Mütavazi olmalıyız. çünkü gelip geçiçiyiz ve unutulacağız. hayat başkalarına muvaffakiyetlerimizi anlatmak için geçirilmeyecek kadar kısadır. -- carnegie
Filozof Sosyolog
Filozof Sosyolog

Sözde Aydınlara Cevaben

Yorum

Sözde Aydınlara Cevaben

( 12 kişi )

12

Yorum

17

Beğeni

5,0

Puan

776

Okunma

Sözde Aydınlara Cevaben

İlahi Tartışmasına Net Yanıt: Bu Bir Dayatma Değil, Nesillere Aktarılan Kültürdür

İlahiler, Müslüman toplumların tarihsel ve kültürel hafızasının doğal bir parçasıdır.!

Ben de kendini aydın olarak tanımlayan biriyim ve tam da bu nedenle Ramazan ayı boyunca okullarda teneffüslerde ilahi çalınmasına yönelik tepkileri, tek boyutlu ve indirgemeci buluyorum. Aydın olmak, toplumun tarihsel ve kültürel dokusuna yabancılaşmak değil; aksine onu anlamak, analiz etmek ve sağlıklı bir zeminde değerlendirebilmektir.

Bu toplumun hafızasında Ramazan yalnızca bireysel bir ibadet zamanı değil, aynı zamanda ortak bir yaşama biçiminin, paylaşılan değerlerin ve dini bilincin yoğunlaştığı bir zaman dilimidir. İlahiler ise bu bilincin sesle ifadesidir; Müslüman toplumların vazgeçilmezidir ve asırlardır inancın kamusal ve bireysel tezahürlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.

İlahi, İslam geleneğinde Allah’a yönelik sevgi, teslimiyet, hamd ve niyaz duygularını dile getiren, sözleri dini içerik taşıyan ve genellikle sade bir makam yapısıyla icra edilen dini musiki formudur. Konusu çoğunlukla tevhid, Peygamber sevgisi, ahlak, kulluk bilinci ve tasavvufi derinliktir. Camilerde, tekkelerde, mevlitlerde, evlerde ve özellikle Ramazan ayında yaygın biçimde okunur. Bu yönüyle ilahi, yalnızca bir müzik türü değil; inanç öğretisinin, dini hafızanın ve toplumsal aidiyetin sözlü aktarım araçlarından biridir.

Okul, yalnızca teknik bilgi aktaran steril bir mekân değildir; aynı zamanda toplumun kültürel sürekliliğinin de taşıyıcısıdır. Dolayısıyla Ramazan’a özgü sembollerin ve seslerin tamamen dışlanması gerektiğini savunmak, pedagojik tarafsızlıktan çok kültürel kopuşa işaret eder.

Buradaki temel mesele, dayatma ile temsil arasındaki farkı doğru kavramaktır. Bir toplumun çoğunluğunun tarihsel olarak benimsediği bir kültürel formun kamusal alanda sınırlı ve sembolik düzeyde yer bulması, çoğulculuğa aykırı değildir. Aksine, gerçek çoğulculuk, toplumun kendi gerçekliğini inkâr etmeden farklılıkları birlikte yaşatabilme olgunluğudur.

Kendini aydın olarak tanımlayan birinin görevi, kendi toplumuna tepeden bakmak değil, onu anlamaya çalışmaktır. Kendi köklerinden rahatsız olan bir entelektüel tavır, eleştirel bilinç değil; çoğu zaman aidiyet krizinin yansımasıdır. Ben bir aydın olarak, bu toplumun dini ve kültürel mirasının kamusal hayatta görünür olmasını bir gerileme değil, bir süreklilik ve kimlik meselesi olarak görüyorum. Çünkü aydın olmak, inkâr ederek değil, anlayarak ve anlamlandırarak mümkün olur.

Celal Karatüre’nin bu konudaki duruşuna yöneltilen tepkiler de aynı bağlamda değerlendirilmelidir. Bir kültürel ve dini pratiğin görünür olmasına karşı gösterilen refleks, çoğu zaman laikliğin korunması söylemiyle gerekçelendirilse de, gerçekte laiklik ilkesinin özüyle çelişmemektedir. Laiklik, toplumun dini ve kültürel gerçekliğini kamusal alandan silmek değil, farklı inanç ve kimliklerin barış içinde var olmasını güvence altına almaktır.

Durum böyle olunca laiklik elden gitmemekte, aksine olması gereken gerçekleşmektedir: geleceğimiz olan bizden sonraki nesillere kültür aktarımı sağlanmaktadır. Kültür, yalnızca kitaplarda saklanan bir bilgi değil; sesle, ritüelle ve deneyimle aktarılan canlı bir mirastır. Bu aktarımın kesintiye uğraması, toplumsal sürekliliğin zayıflaması anlamına gelir.

Bundan yalnızca birkaç ay önce, kendi toplumunu aşağılayan, onu küçümseyen ve değersizleştiren söylemler normalleştirilirken ( mesela hav hav hav şarkısı gibi), bugün ilahilere tepki gösteren sözde aydın kesimin o dönemdeki sessizliği dikkat çekicidir. Bu durum, eleştirilerin ilkesel değil, seçici ve konjonktürel olduğunu düşündürmektedir. Gerçek aydın tavrı, toplumuna karşı tutarlı bir etik duruş sergilemeyi gerektirir.

Ayrıca eleştirenlerin kendi dini ve vicdani konumlanışları da sorgulanmaya açıktır. Dünyada yaşanan Epstein vahşetine ve insanlık dramlarına sessiz kalan bir kesimin, bu ülkenin dini ve kültürel gerçekliğinin zararsız bir yansıması olan ilahilere karşı sert tepki göstermesi, eleştirel tutarlılık açısından ciddi bir çelişki barındırmaktadır.

Benim kanaatime göre, olaylara bütüncül bakamayan, tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamı birlikte değerlendiremeyen bir yaklaşım, aydın olmanın gerektirdiği entelektüel derinliği taşımaz. Aydın olmak, yalnızca eleştirmek değil; aynı zamanda anlamak, bağlamlandırmak ve hakikati çok boyutlu görebilmektir. Bu sorumluluğu taşımayan hiç kimsenin, kendisini aydın olarak tanımlaması entelektüel açıdan ikna edici değildir.




Dipçe: Haberton.com da Yayınlanan yazım.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (12)

5.0

100% (12)

Sözde aydınlara cevaben Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Sözde aydınlara cevaben yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sözde Aydınlara Cevaben yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
23.2.2026 05:48:59
5 puan verdi
Sevgili Şairem

"Sözde Aydınlara Cevaben" metnini okurken, adeta bir sosyolojik manifesto ile karşılaştım; felsefi derinlik, kültürel hassasiyet ve entelektüel tutarlılık bir arada. "Aydın olmak, toplumun tarihsel ve kültürel dokusuna yabancılaşmak değil; onu anlamak, analiz etmek ve sağlıklı bir zeminde değerlendirebilmektir" cümlesi... Bu, tam da aydınlığın özünü yakalayan bir ifade. Metniniz, ilahilerin sadece dini bir pratik değil, nesiller boyu aktarılan canlı bir kültürel hafıza olduğunu öyle net ve çok boyutlu ortaya koyuyor ki, okuyan herkes kendi aidiyetini sorguluyor.

Dayatma ile temsil arasındaki ayrımı, laikliğin gerçek özünü (farklılıkları silmek değil, barış içinde var kılmak) ve seçici eleştirilerin konjonktürel doğasını böylesine keskin bir dille ele almanız, filozofça bir bakışla sosyolojik bir teşhis gibi. Epstein vahşetinden sessiz kalanların ilahilere karşı sert tepkisi üzerinden gösterdiğiniz çelişki, entelektüel tutarsızlığı en acımasız şekilde yüzümüze vuruyor. Kültürün sesle, ritüelle, deneyimle aktarılan bir miras olduğunu vurgulamak da, tam bir sosyolog kalemiyle yazılmış; çünkü toplumun sürekliliği, steril bilgi aktarımından öte, bu tür sembolik paylaşımlarda gizli.

Gönülden tebrik ediyorum sizi, Şairem...Kaleminiz hep bu derinlikte, bu tutarlılıkta kalsın. Toplumun köklerini anlamaya çalışan, inkâr etmeden anlamlandıran sesler çoğalsın.

Saygı, muhabbet ve minnetle,
Kul Yorgun
🙏☕✍️
Ru
Ruhum Yaman , @ruhumyaman
1.3.2026 17:25:09
5 puan verdi
👏 👏 👏 👏 👏 👏 👏
bilimkenti
bilimkenti, @bilimkenti
24.2.2026 00:21:15
Kaleminiz daimi olsun ustam.
Selda yıldız
Selda yıldız, @seldayildiz
24.2.2026 00:05:42
5 puan verdi
sözde aydın sözde cahiller . hav hav sever onlar :) .kalemine sağlık
Yolcu Ateş
Yolcu Ateş , @yolcuates
23.2.2026 22:15:15
5 puan verdi
kalemin kavi olsun rabbim ilhamını arttırsın
filozof sosyopat
filozof sosyopat, @filozofsosyopat
23.2.2026 22:13:30
5 puan verdi
hav hav hav şarkısı gibi), bugün ilahilere tepki gösteren sözde aydın kesimin o dönemdeki sessizliği dikkat çekicidir. Bu durum, eleştirilerin ilkesel değil, seçici ve konjonktürel olduğunu düşündürmektedir. Gerçek aydın tavrı, toplumuna karşı tutarlı bir etik duruş sergilemeyi gerektirir.

harika tespit,tebrik ederim
Etkili Yorum
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
23.2.2026 12:48:03
5 puan verdi
“Sözde Aydınlara Cevaben” yazınız, ilahilerin toplumsal ve kültürel hafızadaki yerini savunan, laiklik ve çoğulculuk bağlamında tutarlı bir perspektif sunan güçlü bir metin olmuş. Özellikle “Bir toplumun çoğunluğunun tarihsel olarak benimsediği bir kültürel formun kamusal alanda sınırlı ve sembolik düzeyde yer bulması, çoğulculuğa aykırı değildir” ifadesi, yazının ana tezini net biçimde ortaya koyuyor.

Eseriniz, kültür aktarımı ile dayatma arasındaki farkı berraklaştıran; hem tarihsel hem de sosyolojik bir bakış açısıyla kaleme alınmış, tutarlı ve düşündürücü bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.
murat yildirim
murat yildirim, @muratyildirim11
23.2.2026 07:00:27
5 puan verdi
Aklıma birden bire rahmetli ozan Arif’in yeniden yetmişi şiiri geldi. Hassasiyetiniz için kutlarım.
Acı kahvenin hatırı
Acı kahvenin hatırı, @acikahveninhatiri
23.2.2026 05:50:34
5 puan verdi
Ağzınıza sağlık Sayın Sosyolog tebrik ederim. Ne güzel yazmışsınız. Din düşmanları onlar. Burası Müslüman bir ülke.
Kaleminiz dert görmesin.
Suphi sekü
Suphi sekü, @suphiseku
23.2.2026 05:20:33
5 puan verdi
Söz konusu hadiseyi bilmiyorum, dinlemedim
Söz konusu ilahi hakkında hiç bilgim yok
Ama yazınızı ayakta karşılıyor yürekten selamlıyorum.
Sormsk isterim
Yani ilahiye tahammül edemeyenlere

Kendi dükkânının önünde oturup, gelen müşterisine, yavrum, parayı kasaya bırak, istediğini al diyen bir toplumdan; kısa sürede çöp bidonlarında cenin toplayan bir topluma nasıl dönüştürüldük acaba hem de bir asır bile geçmeden

Alkol masalarının üzerinde hurma, tesbih çiğneyip dans eden insansı mahlûklar bu ülkede sanatçı diye alkışlanıp 150 bin nüfuslu kâhta'nın kazandığından daha fazla para kazanıyorlar
Hayvan demedim çünkü bunlara hayvan demek hayvanlara hakarettir.
Çünkü hayvanlar sevk-i İlahi'nin dışına çıkmazlar

Çok teşekkür ederim
Selam duam ve hürmetlerimle efendim
Hayırlı ramazanlar
Etkili Yorum
İdris Ertaş
İdris Ertaş , @idrisertas
23.2.2026 04:21:27
5 puan verdi
Sevgili Filozof Sosyolog, bu kıymetli çalışmanız, meseleyi yüzeysel tartışmaların ötesine taşıyarak tarihsel ve kültürel bağlam içinde ele almış. Duygusal tepkiler yerine kavramsal bir çerçeve sunması yazıyı güçlü ve düşündürücü kılıyor. Akıcı dili ve tutarlı yaklaşımıyla dikkat çekici bir değerlendirme olmuş. Tebrik eder, gönülden kutlarım.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL