Duyulmasını istediğimiz bir sevgi mesajı iletmek istiyorsak, bunun gönderilmesinden başka çare yoktur. bir lambanın yanmaya devam etmesini istiyorsak, ona sürekli gaz doldurmalıyız. (teresa ana)
Rû //
Rû //

Ejderha

Yorum

Ejderha

16

Yorum

55

Beğeni

0,0

Puan

734

Okunma

Okuduğunuz yazı 7.1.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Ejderha



Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, en sonunda uyuyakalmıştık.
...

Bir ara kalın kalın öksüren birinin sobanın kapağını açıp içine odun attığını duydum. Eniştem eve dönmüş olmalı diye düşündüm. Uzun otobüs yolculuğundan o kadar sarsılmıştım ki sesleri duymama rağmen gözlerimi açamıyordum. İçeride dolaşan kişi bizi uyandırmamak için çok yavaş ve sessizce hareket ediyordu. Bir süre sonra ayak sesleri azalarak odadan çıktı. Yerini, çatal ya da kaşığın tabağa sürtünmesi, ağızdan çıkan şapır şupur sesler, ardından da bir geğirme aldı. Uyanık mıydım? Yoksa rüya mı görüyordum? Bilmiyordum.

Az sonra ayak sesleri bize doğru yaklaştı. Hatta o kadar çok yakınlaşmıştı ki nefes alıp verişini kulağımın dibinde hissediyordum. Üzerimizdeki battaniyeyi usulca kaldırdı. Sanırım üşümeyelim diye düzeltip yeniden örtmek istiyordu. Rüya görmediğimden emin olmak için ağırlaşmış göz kapaklarımı hafifçe aralamaya çalıştım.
Sobaya attığı odun aniden parlayıp harlanmıştı. Yükselen ısıyla birlikte, adamın yüzüne şimşek çakarcasına sert bir ışık vurdu. Derin çizgilerle yarılmış yanakları ve ağzının ortasından sarkan o koca dili, titrek alevlerin altında dehşet verici görünüyordu. Burnuma dolan o keskin, pis koku midemi bulandırdı; şaşkınlık ve çaresizliğim iç içe geçmişti. Gözlerimi ovuşturup doğrulmaya çalıştığım sırada sobadan bir çıtırtı daha koptu.

Yeni bir alev sıçramasıyla yüzü tekrar ateşle parladı. Üzerime doğru eğilmişti, boynunda kırmızı bir atkı vardı. O an anladım ki gördüklerim bir kâbus değildi. Tüm gücümle "Ejderhaaa!" diye bir çığlık kopardım. Gözlerini pörtleterek atkısını boynundan hırsla çözdü. Ben bağırdıkça, o atkıyla ağzımı kapatıp sesimi boğmaya çalışıyordu. Battaniyenin altında korkuyla tepiniyor, kurtulmak için çırpınıp duruyordum.

Yanımda yatan kuzenlerim Hale ablayla, Şule dehşet içinde uyandı. Karanlıkta ne olduğunu bilemeden bir ağızdan bağırmaya başladılar. Sesimize telaşla koşturarak gelen halam, salonun ışığını yaktığında; kırmızı atkılı adam “Susun, bağırmayın! Ben kötü insan değilim! Size zarar vermeyecektim,” diyerek muşambasını yırtıp içeriye girdiği penceremizden panikle kaçarak evimizi terk etmişti.

Köy yerinde hemen hemen herkesin evinde bulunup kapı girişinde asılı duran tüfeği kaparak bahçeye fırladı halam. Bize “Burada kalın, sakın çıkmayın!” diye tembih ederek adamın arkasından yalın ayak koşmaya başladı. Tek el ateş etti. Tüfeğin sesi beynimde patlamıştı sanki. Hepimiz çok korkmuştuk. Hale abla, Şule ve benim elimden tutmuş “Anne, anneciğim,” diye bağırıyor bizi dışarıya doğru sürüklüyordu. Tüfek sesini duyan herkes bir anda bahçemize doluşmuştu. Ne olmuş? Kimin nesi kimin fesiymiş? diye sorgu sual ediyorlardı. Titreyen sesimle “Yüzünden ateş fışkırıyordu, ejderhaya benziyordu,” dedim.

Asiye halam, ev içinde her ne kadar enişteme kızıp söylense de başkalarının yanında asla onu kötülemezdi. Eniştemin o gece ortalıkta görünmeyişini komşulardan gizleyerek “Tüfeği elinden zor aldım, nerdeyse adamı vuracaktı!” diye konuştu. Şule ablasının elinden kurtulup annesinin bacaklarına sarılmıştı. Tir tir titriyordu.

Komşumuz Mehmet Amca elli beş altmış yaşlarında, beyaz saçlı, pos bıyıklı, zayıf, güler yüzlü, matlaşmış yeşil gözleriyle sevgi dolu bakan, çocukları çok seven biriydi. Hurdacılık yaparak geçimini sağlardı. Çalıştığı işten dolayı simsiyah olmuş elleriyle bazen tüm mahalle çocuklarına harçlık verir, şeker çikolata dağıtırken bizi de unutmazdı.
“Buralarda olacak şey değil, kim cesaret eder böyle bir şeye?” diyerek üzerinden ceketini çıkarttı. Şulenin omuzlarına bıraktı. Hırsızın ardından giden birkaç köylü de eli boş geri dönmüştü. "Kayıplara karışmış, it!" dedi biri...
Halam, “Hamdi, çoktan yakalayıp jandarmanın yolunu tutmuştur.” dedi. Bir süre daha olayla ilgili konuşulduktan sonra herkes dağıldı.

İçeriye girip kapıyı kapattık. Küçük Jale, yan odada halen uyuyordu. Halam, “Üşümüş yavrucak! Zaten hasta, iyice hasta olacak,” diyerek üzerini bir kat daha örttü. Hep birlikte salona geçtik.

Açık pencereden giren soğuk hava, evi buza kesmişti. Biz olayın etkisinden bir türlü çıkamamış, sırtımıza aldığımız yün yorganla, yer yatağımızda büzüşmüş halde oturuyorduk. Şuleyi aramıza almıştık. Ben “Ejderha, ejderha!” diyerek yeniden ağlamaya başlamıştım. Bir türlü susmuyordum. Halam, camı olmayan penceremize yeni bir muşamba geriyordu. Koli bandından kopardığı uzun şeritleri üst üste çerçeveye yapıştırıyor, dışarıdan gelecek kötülüklere engel olmak istercesine elleriyle sımsıkı bastırıyordu. İşi bittikten sonra yanımıza gelip oturdu. Beni kucağına aldı. Kızlarını da bir yandan öpüyor bir yandan sımsıkı sarılarak artık güvende olduğumuzu hissettiriyordu.

“Size dokundu mu o herif? Söyleyin kızlarım, söyleyin sakın korkmayın. Bir şey yaptı mı?”

Hale ablam “Hayır, anne!” dedi.

“Melek, sen söyle halasının kuzusu dokundu mu sana?” Bunları söylerken kazağımın yakasını aşağı indiriyor, kollarını yukarı sıvıyordu. “Söyle kızım, korkma! Bir şey yaptı mı sana? Halamın yüzüne baktıkça daha çok ağlamaya başlamıştım. Bizi ağız dolusu öptüğü yaralarından, eniştemin vurduğu yerlerden kan sızmaya başlamıştı. Başımı iki yana sallayarak hayır anlamında cevap verdim. Elinin tersiyle ağzının kenarını sıyırıp, Şuleye döndü: Kızım, sana bir şey yaptı mı? “Hayır anneciğim,” dedi kız, titreyen sesiyle.

Halam, bizi sakinleştirmeye çalışırken kırmızı atkılı adama söyleniyordu: “Zıkkımın pekini yiyesice, aç köpek! Akşamdan kalan balıkla salatayı yemiş. Karnını doyurmaya gelmiş.”

Bu konuşmadan sonra kendi acılarına aldırmadan şefkatli kollarıyla bizi sarıp sarmaladı, teselli ederek uyutmaya çalıştı. Ancak sabaha kadar hiçbirimizin gözüne uyku girmedi.

Eniştem ise ne o gece ne de ondan sonraki günler eve hiç uğramadı. Yaşadığımız bu olaydan da uzunca bir süre haberi olmadı.

EbRuAsya//

Halamın Sihirli Değneği
Bölüm/2

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ejderha Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ejderha yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ejderha yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
mnea
mnea, @mnea
8.1.2026 23:41:30
su gibi akıp giden çok güzel bir anlatım... tebrik ederim sevgili ebru, sevgilerimle.
💞
Sevay
Sevay, @sevay
8.1.2026 23:38:34
" Hala" karanlığın ortasında merhameti ayakta tutan sessiz bir sığınak gibi duruyor.
Sertliğin ve yokluğun içinde çocukları koruyan bu şefkat, anlatıya derin ve kalıcı bir vicdan katıyor.

Herkesin güzel merhametli bir halası olsun ,benimde var, Allah hepsine sağlıklı mutlu uzun ömürler versin.
Hikaye olarak kalsın, umarım gerçek bir hikaye değildir.
kutluyorum kaleminizi ,mutlu yıllar diliyorum🌹
Sahir Neva
Sahir Neva , @sahirneva
8.1.2026 22:39:00
Ejderhanın vicdanı el vermemiş
muşambalı odada üşümesin yavrular diye sobayı harlamış ama keşke o balığı yemeseymiş belki kötü kokmazdı…Okuru bir anda dünyasına katan bir çırpıda okutan öyküleri çok seviyorum. Kumaşınızı evveldende biliriz öykücü kumaşıdır.
Tebrikler Ebru Hanım
Gule
Gule, @gule
8.1.2026 21:12:34
Güzel duru bir anlatım, güzel öykü Ebru...

Tebrikler canım.
Sevgilerimle
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
8.1.2026 20:49:33
hocam çalışmalarınızı kutluyorum
s.eyyubi
s.eyyubi, @mustafaalagoz
8.1.2026 16:28:25
müthiş, çok sevdim. çok rahat bir anlatım. Zoraki kurulan hiç bir cümle yok mesela. Bütün yazılarını severek okuyorum.
lavikelami
lavikelami, @lavikelami
8.1.2026 16:12:50
gerçek yaşanan hikaye sandım. ödüm koptu 😁
hüzünlükent
hüzünlükent, @huzunlukent1
8.1.2026 13:26:22
Tebrikler...

Canı gönülden kutluyorum 🤍
Nilüfer Aksu
Nilüfer Aksu, @nilufer-aksu
8.1.2026 12:57:43
Canım,kutlarım çok.. :))

Sevgimle,daim…
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
8.1.2026 09:35:28
Yüreğine sağlık...
Beyzade
Beyzade, @beyzade2
8.1.2026 09:31:15
Tebrik ediyorum. Saygılarımla.
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
8.1.2026 09:20:47
Baştan sona hüzünlü, gerçekçi, ama halanın çatısı altında olmanın verdiği cesaret de yadsınamaz elbette, kederine, korkunçluğuna rağmen yaşananların.

İçinde ben de varmışım gibi üstüme yapıştı evin kederi, tozu, adamın geğirti sesine kadar duydum. Harikasın Ebru. Kalemine, yüreğine sağlık. Çok güzeldi, ustaca anlatımınla. Sevgiler, selamlar. Tebrik ediyorum.

Süphan
Süphan , @suphan
8.1.2026 07:10:27
Öykünün neresinden tutsak duygu yükü, sevecenlik, hüzün ve çocuklarda bırakılan korku. Bundan önce senin kaleminden okuduğumuz bir ve iki bölümle paylaştığın kimlerdensiniz öykünün devamı olan bölüm yine akıcı üslubu, sözcük ve cümlelere hakimiyetinle biz okuyuculara güzellikleri sunmuşsun.
Öyküdeki hala karakterinin o anaç, o şefkatli, o sevgiyle sarıp sarmalanası beni çok duygulandırdı.

Bu serinin devamını yazar mısın? Bence yazmalısın..

Güne yakışan kalemini ve güzel öykünü tebrik ederim

Sevgimle
neneh.
neneh., @neneh-
8.1.2026 05:51:10
Güzeldi yine.kutluyorum.
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
7.1.2026 22:10:05
Çoktandır ses gelmiyordu senden.
"Bu benim bildiğim Ebru'ysa boş durmuyor o uzun öyküsüne devam ediyordur." Diye düşünüyordum.
Yanılmamışım.
Yine aynı güzellikte, yine aynı tatta, yine aynı ustalıkta...
Sen bu işin en iyilerindensin.
Ne mutlu sana, ne mutlu senin abine...
Selam ve sevgye.
Ümmühan Yıldız
Ümmühan Yıldız, @ummuhanyildiz
7.1.2026 18:59:36
Halanın şefkatiyle çocukların çaresizliği aynı satırda buluşuyor; okurken insanın içi ürperiyor.

Bu yoğunluk ve detay, EbRuAsya kaleminin edebiyat defterindeki ayırt edici sesi.

Kalemine, yüreğine sağlık.🌸
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL