0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma
DENK
Yaz güneşi Anadolu bozkırını kavuruyordu. Köyün çalışkan çiftçilerinden Hasan Ağa, sabahın erken saatlerinde iki torba buğdayı eşeğine yükleyip değirmenin yolunu tuttu. Bir torbayı sağ tarafa, diğerini sol tarafa bağlamıştı. Yük tam denkti. Eşek de rahat rahat yürüyordu.
Saatler sonra değirmene vardı. Buğdaylar öğütüldü. İki torba buğdaydan bir torba un çıktı. Hasan Ağa dönüş hazırlığına başladı.
Bir süre düşündü.
"Şimdi bu unu eşeğin bir tarafına koyarsam yük dengesiz olur." dedi. Kafası iyiden iyiye karışmıştı.
Yakındaki dere kenarından büyükçe bir taş buldu. Taşı un torbasının ağırlığında seçip eşeğin öbür tarafına bağladı.
Böylece yük yine denk olmuştu.
Fakat eşek dönüş yolunda zorlanıyordu. Yük ağırlaşmış, yürüyüşü yavaşlamıştı. Fakat Hasan Ağa’nın keyfi yerindeydi eşeğin arkasından yavaş yavaş yürüyordu.
Tam bu sırada yol kenarında dinlenen ak sakallı bir ihtiyara rastladı.
İhtiyar, eşeğe ve yüklere dikkatle baktı.
— Hayrola evlat, ne taşıyorsun böyle?
Hasan Ağa başından geçenleri anlattı:
— Değirmene iki torba buğday götürdüm. Öğütünce bir torba un çıktı. Ben de denge bozulmasın diye öbür tarafa taş bağladım.
İhtiyar gülümsedi.
— Evlat, o taşı at. Unu ikiye böl. Yarısını bir tarafa, yarısını öbür tarafa koy. Hem yükün hafifler hem eşeğin rahat eder.
Hasan Ağa bir an durdu.
"Vallahi doğru söylüyor." diye düşündü.
Hemen torbayı açtı, unu iki eşit parçaya ayırdı ve eşeğin iki yanına yükledi.
Gerçekten de eşek rahatladı. Adımları da hızlandı.
Hasan Ağa sevinçle yoluna devam etti.
Fakat birkaç adım sonra durakladı ve başını kaşıdı.
"Bu adam ne kadar akıllı biriymiş. Benim yüz koyunum var, bunu düşünemedim. Demek ki bu adamın benden çok koyunu var."
Merakı gittikçe arttı.
Eşeğini bırakıp ihtiyar adama doğru koştu.
— Hemşerim, bir şey soracağım!
— Sor evlat.
— Senin kaç koyunun var?
İhtiyar şaşkınlıkla baktı.
— Benim hiç koyunum yok.
Hasan Ağa’nın yüzü değişti.
— Hiç koyunun yok mu?
— Yok.
— O zaman bana nasıl akıl veriyorsun? Benim tamı tamına yüz koyunum var.
Dediği anda geri döndü. Eşeğin yanına geldi. Unu yeniden tek torbada topladı. Öbür tarafa da taşı yükledi.
Yoluna eski hâliyle devam etti.
İhtiyar arkasından uzun uzun baktı.
Sonra kendi kendine mırıldandı:
— Yazık... Bu köyde aklın değeri koyunla ölçülüyor demek.
Bir insanın sözüne değil, sürüsüne bakıyorlar.
Oysa akıl, ne sürüyle gelir ne de servetle...
Kimi üç koyunluk adamdır, kimi beş koyunluk...
Kimi de hiç koyunu olmadığı hâlde bir köye yetecek kadar akıl taşır.
Celaleddin ÇINAR.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.