0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
107
Okunma

GÜNEŞE DOĞRU KOŞ
Caminin önündeki kalabalığa doğru yürüdüm. Kalabalığın arasında, benim yaşlarımda çocuklar olduğunu görünce rahatça içeri girdim. Kalabalık bir taş duvarın dibine dizilmiş kalın bir kütüğün çevresinde toplanmış, güneşe karşı oturuyorlardı. Ortadaki amca hararetle bir şeyler anlatıyordu. Özellikle bu amca hikaye anlatırken herkes onun ağzının içine bakıyordu. Siyah şapkası güneşten solmuştu, gömleğinin yakası tiftiklenmiş, sırtındaki ceketi ise sararmıştı. Elimde sardığı tütün sigarasını ara sıra çekerken kalabalıktakiler bir an önce konuşmasını bekliyorlardı.
Baharın ilk günleriydi. Karlar erimiş, toprak güneşle buharlaşmaya başlamıştı. Köyün bağ-bahçe işleri hareketlenmek üzereydi. Belki de bu, köy meydanında yapılan yılın son sohbetlerinden biriydi. Hikaye anlatan amca, ses tonunu alçaltıp yükselterek dikkatleri üzerinde topluyordu. Şöyle devam etti:
“Yine böyle bir bahar sabahı tarlada kara sabanla çalışıyorduk. Kara saban, sert bir şeye takıldı. Ne olduğunu anlamadan bir yılanın ortadan ikiye bölündüğünü gördüm. Ama işler bitmedi! O yılanın eşi ya da arkadaşı olmalı, bir başka yılan tarlanın kenarından doğruca üzerime geldi. Çift sürmeyi bırakıp koşmaya başladım. Yılan halka halka toplanıp sırtıma çarptıkça ayaklarım yerden kesiliyordu. Ben böyle bir kuvvet görmedim. Yüzüstü düşeceğimden korktum ama her defasında kendimi toparlayıp koşmaya devam ettim...”
Anlatılanları dinlerken içim ürpermişti. Köy meydanındaki herkes pür dikkat kesilmiş, hikayenin devamını bekliyordu. O sırada amca, hikayenin asıl kahramanını işaret etti: Mahmut Amca.
Mahmut Amca, o gün kendi tarlasında çalışıyormuş. Durumu görünce hemen müdahale etmiş. Anlatan amca devam etti:
“Mahmut Amca, çift sürerken beni görmüş. Yılanın peşimde olduğunu anlayınca durup bağırdı: ‘Güneşe doğru koş! Güneşe doğru koş!’ Ben de şaşkın bir şekilde sözünü dinledim. Güneşe doğru koştukça yılan arkamdan gelmeyi bıraktı. Mahmut Amca elindeki değnekle koşarak yanıma gelip bana bir tas su içirdi ve durumu anlattı: ‘Yılanlar, güneşe doğrudan bakamaz. Gözleri kamaşır. O yüzden güneşe yöneldiğinde seni takip edemedi.’ İşte böyle, onun bu bilgece tavsiyesi sayesinde kurtuldum!”
Mahmut Amca’nın bilge kişiliği ve köy hayatındaki tecrübesi, anlatan amcayı o gün büyük bir tehlikeden kurtarmıştı. Hikayeyi dinleyen herkes, Mahmut Amca’ya saygıyla bakıyordu. İçlerinden bir tanesi ,"Vay be demek ki yılan kovalayınca güneşe doğru koşmak gerekiyormuş"diye istemsizce söylendi. Ben de o gün, köy yaşamının hem tehlikelerle hem de bilgelik dolu çözümlerle dolu olduğunu bir kez daha anlamıştım.
Ancak bu hikayeden sonra, tarlaların arasında yalnız dolaşmaktan uzun bir süre korktum. Her adımımda bir yılanın peşime düşeceğinden korkar, Mahmut Amca’nın bilge sözlerini hatırlardım: “Güneşe doğru koş!” Neyse ki zamanla bu korkularımı yendim ve köy hayatına alıştım. Ama o günkü hikaye, zihnimden hiç silinmedi.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.