Senden soruluncaya kadar susmak, susturuluncaya kadar söylemekten hayırlıdır. HZ. ALi [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Türkiye Şiir Platformu
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM



Kitap Ara:
Kitap Kişi
İletişim Yayınları

İletişim Yayınları

• İletişim Yayınları Kitapları | • İletişim Yayınları İletişim Bilgileri | • İletişim Yayınları Hakkında Bilgi
Sitemizde İletişim Yayınları isimli yayınevine ait Toplam 2168 kitap bulunuyor.
İletişim Yayınları’nın kuruluşu, 12 Eylül 1980 askerî darbesi ile oluşan rejimin son demlerinde gerçekleşti. Seçimler yaklaşıyordu. Yönetim, eskileri kapatılıp yenileri kurulmuş bulunan partilerden icazetli olanları vasıtasıyla, “sivillere” devredilecekti. Yayınevi’ni kurmaya girişenler, bu “sivilleşme” ve “demokratikleşme” şeklinin pek derde deva olmadığını düşünenlerdendi. Askerî yönetimin, siyaseti topluma çok gören, bu ülke halkını reşit saymayan tavrının ve bu tavrın meşruiyet kazanabilmesinin, derin ve ciddi bir sorunu işaret ettiği fikrindeydiler. Kurumlaşmış, zihniyet yapılarına kazınmış bir sorundu bu. Ki zaten İletişim Yayınları projesini başlatanlar, 12 Eylül 1980 öncesinde de “Türkiye’nin düzeni” ile sorunu olmuş, radikal bir toplumsal dönüşüm için, özgürlükçü bir sosyalizm arayışı için bulundukları ortamlarda faaliyet göstermiş, kafa yormuş, yazı yazmış, yayıncılık yapmış insanlardı. Kurumlaşmış, etkili, yaygın, popüler bir yayıncılık faaliyeti yoluyla, 12 Eylül rejimi koşullarında vahimleşen bu temel demokratikleşme sorununun üzerine varma kaygısıyla kuruldu İletişim. Toplumun her alanındaki özgürleşme saiklerinin, özerk hareket ve düşünme yeteneklerinin teşvik edilmesi hedefleniyordu; ve bunun “öğretici” olmayan, konuşmaktan çok konuşturan bir tutumla yapılması hedefleniyordu. “Yayınevi’ni kuranlar”dan söz ettik… ama belirtmeden olmaz: Bu “projenin” adını koyan, Murat Belge’ydi. Öte yandan İletişim, başından itibaren, “kooperatif” bir girişim olarak yol aldı. Bir “sahip” yoktu. Yayınevinin sahibi, bu projeye angaje olanların ortak kuruluydu. Kuruluştaki saikler, İletişim Yayınları’nı gazetecilik ağırlıklı bir faaliyete itti. İlk İletişim ürünü olan İMBA Ekonomi Bülteni, amatör heyecanla yürüyen bir gazetecilik stajı gibiydi! Stajın hedefi, bir haftalık dergi idi: Popüler bir sol haber dergisi. O dergi, YeniGündem adıyla, 1984 Mayıs’ında önce 15 günlük olarak çıkmaya başladı; 1986 Mart’ında haftalığa döndü ve 1988 Ocak başına dek yayınına devam etti. YeniGündem, haftalık dergilerin siyasî gündemde hayli etkili olduğu o dönemde, emsalleri arasında en çok satan dergi değildi. Fakat prestijli, önemsenen, hevesle takip edilen bir dergiydi. Her hafta YeniGündem alan 10 ilâ 15 bin insan, kapandıktan sonra çok özlediler bu dergiyi - bazıları hâlâ özlediğini söylüyor! YeniGündem’in bir “kadro okulu” işlevi gördüğünü de söyleyebiliriz rahatlıkla. Bugün Türkiye’de medya ve yayıncılık alanında farklı yetenekleriyle öne çıkan, farklı yönlerde konumlanmış çok insan var, YeniGündem’in mutfağında yetişmiş ya da orada olgunlaşmış. İletişim’in 1984-1988 dönemine, YeniGündem “amiral gemisi” olmak üzere, süreli yayınlar damgasını vurdu. 1984 yılında on sayı çıkan aylık popüler-sol gençlik dergisi Gençlik ve Toplum, aynı yıl yayına başlayıp 1985’e kadar yayımlanan aylık sinema kültürü dergisi Videosinema, 1983’ten beri yayını devam eden ve 20. yılını tamamlayan, bundan sonra da 6 aylık bir dergi olarak yeni bir formatta hayat bulacak olan Tarih ve Toplum… Daha geç bir dönemde denenen çok kısa ömürlü haftalık mizah dergisi Nankör’ü (1991) de ekleyebiliriz bunlara. Bu dergiler filosu, İletişim’in kuruluşunda önüne koyduğu etkili, yaygın, popüler yayıncılık hedefine uygundu. Fakat “yan tesirleri” de vardı bu yayılmanın: Bu pahalı bir işti, özellikle haftalık haber dergiciliği çok pahalı bir işti. Yayınevi’nin bu “paha”yı taşıyarak kendi ayakları üzerinde durması, özerkliğini koruması, hatta giderek varlığını sürdürmesi güçleşiyordu. 1988 başında YeniGündem’in kapanmasının, İletişim’in tarihindeki en önemli dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. 1988/89’da yönetim ve iş örgütlenmesini yeniden düzenleyen Yayınevi, daha ‘oturaklı’, daha uzun soluklu, daha kalıcı olmasını hedeflediği bir yayın faaliyetine yöneldi. Yani, ansiklopedik eserlere ve esas olarak kitaplara… Dünden bugüne dizilerimiz... Yepyeni bir iş değildi bunlar İletişim için. İlk beş yılda da kitaplar çıkarılmıştı. Hele ansiklopedik yayıncılıkta, çok büyük bir iş kotarılmıştı: Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi. (Onlar kadar kalıcı olmayan bir ürünü, Bilgisayar Kültürü Ansiklopedisi’ni de zikretmeliyiz.) Yayın hazırlık çalışmaları iki yılı aşan bir zamana yayılan Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi ve Tanzimat’tan Cumhuriyete Türkiye Ansiklopedisi, 1995’te eklenen beş ciltlik güncelleştirici Yüzyıl Biterken ilâvesiyle birlikte, modern Türkiye hakkında bütünsel ve kapsamlı bir başvuru kaynağı oldular. Bu ansiklopediler aynı zamanda özel bir tarz yaratmalarıyla da önemliydiler. Kapsadıkları konuları, o konuda uzmanlaşmış kişilerin eleştirel, analitik değerlendirmeleriyle sunan bir anlayışla hazırlanmışlardı. “Bilgi”yi, kuru bir veri dökümü olarak değil, nesnel bir çerçeve içinde tartışmaya sunan yorumlarla veriyorlardı. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, farklı görüşleri tartıştıran eleştirel yaklaşımıyla, aynı zamanda İletişim’in kuruluş saikine, yani 12 Eylül 1980 sonrası Türkiyesi’nde ‘sahici’ bir demokrasi kültürüne katkıda bulunma çabasına hizmet ediyordu. 1986 yılında çıkartılan altı ciltlik Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, 20. yüzyılda dünya tarihinde önemli rol oynamış siyasal liderlerin biyografisini kapsamlı bir toplumsal analiz içinde ele alan makaleleriyle, bu ansiklopedik anlayışı sürdürdü. 1988 yılında çıkan sekiz ciltlik Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, dünyada Sovyetler Birliği ve diğer “sosyalist” unvanlı rejimlerin yıkıma gittiği dönemde, sosyalizmin uzun -ve devam edecek olan- tarihinin bir muhasebesini çıkartmasıyla önemliydi. Onun yanında, bir siyasal düşüncenin “içinden konuşmak” ile nesnellik kaygısını bağdaştırmanın özellikle zor olduğu bir proje olması bakımından, kazandırdığı editörlük deneyimiyle önemliydi. Ansiklopedik yayın çizgisinde -şimdilik- son proje, yakında 7. cildi yayınlanacak olan, 9 ciltlik Modern Türkiye’de Siyasî Düşünce dizisidir. Bir de çeviri ansiklopedimiz var: 1986’dan beri on cildi çıkan Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi. Pek “şık” bir uygarlık tarihi kitaplığı oluşturan bu diziye, 11. ciltle, telif bir eserle katkıda bulunduk: Eski Anadolu ve Trakya. 2001’de yayımlanan, Baskın Oran’ın yönetiminde hazırlanan iki ciltlik Türk Dış Politikası, bu konuyla hem profesyonel hem amatör olarak ilgilenenler için vazgeçilmez bir kaynak olarak kalıcılaştı. Ansiklopedik yayıncılıkta oluşturduğu özgün, telifçi tarz ve geliştirdiği deneyim, İletişim’in “fark yaratan” bir “müktesebatıdır”. Açıkçası, biraz övündüğümüz bir müktesebat! “Ansiklopedist” faaliyetimizin iki kolu daha var. Birincisi, 1990’da Cep Üniversitesi adıyla küçük kitapçıklarla başlayan, daha sonra Başvuru Kitapları’na dönüşen ve daha hacimli eserlere de yer açan dizidir. Bu dizide, envâî çeşit uzmanlık konusunu, kabalaştırmadan basitleştiren bir yaklaşımla irdeleyen kitaplar yayımlanıyor. İkincisi ise, işlevsel bir başvuru kaynağı olan “şişman” ansiklopedik sözlüklerdir. Kitap yayıncılığı, 1988/89’daki dönüşümden önce de İletişim’in “talî” bir branşıydı ama, büsbütün küçümsenmemeli. Cumhuriyetin edebiyat kanonunun kurucularından Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun tüm eserlerinin yayımlanması, önemliydi. Türkçe edebiyatın bir zirvesinin, Oğuz Atay’ın, unutulmuşluktan kurtarılması, toplu eserlerinin okurlarla buluşturulması, başlıbaşına “büyük” bir adımdı. Bilinen sağ-sol şemasına oturmayan kendine mahsus düşünce adamı Cemil Meriç’in toplu eserlerinin yayımlanması önemsiz iş değildi. Keza Türkiye’de sosyal bilimlerin gelişiminin köşe taşlarından olan Şerif Mardin’in çalışmalarını derleyip toplamak da öyle… Başka bir çok önemli kitap da yayımlamıştı bu dönemde İletişim. Araştırma-İnceleme dizimiz, modern Türkiye’nin siyasal, toplumsal, iktisadî, kültürel yüzlerini anlamak için mutlaka el atılması gereken bir kitaplık oluşturuyor. Bu dizi, “yayınevi içinde yayınevi” denebilecek bir yerleşikliğe ve ağırlığa sahip. İstanbul dizisi, yüzeysel İstanbul nostaljisinin ötesine geçen şehir tutkunlarını tatmin eden bir kitaplık oluşturdu. Anı dizisi, gayrıresmî tarih yazımı ve popüler/sosyal tarihçilik çalışmaları için zengin kaynaklar yaratıyor. Politika dizisinde, yeni kuramsal gelişmeleri izlerken, Habermas, Castoriadis, Arendt gibi klasik, kalıcı yazarların eserleriyle deyim yerindeyse ayağımızı sağlam yere basıyoruz. Sanat-Hayat kitap dizisi, estetiğin bir “lüks” değil, politik ve toplumsal bir güncel mesele olarak algılanmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. Çağdaş Dünya Edebiyatı’nda, onlarca roman ve hikâye yanında, Woolf, Faulkner, Borges, Nabokov gibi kelimenin gerçek anlamıyla “büyük” ve “klasik” diyebileceğimiz yazarların toplu eserlerini sunuyor olmak, İletişim’i “aklamaya” yeter sanırız. “Klasik diyebileceğimiz” bu yazarlar yanında, açıkça ve tereddütsüz “klasik” niteliği taşıyan, dünya edebiyatının kurucu eserleri, o “büyük 19. yüzyıl romanları”, ayrı bir dizi oluşturuyor. Dostoyevski’nin ve Tolstoy’un eserleriyle başlayan Dünya Klasikleri dizisi, bu çizgide devam edecek. Türkçe Edebiyat’ta, “post-modern” zamanların “dünya yazarlarından” Orhan Pamuk’un eserleri İletişim’den yayımlanıyor. Orhan Pamuk, başlıbaşına bir yayıncılık branşıdır! Başka ustaların da eserlerini yayımlamak yanında, yeni yazarları takdim etmek, bizim için vazgeçilmeyecek bir heves ve heyecandır. Sözgelimi, iki haneli baskı rakamlarına ulaşmış, birkaç dile çevrilmiş olan İhsan Oktay Anar, ya da örneğin kendi “fan”lerini yaratmış olan Sezgin Kaymaz’ın “postadan çıkan” ilk dosyalarını hatırlamak, özel bir mutluluk kaynağı... Çok sayıda “ilk öykü” ve “ilk roman” yayımlamış ve yayımlayacak olmaktan gerçekten mutluluk duyuyoruz. Önceden de değindiğimiz gibi kitap yayıncılığı, 1988’den sonra, “esas” faaliyet haline gelmesiyle birlikte kanatlandı. Nicel gelişme aşikâr: Bugün, her ay ortalama on yeni kitap basılıyor, bir o kadar kitabın yeni baskısı yapılıyor. Bunun yanında İletişim’in farklı okur zümrelerine hitap eden uzmanlaşmış dizileriyle, “yayınevleri federasyonu” adını hak edecek bir çeşitlenmeye ulaştığını söyleyebiliriz. Neden bu kitaplar? Bizce nicel gelişme kadar önemlisi, nitel gelişmedir. İletişim Yayınları’nın, kitapların basılmasına ilişkin kararların kişisel tercihlerle, yatkınlıklarla değil, editoryal heyet kararlarıyla verildiği bir yayınevi olmasını önemsedik. Yayın Kurulu’muz, ortak akıl oluşturan ve bu anonim yapısıyla “dış etkilere” de (önerilere, tavsiyelere…) açık bir istişare organı olarak işliyor. Ufkumuzu hep açık tutan bu çalışma tarzının da Türkiye’de yayıncılık ortamına bir açılım getirdiğini düşünüyoruz. Bu çalışma tarzı ve bunun ürettiği enerji, yayılan, sirayet eden bir enerjidir: Hem “iyi” kitapları cezbediyor, kendine çekiyor; hem de yazarların-araştırmacıların aklına tohumlar düşürüyor, hatta kimi zaman doğrudan doğruya onları bir çalışmayı yapmaya, yazmaya yönlendiriyor. Editörlük faaliyetinin özen gerektiren özel bir iş, bir uzmanlık alanı olarak kurumlaşmasını çok önemsedik. Kitaplarımızın içinin ve dışının görsel düzenlemesini, süs olsun diye değil, esasa dair bir mesele olarak ele aldık. Dünyada bibliyofil/kitapsever (ya da kitapkurdu) diye bir insan türü yaşar, kitabı içeriğinden/işlevinden öte sırf kendisi uğruna da sever; kitaplarla ilişkimize bu sevginin yön vermesini önemsedik. İletişim Yayınları, son yıllarda korsan kitap belâsıyla uğraşmaya çok büyük enerji harcadı. Bunun nedeni de, kitabın değerini, ona gömülen emeğin ve sevginin değerini bilmesidir. “Korsan”ın, bu emeği ve sevgiyi hiçe saymak olduğuna inanmasıdır. Sonuçta, kitap yayıncılığının kurumlaşma düzeyinin yükselmesinde hayli mesafe aldığımızı düşünüyoruz. Doğrusu, ülke yayıncılığında “standardın” yükselmesine -hiç değilse ilham vererek- ivme kazandırdığımızı düşünüyoruz. Nitekim, YeniGündem’le ilgili yaptığımız “okul” yakıştırmasını, kitap yayıncılığı ve editörlükle ilgili olarak da tekrarlayabiliriz. 20 yıl öncesi çıkış saiklerimize dönersek… İletişim Yayınları, salt 12 Eylül 1980 rejiminin ve 1980 sonrası altüst oluşun sorunlarıyla başetme kaygısıyla kurulmamıştı. Toplumun özgürleşme imkânlarına ilişkin potansiyellerle ve bunun önündeki daimî ve köklü engellerle ilgili endişelere dayanıyordu. Bunun bir parçası olarak, “dünyada olup bitenlere” vâkıf olma, Türkiye’yi “dünya bilgisi” çerçevesinde düşünme çabasını paylaşmayı hedefliyordu. İletişim Yayınları’yla yanyana faaliyet gösteren Birikim Yayınları’nın ve Birikim dergisinin -ve Birikim bünyesindeki Toplum ve Bilim dergisinin- de hep taze tuttuğu bir endişedir bu. İletişim Yayınları’nın faaliyetinin, hep bu endişenin gözetiminde olmasını istedik. İletişim Yayınları’nda birlikte çalıştığımız… Kitabını, makalesini yayımladığımız… İletişim için çeviri yapmış… Yayınevi’nin gerek editoryal gerek idarî işlerinde “perde arkası” yükleri taşımış yüzlerce insan var… ve kimisiyle “bir iki kitaplığına” temas kurduğumuz, kimisi İletişim’in yayınlarını sanki abone olduğu süreli yayını izlercesine sektirmeden takip eden binlerce okur ve kitapkurdu…
Son Yayınlanan Kitapları
Armand Mattelart

İletişim Yayınları

Birçok disiplinin kesiştiği noktada yeralan iletişim süreçleri, felsefe, tarih, coğrafya, psikoloji, toplumbilim, budunbilim, ekonomi, siyaset bilimi, biyoloji, sibernetik ya da bilişsel bilimler gibi çok değişik bilimlerin ilgisini çekmiştir. Akademisyen Armand Mattelart ile araştırmacı ve denemeci Michèle Mattelart’ın ortak bir ü..»»
Oğuz Atay

İletişim Yayınları

Ülkemizde pek benimsenmemiş bir dalda, biyografik roman türünde, Oğuz Atay’ın, kendine özgü üslubu ve kurgusuyla, kendi hocası da olan Mustafa İnan’ı anlatışı. Bir halk çocuğunun uluslararası ün sahibi bilim adamı oluşunun zorlu serüveni sergilenirken toplumsal eleştiri kalıplarının da zorlanışı. İnan’ın yaşamından kesitler v..»»
Orhan Pamuk

İletişim Yayınları

  Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya’yı karlı bir kış günü İstanbul’da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celâl’in köşe yazıları, bu arayışta ona işaretler yollayacak ve eşlik edecektir. Okuyucu, bir yandan her bacası..»»
Orhan Pamuk

İletişim Yayınları

Biri tarihçi, biri devrimci, biri de zengin olmayı aklına koymuş üç torun babaannelerini ziyaret eder, dedelerinin yetmiş yıl önce sürgün edildiğinde yaptırdığı evde bir hafta kalırlar. Babaannenin anıları yavaş yavaş aralanırken dedenin Doğu’yla Batı arasındaki uçurumu kapatacağını sandığı ansiklopediyi yazışı hatırlanır. Ku..»»
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

İletişim Yayınları

Millî Mücadele yıllarında hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra “sermaye çevreleriyle ilişkileri” ya da “arsa spekülasyonu”, “taahhüt işi” gibi girişimlerle zenginleşmeleri, “inkılap”a boşvermeleri. Romanın kadın ..»»
Füsun Kocabaş

İletişim Yayınları

Reklamcılık, dünyanın hızla globalleşerek “küçük” bir köye dönüştüğü, iletişim imkânlarının sınırları zorladığı çağımızda, ekonomideki yeri ve önemi her geçen gün artan, boyutları giderek büyüyen bir sektör. “Aslında yok birbirimizden farkımız ama biz…” diyen birbirinin muadil..»»
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

İletişim Yayınları

İstanbul sınırları içine sıkışıp kalan hikayemizi yurt yüzeyine açan Karaosmanoğlu’nun bu kitaptaki anlatılarında aşk yüzünden veya düşman zulmünden bilinci sakatlanmış, saplantılı, isterik, melankolik, yerini yadırgayan insanlar var. 20 hikayeden oluşan kitabın tüm karamsarlığına rağmen yazar, insanın tek kurtuluş umudunu yine insanda aradığını..»»
Yakup Kadri Karaosmanoğlu

İletişim Yayınları

“Yüksek zümrelerin son zenginlik günleri”... Yazar toplumu ve toplumsal sorunları gözlüyor; önemsediği “Konak”ın son direnişine tanıklık ediyor. Kent yaşamının konutu, konak. Yazlık köşk, yalı gibi konutlarda daha dingin, daha sessiz bir yaşam sürerken konak olaylara, sorunlara sahne oluyor. Nafi Molla Konağı’na gelin gi..»»
Cemil Meriç

İletişim Yayınları

Aydın mı dersiniz, entelektüel mi dersiniz? İki kavrama farklı anlamlar mı yüklersiniz? Aydınlardan/ entelektüellerden çok şeyler mi beklersiniz, hiçbir şey beklemez misiniz?.. Öyle ya da böyle, kültürle derinlemesine alışveriş kaygınız varsa, zaman eksenine düşünce mesaisi düşürebiliyorsanız, bu kavramlar ü..»»
Cemil Meriç

İletişim Yayınları

Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütü..»»
Şerif Mardin

İletişim Yayınları

Şerif Mardin’in 1950’lerden beri sosyal bilimlere ilişkin olarak yazdığı makalelerin ve kitap eleştirilerinin derlemesi. Derlemede yönteme, metin analizine, ideolojik sembol tahliline, sosyolojik kavramlara v.b. dair, daha “teknik” özellikli metinler yeraldığı gibi Türkiye’nin siyasî ve toplumsal kültür yapısını yorumlay..»»
Cemil Meriç

İletişim Yayınları

Yazan değil konuşan Cemil Meriç. İstanbul ÜniversitesiEdebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde 1965’ten 1969’a kadar Cemil Meriç’in anlattığı dersler, verdiği konferanslar ve bazı sohbetler sırasında tutulmuş notlar. Donmuş bir müfredatı anlatan bir “hoca” değil, öğrencileri ve dinleyenleriyle birlikte sesli d&u..»»
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.