Tüm sözcükler tükendiğinde insan insanı anlamaya başlar. jerzy lec
/ yüRekTen
/ yüRekTen

Zoom Books!

Yorum

Zoom Books!

6

Yorum

21

Beğeni

0,0

Puan

534

Okunma

Zoom Books!

Zoom Books!




2026 yılı kapıyı öyle bir çaldı ki sanki dünyaya uğursuzluğunu, düstursuzluğunu saçmak için fırsat kollarcasına... Sonumuz hayrolsun demekten başka bir şey gelmiyor elden.

Yaklaşık 11 yıl önce vefat eden Danimarkalı kütüphane müdürümüz Espen’in koltuğunu, o zamanlar henüz 40’lı yaşlarında olan pırıl pırıl enerjisiyle Linde adında bir kadın devralmıştı. Geçen hafta sevgili arkadaşım İrene’yle yaptığım telefon görüşmesinde, o genç müdürün de hayatını kaybettiğini öğrendim. İnsan yaş aldıkça acılara karşı nasır tutacağını, kayıplara alışacağını sanıyor. Ama olmuyor işte, olmuyor. Öyle bir kahırlandım ki anlatamam. Üstüne üstlük nisan ayından bu yana gözlerimi dolduran her damla yaşın göz pınarlarımda tuhaf bir yanmaya dönüştüğünü hissediyorum. Sanki damarlarım gözlerimin yuvalarına zehir zerk ediyor. Önceki kayıplardan çok farklı, bambaşka bir acıyla kavruluyor.

İrene telefonda, “Kütüphanede Linde için küçük bir anma töreni düzenleniyor,” deyince hiç tereddüt etmeden gittik etkinliğe. Fakat kütüphaneye adım attığımda ikinci şoku yaşadım. Yıllardır uğramadığım kompleksin içindeki o üç katlı görkemli mekân gitmiş, yerine sinema salonunun yanına sıkıştırılmış bir alan gelmişti. “Nereye gitti onca kitap, ne oldu bu koca mülke?” derken konu derinleşti. 45 dakika süren anma töreninin akabinde Sagene’de bir kafeye geçip oturduk. Sohbet dönüp dolaştı ve son dönemde Amerikan Anthropic, Kanada merkezli “Zoom Books” şirketlerinin ne haltlar karıştırdığına kadar geldi.

Düşünsenize gece yarısı saat 03:00... Telefonunuza art arda gelen sipariş bildirimleriyle uyanıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, raflarda kendi halinde keşfedilmeyi bekleyen, dijital evrene henüz sızmamış hazineler kapış kapış gidiyor. “Yoksa koleksiyoncular dükkânı keşfetti de zengin mi oluyorum?” sevinciyle gözler faltaşı gibi açılıyor tabii. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Çünkü siparişleri veren ne bir kitap kurdu ne de gerçek bir okur. Karşınızda veri açlığı çeken, internetteki metinleri tüketip bitirmiş yapay zekâ devlerinin piyonları duruyor: Anthropic, Zoom Books!

Zoom Books’u ilk defa duyuyordum. Google’da arattığımda, kendisini kamuoyuna “sürdürülebilirlik odaklı bir kitap geri dönüşüm ve bağış organizasyonu” olarak tanıtan bu şirketin meğer bambaşka bir ajandanın peşinde olduğu ortaya çıktı: ikinci el kitapçılardan baskısı tükenmiş eserleri toplu halde toplayıp bunları büyük dil modelleri (LLM) için veri kazıma ve yapay zekâ eğitim malzemesi olarak kullanıyorlarmış. Üstelik dertleri herkesin peşinde koştuğu ilk baskılar falan değil, bilakis 1970 sonrası basılmış, döneminin emeğini taşıyan bir tarım kılavuzu, usta ellerden çıkmış teknik bir el kitabı veya mütevazı bir yayınevinin bastığı, yazarının adı bile duyulmamış özel denemeler. Tek şart, yeter ki internette dijital bir kopyası bulunmasın.

Gerek dünya çapındaki haberlerde gerekse bu eski kitap satan dükkânların paylaştığı bilgilerde bu işin boyutu da ortaya çıktı: İspanya’daki bazı sahaflarda bilhassa Katalanca kitaplara yönelik aniden beliren olağan dışı siparişler gerçekleşmiş. Benzer şekilde Almanya, ABD, Yeni Zelanda ve Avustralya’daki kullanılmış kitap satıcılarından da tek seferde binden fazla kitap içeren büyük çapta toplu alımlar yapılmış. Bir de ticari gizlilik sözleşmelerinin arkasına saklanıp bu alımların yapay zekâ eğitimine dair net bir açıklama yapmaktan kaçındıkları belirtiliyor. Yani adamlar internetteki tüm dijital veriyi silip süpürdükten sonra “Bize daha fazla malzeme lazım,” diyerek gözünü bir de gariban sahaflara dikmiş durumda.

İşin asıl kafayı yedirtip mide bulandıran kısmı ise sipariş teslim edildikten sonra start alıyor. Örneğin, Anthropic’in Project Panama operasyonunda o canım ciltlerin giyotinlerin altında acımasızca kesilip yaprak yaprak ayrıldığı, ardından yüksek hızlı tarayıcılara fırlatılıp saniyeler içinde birer dijital koda dönüştürüldüğü artık kanıtlandı. Nihayetinde dokunduğun, kokladığın, kenarına not düştüğün o somut yaşanmışlık, işi bitince tak diye geri dönüşüm çöplüğünü boyluyor. Bayağı bayağı ciltler taranıp imha ediliyor. Dijital verisi alındıktan sonra fiziksel nesne “gereksiz” sayılıyor. Yani sırf dijital kopyasını aldınız diye binlerce yıllık kitap kültürü çöp olsun, öyle mi?

İçimizden biri Fahrenheit 451 dediğinde önce bir durdum. Çünkü Bradbury’nin distopyasında itfaiyecilerin kitapları yakmak üzere eğitildiğini hatırlarsınız... Bradbury o zaman sansürden, insanların cehaleti kendi rızasıyla seçmesinden dem vuruyordu hani. Bugün ise durum çok daha trajikomik. Adamlar yapay zekâya yedirip dijitalleştirmek adına kitap imha ediyorlar. Vay be, hele ki oburluğa bak! Güya niyet kutsal ama sonuç aynı vahşet. O tek nüshanın telafisi imkansız şekilde yok edilmesi ne demek ya hu? Bradbury’nin dünyasında insanlar kitapları kaybetmemek için zihinlerine ezberliyordu. Filmini de izlemiştim. Buradaki ürperti ise makinelerin belleklerine kazınması uğruna kitapların köküne kibrit suyu dökülmesi.

Sahaflar başta ellerinde bekleyen hazineleri elden çıkardıkları için hafiflemiş hissettiler belki ama işin rengi çoktan değişti. Bu düpedüz barbarlık değil de nedir? Dijital barbarlıktır! Bilginin ruhunu, kitapların taşıdığı kolektif kültürel mirası yok ederek yerine ruhsuz bir PDF bırakmayı “ilerleme” diye yutturuyorlar. Vay anam, ne günlere kaldık... Her geçen gün geçmişi bu derece sefilce arayacağımız kimin aklına gelirdi ki.

Bir kitabın değeri içindeki harf diziliminden ibaret değil ki. Kâğıdın, o dokunun, zamana direnen o kokunun da bir ruhu var. Teknolojiye düşman değiliz elbet ancak sırf üç beş algoritma daha akıllı olacak diye kültür miraslarının kıyma makinesinden geçirilmesine de eyvallah diyecek halimiz yok. Gelgelelim elimizden bir şey de gelmiyor ya, işte en acı olanı da bu.

Veri açlığınızı gidin başka yerde doyurun. Çekin o koca kafanızı, kirli zekânızı kitaplarımızdan.

Hadi içimden geçenler de bana kalsın, abchjklhjkl!





/ yüRekTen



Ph. r.t.


Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Zoom books! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Zoom books! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Zoom Books! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Gule
Gule, @gule
27.8.2026 19:25:53
Okuyorum ama bazen yetişemiyorum. Aslında bakarsan hiçbir şeye yetişemiyorum. Hayat çok hızlı akıyor gibi geliyor bana ve ben durup seyrediyorum. Doydum çoğu şeye, buna da doymak denirse tabi...daha çok kustum diyelim. Daha çok acılı şeyler yuttum ve midemi bulandırdım.

Doyamadığım bir şeyler varsa o da yine kitaplar, edebiyat ve sanata dahil her şey...orda nefes alıyorum, orda kendimi temize çekiyorum, iyi de geliyor. Sesi ve gürültüyü bastırdığım tek yer orası...

Bu yapay zeka artık çok sinir ve düzen bozucu olmaya başladı. Yine insanların her şeyi kötüye kullandıklarının da tipik ve karakteristik bir özelliği...

İnsanlar diyorum madam, ezelden beri hayal kırıklığı...
Kitapsız n'aparız, nasıl çekilir bu hayat bilmiyorum.
Düşünmek bile istemiyorum ama şaşırmıyorum da...artık hiçbir şey beni şaşırtmıyor.

Sevgilerimle.
Berker ra na
Berker ra na, @berkercracna
23.8.2026 08:11:54
Güne gelen siirini simdiden tebrik ederim..

Tam da kalbinden yakalayan bir konu..
Harikaydi.
İlerleme uğruna emeğin hatıranın veriye indirgenmesi düşündürücü gercekten.. Ruhsuz yapay bilgiler dokusuz kokusuz robotik..:(
Cumali Çorbacı
Cumali Çorbacı, @cumalicorbaci
22.8.2026 23:24:08
“İnsanlık yalanı ve adaletsizliği kılıçla değil, kitapla yenecektir.” (Emile Zola.)


“Pırlantadan alınmayan vergi, kitaptan alınıyordu çünkü pırlanta alandan değil, kitap okuyanlardan korkuluyordu.” (Emile Zola


“Kitaplık kurmak tapınak yapmak kadar kutsaldır.” (Victor Hugo)


Okumayan insan hiç bir ruhsal yolculuğa çıkamaz (c ç)

imbatto
imbatto, @imbatto
22.8.2026 22:53:36
kitap okumak değil yüreğe dokumaktır. dokumak nedir elbet gönül bağıdır, çekin ağınızı kitabın o naif teninden..

duyarlı yüreğe bin selam
Tüya
Tüya, @tuya
22.8.2026 12:33:44
Hah, hiç şaşırmadım, sevgili yüRejten...
Valla elde varsa bir kaç kitap, iyi korumalı. Bu dijital sistem yerle bir olduğunda, elde ne tarih kalır ne de kitap zira.
Say ki, en fazla iki kuşağa kadar; kitabın ne olduğu sadece Aİ tarifiyle bilinecek...
Hem bu gidişle sıra insanın beynine gelecek.
Düşünceye de göz dikili; onu da bir boxun içine sokacaklar...

Bu hem enteresan hem de çok korkunç ilerlemeyi, engellemek mümkün değil artık...
Tanrı gücü nerede?

İyi bir paylaşım
Teşekkürler, sevgiler
C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
22.8.2026 12:19:27
Yaşasın kitap kardeşliği
Yaşasın direniş..

Alkışlıyorum 👏👏👏

Selam ve sevgiler şair.

© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL