/ / yüRekTen
20 şiiri ve 1 yazısı kayıtlı Takip Et

Rakkas



Rakkas

Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 20.7.2019 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.



Yelda Karataş. Seviyorum bu kadını. Kelimeleri çıra gibi ateşleyişini, dumanını, ’bakış’ını, meselelere karşı o yiğitçe duruşunu seviyorum. Diğer taraftan sakinliğini, telâşsızlığını... Gülümsemesini iki dudağının arasına kurduğu hamakta tatlı tatlı sallayışını...

Onyıllar önceydi. İstanbul’da ortaokul yıllarım. Tanımıyordum onu. Ama ’Rakkas’ı biliyor, onu iyi tanıyordum. Hafta sonları düğün dernek sahiplerinin, nişan törenleri, kına eğlencelerine, davetlileri götürmek için kiraladıkları minübüslerde, kadınların güle oynaya hepbir elden vurmalı çalgılarla çaldıkları o şarkının sözlerini, sarı Sevim ile birlikte avazım çıktığı kadar söylüyordum.

O zamanlar İstanbul’da, "İstanbul Sokakları’nı" ve ’Rakkas’ı en güzel Hüdâver abi çalardı bana göre. Bizim yakın komşumuzdu Hüdâver abi, mahallemizin enstrüman çalabilen tek genci, elektro sazı olan tek müzisyeniydi o. Törenlere gitmeden evvel provalarını itinayla yapar, hakkını vererek notalara basar, hakkını vere vere de nefesini üflerdi yaz akşamlarına.

Bir sürü sandalyenin sokağın en geniş yerini çemberlediği alanlarda yapılırdı o zamanlar bu törenler. Toplumun memur, emekli, küçük esnaf, geliri değişmez insanları düğün öncesi eğlencelerini böyle yaparlardı hep. Babam da bu insanlardan biriydi. Akciğerleri işlettiği iki kahvehanenin dumanına daha fazla dayanamayınca, ikisini de kısa aralıklarla devretmişti bir arkadaşına. Bir kaç ay istirahat ettikten sonra, mahalledeki fırının tam karşısına küçük bir esnaf lokantası açmıştı. Kahvehanelerin elden çıkmasına en çok benden iki yaş küçük olan erkek kardeşim Turgut (tam şu anda Yelda göğü hatırlar ve cennetin yemişlerine şiirden sular uzatır gibi geliyor) ve ben üzülmüştük. Haftada bir iki defa aç karnımızla okul dönüşünde, dar ve uzunca olan küçük kahvehaneyi ziyaret etmeyi çok seviyorduk onunla. Mekâna geldiğimizde dış kapının eşiğinde durur beklerdik. Babam içeri almazdı bizi. Kısacık bir hoşbeşten sonra kapıda bekletir iki şişe gazozla geri dönerdi. Sonra elini yeleğinin cebine sokar (ama hep sol elini) leblebi ve ’çokomilk’ satın alabileceğimiz kadar harçlık uzatırdı bize.

Toplum dedim neleri hatırladım, hâfıza bir mucize....

Son senelerde bir başka dinliyorum ’Rakkas’ı. ’Davet’i, Yarası Saklım’ı, Son Sardunyalar’ı bir başka dinliyorum. Sözlerini kimin emzirdiğini bilerek...

Ve şiirlerini... Farklı okuyorum. Marifetin; bir şiiri bir solukta baştan aşağı okumak değil, den halinden, ten haline kadar okuyup yaşamak olduğunun bilinciyle... Bana, gözleri ebruli bir ormanı andıran bu kadının ’Baba Kokusu’, ’Reyhan Çiçekleri’nde buluyorum kendimi en çok... Bir de onun her okuyuşumda beni gülümseten;
"Her kediden dost,
Her kurbağadan prens olmaz." dediği kısacık masalı. Doğru, lâkin hoşa gitmeyen gerçek.

Şimdilerde tüm şiirlerini topladığı son kitabı ’Hüznün Kısa Tarihi’ne sahip olma heyecanı içimde... İlk İstanbul seyahatimde edineceğim bu kitabı.

Baba Kokusu’nu 2011’in 4 Kasım’ında ciğerlerime çekmişim (blogumda). Reyhan Çiçekleri’ni de Temmuz’un kucağına bırakmak istiyorum bugün...

/ yüRekTen, 2019

----

Reyhan Çiçekleri

Işığın doğusunu karıştırmıyorum
umudun batısını unutuyorum bazen
ölüm kapıyı çalmadan giriyor içeri

Bir hain çağdayız
saçına gül karası takmış akşamların nöbetinde
öfkenin önüne geçecek kadar büyümüyor sevgimiz

Ey suların sultanı, balıkların nefesi
bilmediğim kıyılarda aşka ıslık çalan yürek
penceresi ter içinde ince dantelli sabah
ey tin kokulu ten
bana zamanı açan ve aşan bir şey söyle

İkimiz de biliyoruz neden beyaza dönüyor kıyıya vurunca deniz
gece neden sabahı bekler biliyoruz
bazı acıların ölümle bile geçmediğini öğrendik
ne kadar korkarsak korkalım ki bu hiç iyi değil
kana bulanmış göğün rengine bir yurt haritası çizemiyor vicdanımız

Şimdi gecenin çıplak sırtına giren bu mızrağı çıkaralım
kendi yarınına kendi karar verecek bir gün kapıda işte
hızla sarıyor hayatın sırtına umudun paltosunu
sen yeni bir Beşir Masalı ararsın biliyorum
benim elimde reyhan çiçekleri...

/ Yelda Karataş - Umut Günlükleri


Beğen

/ yüRekTen
Kayıt Tarihi:19 Temmuz 2019 Cuma 02:25:48

RAKKAS YAZISI'NA YORUM YAP
"Rakkas" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
üçrenk (Italia)
20 Temmuz 2019 Cumartesi 13:20:30
Gel bana kalbini göster ne olur
Sen değilsin bu sudaki aksin
Hadi gel kader değil
Hepimize öğretilmiş öfkeler
Ne olur teslim olma gel
Bu kızgın, bu kalp kıran eller
Bir zaman bebektiler
Hadi gel aslını göster
Suretin çok zalim
Çok mu üzdüler seni
Sahiplenme, senin değil bu dikenler

Sözlerin hançer
Yareler gülüm
Sür gözlerinin namlusuna
Sür beni, aşktan olsun ölümüm


Aşkları da vururlar
Şarkıya şiir olur
Adanır sonsuz anısına
Kanayan sevdanın

Eyvah şiirler azalmış, günümüz perişan
Yanıyor içimizdeki koskoca orman

https://youtube.com/watch?v=0c2dwO1rYKo

Cevap Yaz
üçrenk (Italia)
20 Temmuz 2019 Cumartesi 10:40:49
"ölüme ne kadar yakın unutulmaz çocukluğumun ağır çiçekli ıhlamur ağacı”

Haiku kraliçesi Yelda Karataş'a bin selam..

İçten bir yazıydı..
Tebriklerimle..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


/ yüRekTen 21 Temmuz 2019 Pazar 00:03:29

Sizin yorumunuz da öyle sevgili üçrenk (Italia). Değer kattınız, daim şiirle...

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.