Bense dar açılı bir üçgen olmaktansa
Dörtkenarı eşit bir kare olmaya adayım
Hipotezlerim yalın ve teze konu olacak mağlubiyetim
Gökte saklı sarkaç
İçimdeki sarkıttan damlayansa heceler
...
Devamını oku »
Bizim aşkımız,
bir bahar bahçesi,
ilk önce çekingen bir tomurcuktu.
Sessiz,
toprağın altındaki sabır gibi.
...
Devamını oku »
Tüm kederlerimi dağlayıverdi,
Bilmeden hayata bağlayıverdi,
Yeniden can verdi hoş nefesiyle.
Önce utanıp da çekindim biraz,
...
Devamını oku »
Beni alıp götürür hayal limanlarına
Karşılıksız belki ama içimde var bir umut
Sensizim ama seninle doluyum
Bir masal gibisin gerçekliği aşan
...
Devamını oku »
Ömrümün baharı , hemde güneşi
Sarıp sarmalayan , tek has ateş'i
-- Yürürdm daima , ben ayni yönde
-- Göynümdeki , vatan aşk'ı en önde
...
Devamını oku »
(Düz Yazı Şiir)
Aşk suyu... Sen, hayatın kurak topraklarına yeniden can veren, kaynağından hiç kesilmeyen o mucizevi nehirsin. Seni ilk tattığımda, dilime değen o ferahlık, ruhumun binlerce yıldır beklediği suskunluğu bozdu. O günden sonra, susuzluğum sadece seninle dindi.
Bu su, sadece berrak değil; o aynı zamanda derin. Yüzeyde gördüğüm sakinlik, altındaki o durdurulamaz akıntının gizemi. Bazen bir göl gibi durgunlaşır, içinde tüm gökyüzünü yansıtır. Bazen de taşarak, önündeki tüm setleri yıkar ve karşı konulamaz bir tutkuya dönüşür.
...
Devamını oku »
(Düz Yazı Şiir)
Aşk yolu... Sen, ne asfaltlanmış bir otoban ne de gösterişli bir bulvar. Sen, bazen sarp ve dikenli, bazen de çiçeklerle kaplı bir patika. Başlangıcın belliydi, göz göze geldiğimiz o an; ama sonun nerede bittiğini kimse bilmiyor, çünkü bu yol sonsuzluğa uzanıyor.
Bu yolculukta, her virajda yeni bir manzara karşıladı bizi. Birlikte aştığımız her tepe, bir zaferin anısı oldu. Birlikte yürüdüğümüz her karanlık orman, güvenimizin ne kadar derin olduğunun kanıtı. Ayağımıza batan taşlar, bize acıyla büyümeyi öğretti. Yağan yağmurlar ise, birbirimizin sığınağı olmayı.
...
Devamını oku »
(Düz Yazı Şiir)
Aşk Şelalesi... Sen, kalbimizin en yüksek yerinden, hiçbir engele takılmadan, durmaksızın dökülen coşkun bir duygu seli. Seni ilk gördüğümde, suyun havada yarattığı o büyülü sis beni hemen içine çekti. O sis, bütün dünyayı dışarıda bırakan, sadece bize ait, gizli bir perdenin ta kendisiydi.
Suyun yüksekten düşüşü, aşkın teslimiyetini anlatıyor. Kendini tamamen bırakışını, en sert kayalara çarpsa bile coşkusundan hiçbir şey kaybetmeyişini. O güçlü ses, ormanın tüm sessizliğini yırtıp geçen, içimizdeki yaşama sevincinin en gürültülü kanıtı. Bazen öyle güçlü akıyorsun ki, korkutuyorsun; ama bilirim ki bu güç, sadece saf bir enerjinin tezahürü.
...
Devamını oku »
(Düz Yazı Şiir)
Aşk Adası... Sen, haritaların gösteremediği, sadece kalbin pusulasıyla bulunabilen o ıssız ve mucizevi yer. Buraya ayak bastığım an, dünyanın gürültüsü geride kaldı. Kumsalların beyazlığı, henüz dokunulmamış bir sayfa gibi, sadece bizim hikayemiz için ayrılmış.
Bu ada, cennetin yeryüzüne düşmüş bir parçası değil; o, bizim cennetimiz. Ağaçlar, birbirine sarılmış sevgililer gibi gölgeler saçıyor. Hava, okyanusun iyot kokusuyla, ve senin teninin yabani yasemin kokusuyla karışık. Burada, her fısıltı yankılanarak büyüyor, her dokunuş bir elektrik akımı gibi teni uyandırıyor.
...
Devamını oku »
(Düz Yazı Şiir)
Aşkın ateşi, bir kibrit çakımıyla başlamaz. O, en derinlerde, ruhun en gizli köşesinde kor halinde uyuyan bir ihtimaldir. Seni gördüğüm an, o kor parçası aniden alevlendi. Önce yavaşça yayılan, tatlı bir sıcaklık sandım. Oysa bu, her şeyi dönüştüren, yakıp kül eden, sonra da küllerden yeniden yepyeni bir hayat inşa eden bir güçtü.
Bu ateş, ne ısıtır ne de yakar, o dönüştürür. Önce içimdeki tüm korkuları, şüpheleri, küllenmiş ne varsa onları tutuşturdu. Acıttı, evet, çünkü gerçek, sahte olan her şeyden ayrılırken daima can yakar. Ama o acı, sonunda saf bir parlaklığa dönüştü.
...
Devamını oku »