Gerçeği her zaman savun, anlayan olmasa bile vicdanına karşı hesap vermekten kurtulursun. (herbert george wells)
Filozof Sosyolog
Filozof Sosyolog
VİP ÜYE

Mektup

Yorum

Mektup

( 4 kişi )

5

Yorum

11

Beğeni

5,0

Puan

104

Okunma

Mektup

Kalbimin Sahibine,
Merhaba sevgilim,
Bu gece sabaha kadar hep seni düşündüm. Kalbim seni sayıkladı hiç durmadan.
Bir insan, hiç gitmediği ve bilmediği bir şehre karşı kendini bu kadar ait hisseder mi? Bunu, seni tanımadan önce bilmiyordum.
Hiç gitmedim senin doğduğun, büyüdüğün, yaşadığın yere.
İnsan birini severken, onun çocukluğunu da merak eder mi? Ediyor işte. Çünkü insan, sevdiğinin nerede ilk kez düştüğünü, nerede ilk kez sustuğunu, hangi sokağın ona yalnızlığı öğrettiğini, ilk kez nerede hayata adım attığını hatta ilk aşkını bile bilmek istiyor.
Bu kadar dik durmayı nerede ve nasıl öğrendin?
İlk kez nerede ağladın?
Ya da en son ne zaman güldün böyle içten?
En son ne zaman bir omuza ihtiyaç duydun?
Ne zaman bir kadına “seni seviyorum” dedin?
Nerede dibe vurdun?
Hepsini bilmek istiyorum.
İnsan sevince, zihninde ardı ardına meraklar uyanıyor; cevaplarını bilmek istediği, kalbinin sessizce sorduğu sorular çoğalıyor.
Sen kokan şehrinde, seni bulmanın hazzını yaşamak istiyorum.
Artık senin memleketin benim için haritadaki herhangi bir şehir değil, bir aşk.
Sen şehrinin adını söylüyorsun ya, ben soğuk bir şehir olmasına rağmen, içimde bir sıcaklık hissediyorum; gerçek olmayan ama gerçekmiş gibi yerleşen bir sıcaklık.
Belki kar yağıyordur orada şimdi. Belki senin yürüdüğün kaldırımlar hâlâ aynı sabırla bekliyordur ayak izlerini, öyle ya belki üç aydır gitmemişsindir çarşıya.
Kabul ediyorum, ben hiç basmadım o taşlara. Hiç gezmedim o sokaklarda.
Semtine hiç uğramadım. Fakat garip olan şu ki, sanki orada bir şeyimi kaybetmişim gibi. Aklım hep orada. İnsan hiç gitmediği bir yeri özler mi? Özlüyorum. Çünkü sen oradasın. Seni var eden her şey orada. Duruşun, karakterin, kişiliğin, tıpkı o şehir gibi.
Sen konuşurken bazen, kelimelerin arasında sakladığın o derin iç çekişler var ya, işte ben o iç çekişleri sana öğreten hayatı merak ediyorum.
Hangi rüzgâr öğretti sana böyle susmayı?
Hangi yaşanmışlık verdi sana bunca tecrübeyi?
Hangi sessizlik öğretti sana bu kadar derin bakmayı?
Hangi acı öğretti sana bu kadar güçlü durmayı?
Bunları bilmeden bile, seni tanıyormuşum gibi hissediyorum.
Bazen düşünüyorum…
Ben senin hayatına geç mi kaldım, yoksa tam olması gereken zamanda mı girdim?
Sen de bazen beni düşünüyor musun, benim seni düşündüğüm gibi? Gecenin bir vaktinde, hiçbir sebep yokken, içinden benim adım geçiyor mu? Sen de benimle ilgili hayaller kuruyor musun? Benim farkımda mısın?
Adını koyamadığım ama inkâr da edemediğim bir şey var aramızda. Görünmeyen bir bağ…
Belki bir gün giderim senin şehrine. Kimseye haber vermeden. Kimbilir.
O şehire gittiğimde, sadece yürürüm. Nereye gittiğimi bilmeden.
Belki çocukluğunun geçtiği sokaklardan geçerim. Seni tanıyan duvarlara, evlere, dükkânlara bakar, avunurum.
Sevdiğim adam da buralarda dolaşmıştır, derim.
Bir çiçekçi teyzenin tezgâhının önünde dururum.
O yaşlı kadının yüzünde senden kalan bir ifade ararım. Papatyalara dokunurum. “Ben geldim, sen nerdesin?” der, iç geçiririm.
Seni görme umuduyla bakarım her yere. Bir iz bulabilir miyim diye dolaşırım öylece.
Senin şehrine hiç gitmedim belki, ama içimde, senin memleketini yaşamaya çoktan başladım.
Memleketinin adını her duyuşumda, oranın meşhur soğuğunu hissetmeyecek kadar içimde yanan bir ateş var. Sevdanla yanar, tutuşurum. Lakin içimde saklarım.
Şimdi sen oradasın ya, benim kalbim de orada atıyor.
Aldığım her nefes, sanki senin şehrinin soğuğundan geçip geliyor ciğerlerime.
Ben sana meftun. Ben sana deliyim. Nasıl anlatılır bilmiyorum.
Hani o şarkıda geçen bir söz var ya “sırılsıklam aşık olsam” diye. İşte ben, senin o hiç gitmediğim şehrine ve hiç görmediğim sana sırılsıklam aşığım.
İşte öyle.

İmza:
(Kalbinden hiç gitmeyen biri…)

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Mektup Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Mektup yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Mektup yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
bilimkenti
bilimkenti, @bilimkenti
17.2.2026 23:18:14
Kim bilir düşler hangi gölgenin ikliminde. Kalemin yüreğine sağlık.
Yunus DURDAK
Yunus DURDAK, @yagiz25
17.2.2026 23:16:25
Duygunuz daim olsun tebrik ediyorum.
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
17.2.2026 22:39:15
5 puan verdi
Ru
Ruhum Yaman , @ruhumyaman
17.2.2026 21:44:22
5 puan verdi
Ne güzel anlamışsınız. Bu metnin en dikkat çekici yönü, duygunun yüzeyde kalmaması; hafızaya, mekâna ve varoluşa doğru derinleşmesi. Sevilen kişiyi yalnızca olduğu hâliyle değil, onu var eden zaman, şehir ve sessizlikle birlikte kavrama arzusu, metne düşünsel bir ağırlık kazandırıyor. Bu, sezgisel olarak güçlü bir edebî bilinç göstergesidir.
Yazmaya devam etmelisiniz. Kaleminiz hiç susmasın. Tebrik ederim.
Acı kahvenin hatırı
Acı kahvenin hatırı, @acikahveninhatiri
17.2.2026 21:41:42
5 puan verdi
👏 👏 👏 👏 👏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL