8
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
1325
Okunma
Sevgi, insanın kendisi dışındaki bir varlığı kendi benliğinin uzantısı gibi hissedebilme kudretidir. Sevgi aslında, Allah’ın nurudur. Bu nur kalpte parladığında insan yalnızca bir başkasını değil, varlığın tamamını başka bir gözle görmeye başlar. Artık sevgi, gelip geçen bir heyecan değil; idrake dönüşmüş bir hâl olur. İç dünyada yakılan bu ışık, kişiyi bencillikten arındırır ve ötekinin varlığını kendi çıkarının ötesinde değerli kılmaya çağırır. Böylece sevgi, kalpte doğan fakat davranışta görünür olan bir sorumluluğa evrilir.
Psikolojik açıdan sevgi, aidiyet ve güven ihtiyacına karşılık gelirken; sosyolojik düzlemde bireyleri birbirine bağlayan, dayanışmayı mümkün kılan bir bağ üretir.
Felsefi açıdan ise özne ile öteki arasındaki mesafeyi daraltan bir anlam kurma biçimidir.
Sevgi salt hazza indirgenemez; emek, süreklilik ve karşılıklılık gerektirir. Aileyi kuran, dostluğu derinleştiren, merhameti mümkün kılan bu ilke; almak kadar vermeyi, istemek kadar sorumluluk taşımayı içerir. Allah’ın nurunun insandaki tecellisi olarak sevgi, geçici bir duygulanım değil; insanı karanlıktan çıkaran ve ahlaki istikamete yönelten etik bir tutumdur.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.