür
İnsan dünyada kalır
Dudaklarını bırakır öpünce
Zamanın haneçeresinden geçince
Ilık meltemler yorgan gibi örter
...
Devamını oku »
Dante filmleriyle örülmüş ölüme tutkun,
Başı ağrıtan o seslerin yankısı.
Ruhun bilinmeyen ,
Daha dün çocukluğuyla silinen.
Dışarda yanmakta alevden yağmur,
...
Devamını oku »
Bana masal anlatma, gece uzun, yol yorgun,
Ne düşler avutuyor ne de eski bir şarkı.
Gerçekler içimde kurşun gibi ağır,
Bir dizeye sığmaz bu suskun ağırlık.
...
Devamını oku »
Kızının düğününden tecrübe ile son ana bırakılamayacak kadar önemliydi düğün kıyafeti.. Aylar öncesinden yine telaş başladı...O günden sonra hemen her gün şehir içi veya şehir dışı kahvaltıdan sonra bir kaç mağaza gezip dönüyordu...Düğünlerin olmazsa olmazı denilen abiye kıyafetleri kendisine zihnen hiç yakıştıramıyor, abiye dışına çıkınca özel gün değil de ya günlük ya resmi kıyafet reyonları gösteriliyordu kendisine...Ne gariptir ki aynı durumu kızında da yaşamıştı...Aslında önemli olan gençlerin mutlu olmasıydı elbet... Kayınvalidenin giyimi çok mu önemliydi sanki...İçinden ne geliyorsa o... İşte o kadar...Herkes kendince bildiğini zihninde tasarlayıp böyle olmalı diyordu, fikir almak istersen veya çoğu kez kimseden fikir beklemeden de... Neye göre, kime göre...Kızının düğününde de en yakınları eleştirmişlerdi...Zevkler ve renkler tartışılmazken bu kadar müdahale kesin tavırlı olamamasından kaynaklı olabilirdi... Varsın eleştirsinlerdi bu kez, Şimdiye kadar çevrenin değer yargılarını baş tacı ederek kendi sesini duyamaz olmuştu zaten, yeter artık dedi...yeter...Abiye adı verilen şey ya taşlı ya dantelli, tüllü ya kendisini asla içinde görmek dahi istemeyeceği ''görece'' bir tarz ve asla bana göre değil... Ben o kıyafetin içinde başta kendim olmak üzere, kimselerin yüzüne bakamam.. Düğüne uygun kıyafet diye mağazaya girdiğinde kendine gösterilen abiyelerden yüz çeviriyordu istemsiz...Bu kez kesin kararlı, kendi içi ne istiyorsa alacak ve arkasında duracaktı...Bu kararlı düşünce ile girdi ilk mağazaya. Yanına hiç kimseyi istemeden bir süre gezindi kıyafetler arasında... Bordo bir ceket, üzerinde yer yer aynı renk güpürleri olan ceket dikkatini çekti... Ceket giymek istiyordu ''evet'', iş kıyafeti gibi olmamalıydı, işte üzerindeki detaylar ile resmi görüntü özel gün havasına bürünmüştü ''evet''... Ceket boyu, kesimi... ''Evet'' dedi ''İşte bu olabilir'' ani bir hamle ile tezgahtara seslenecekti ki genç kız yanı başında...''Bu ceketin farklı renkleri var mı'' ''sarı, beyaz...'' derken ''yok yok siyahı var mı'' içinden inşallah vardır diyordu ki kız ''var'' dedi ''beden bakalım'' En hızlı biten bedendi beden ölçüsü ''evet'' bedeni de var ''süper, işte bu'' ceketi eline aldı yüzü güldü derin nefes aldı ''tek mi, takım mı'' ''bu ceketler tek ama farklı kombinler yapıyoruz'' ''hımm'' dedi ''belki böyle daha iyi oldu'' diye mırıldandı...''ceket klasik kesim, orta uzun, altına geniş paçalı siyah bir pantolon hiç fena durmaz'' ''altına siyah pantolon... diyecekken kız ''bu cekete bu pantolonu veriyoruz genelde'' ''dar kesimli siyah pantolon bu düğüne olmaz, geniş kesim olmalı'' kız o kadar hızlı ki elinde bir tık daha rahat bir pantolon ama paçası dar ''hayır böyle değil, paçası da geniş ve dökümlü bir kumaştan olmalı'' diğer elinde tuttuğunu istemsizce uzatıyor kız ''biz hep paçası dar pantolon veriyorduk'' hatice hanım uzatılan pantolondan memnun ''bundan sonra geniş pantolonla da verirsiniz artık''...Kabinde deniyor ''işte bu, modern sade ve asil... yakasına broş, geceye uygun çanta ve ayakkabılar''... Nihayet düğün günü... Davetlilerden önce masaları tek tek dolaştı, davetliler isim isim yerleştirilmiş sürprizlere karşı her masada bir iki sandalye boş bırakılmıştı...Her şey yolunda görünüyordu...Kapıya misafirleri karşılamak için dizildiler kayınvalide ve kayınpederler çok geçmeden ard arda davetliler birer ikişer veya küçük gruplar halinde salona giriş yaptı...Çok geçmeden damat ve gelin...Uzaktan gelişlerine baktı sadece, yaklaşınca gözlerini kaçırdı içinde dualarla, alkışlayarak girişlerine eşlik etti...İlk dans, davetlilerle dans, nikah töreni, düğün yemeği ardından eğlence...İlerleyen saatte dışarı çıktı hava nefisti yüreği gibi ferah, dingin...Her şey içine sinmiş biricik evladı dünya evine girmişti...Düğünden neredeyse bir hafta sonra apartman komşusuyla rastlaştı... Kızının düğününü eleştirenler arasındaydı bu kadın da...kalabalıktan oturacak yer bulamadıklarını söylemiş durmuştu... Kızının düğününde eleştiren yakın akraba, arkadaş ve genellikte eleştiri alışkanlığı yüksek olanların hepsine ''ben elimden geleni yaptım lütfen ben sorsam dahi, düğün nasıldı diye her şey çok çok iyiydi deyin'' diye tembihlemişti fakat bu kadını unutmuştu işte...''Merhaba genç kayınvalide'' dedi gülerek ''merhaba nasılsın komşum'' ben iyiyim havadisler sende gençler nasıl onlarda iyiler balayından gelip iş başı yaptılar''
''Sizin düğünde...''Düğün beni bizi mutlu etti ve her güzel şey gibi bitti gitti içim tatmin dolu darısı bekarlara ve senin çocuklarına olsun Düğün hakkında konuşup tadını zihnimdeki güzelliğini hafifletmek istemiyorum...Ama dersen ki biraz yürüyelim işte ona varım...
...
Devamını oku »
********************************
İncecikti; zarif, kuğu gibi...
Masum, tertemiz...
...
Devamını oku »
Sıcak bir akşam, rüzgâr kara
Ihlamur bahçemizde üzümüstü bülbül
Cazip olan geliyor gönlümüze
Fragman dilimizi ıslatmış
...
Devamını oku »
Üstüne çöreklenmiş ne maskaralar var!
Ali Cengiz oyunları, her yanda dansözlük,
Menfaat uğruna satılmış her özlük...
Dillerde vatan, ellerde kalem,
...
Devamını oku »
Gece gündüz demeden gözlerim hep yollarda
İçimde büyür hasret , akşamlar güzel değil.
Sıcak bir sevgi gördüm yeşillerde , allarda
...
Devamını oku »
Bir uyarı gönderdik bugün Amerika'ya,
Süper Güç kaldı yaya, biz çıkıyoruz Ay'a,
Bayramı bekliyoruz günleri saya saya,
Bayramın arkasından başlayacağız çaya,
...
Devamını oku »