Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir; (ovidius)
Rû //
Rû //

Kabulün İnce Çizgisi

Yorum

Kabulün İnce Çizgisi

( 16 kişi )

15

Yorum

44

Beğeni

5,0

Puan

858

Okunma

Okuduğunuz yazı 13.2.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
Kabulün İnce Çizgisi

Kabulün İnce Çizgisi

Ben’den Biz’e Uzanan Bir Denge Üzerine


Dünya, tüm canlıların ortak evidir. Sayısız yaşam biçiminin var olduğu bu büyük ev, dışlamak ile değil dahil etmekle genişlemiştir. Biz ise çoğu zaman böylesine anlamlı bir öğretinin tam ortasında bulunduğumuzu unuturuz. Kabullenmenin ince çizgisinde dengeyi kurmak yerine ayrışmaya başlarız. Oysa kabul, varlığın bir başka varlığa yer açmasıdır. Toprak, iyi tohumu da kabul eder, çürüğü de. Topraktaki bu olgunluk, yargısız bir kabullenme hâlidir.

Doğayı anlayan insan, kendini de anlamaya başlar. Farklılıklarımız, yaşamın zenginliğini ve devamını sağlayan çeşitliliklerdir. Denizde türlü çeşit canlı, ağaçların gövdesinde sarmaşıklar, bir kayanın yüzeyinde yosun nasıl barınıyorsa; insanlar da birbirine yan yana yaşama hakkı tanıyabilmelidir. Aynı bütüne ait olan farklılıklar çatışma ya da ayrışma değil, bir aradalığın ve sürekliliğin zemini oluşturur. Ne kadar anlayarak yaklaşabilirsek, o kadar derinleşir insanlığımız.

Varoluşun çok sesliliğine kulak vermek için insan, önce kendine karşı anlayışlı olmayı öğrenmelidir; çünkü kendini bağışlamayan başkalarına da hoş görmez. Mükemmeliyet arayışının; insanı, insana karşı acımasız kıldığı herkesçe bilinir. İnsan ancak kendi kusurlarıyla barıştıktan sonra başkalarını da kusurlarıyla kabul etmeyi öğrenir. Bu durum, “Ben haklıyım!” demekten geri durup, “Belki o da kendi gerçeğinde haklıdır.” diye düşündürmelidir. İçsel olgunluğun bu biçimi, zamanla bireysel bir erdemin ötesine geçer; toplumsal yaşamın da temelini oluşturur.

Gerçek uyum, temelinde hoşgörü barındırır. Bu zemin; ’ötekiler’ diye bir sınıflandırmaya izin vermez, aksine sınırsız bir kabul anlayışıyla ayrıştırmayı tamamen ortadan kaldırır. Bu kabulleniş, aynı zamanda epistemolojik bir tevazu da barındırır ki kendi bilgimizin sınırlı olduğunun da bilincine varırız. Aynı zamanda farklı yaşam biçimlerinin kendi içinde geçerli bir gerçeklik taşıyabileceğini de göz ardı edemeyiz. Zira hakikatin tek bir merkeze hapsedilemeyeceği bilinci, anlayışın zeminini hazırlar. Doğa da bize aslında bu dengeyi anlatır. Hiçbir ağaç, yanındakini gölgesinden ötürü yargılamaz; akarsular, önlerine çıkan taşı düşman bellemez.

İnsan, kendini dünyanın merkezine koyarak her şeyi kendine göre biçimlendirmek ister. Kimseyi değiştirmeden, herkesin kendi hâlinde var olduğu şekliyle tanımayı gerçekleştirmekte zorlanır. Halbuki hiçbirimiz diğerlerinden üstün değiliz. Dokunduğumuz her şeyi kendimize benzetmeye çalışırken, farklı olanın güzelliğini de kaybederiz.

İnsanın doğadan farkı, “ben” bilincine fazlaca sıkışmış olmasıdır. Oysa doğa “biz” der. Doğanın “biz” bilinci, modern ekolojik etiğin de temelini oluşturur. İnsan merkezli (antroposentrik) bakış açısının aksine, bu yaklaşım; insanın kendini ekolojik sistemin bir parçası olarak konumlandırdığı, bütünsel bir yaşam felsefesine işaret eder. Fakat biz, “Doğa, bana ait!” dediğimiz anda, onunla aramızdaki ahengi de yitiririz. Bir ağacı kesmek yalnızca onun gövdesini değil, onlarca canlının barınağını da ortadan kaldırmak demektir.


Böylesi bir farkındalık, diğer tüm canlı ve cansız varlıkların içsel değerini kabul etmeyi gerektirir. Kendine anlayışla yaklaşabilen insan, başkasına ve doğaya da anlayışla yaklaşır. Yaşamı yargılamadan, hoşgörüyle olduğu gibi kabullenebilme gücü bireysel bir erdemin ötesinde demokratik bir toplumun etik altyapısını da oluşturur.

Unutmamak gerekir ki biz, birlikte varız ve ne kadar narin dokunursak, o kadar az incitiriz yaşamı.

EbRuAsya//

siyah e dergi- sayı: 11
kasım/2025

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (16)

5.0

100% (16)

Kabulün ince çizgisi Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kabulün ince çizgisi yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kabulün İnce Çizgisi yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
elif.kurt
elif.kurt, @elif-kurt
15.2.2026 11:45:21
5 puan verdi
İnsana ve doğaya incitmeden bakmak,bunun içinde önce kendini incitme ne kadar değerli bir söz , bir reklam vardı , iyilik bulaşıcıdır teması mı mutluluk bulaşıcı mıydı tam hatırlamıyorum, birisi bir çocuğa gülümsüyor, çocuk ailesine , ailesi etrafına işte öyle bulaşıyor güzellik, ilk gülümsemeyi hoşgörü ile kendi içimizde yaptığımızda Domino taşı gibi sürer gider,

Olgunluk, karşındakini olduğu gibi kabul etmektir ki eminim karşındakine dahi bir şey öğretir, etrafındaki insanları olduğu gibi kabul et, herkesin kafamızdaki kalıptaki insan tipi olması, mükemmel olması mümkün değil , çocuklarımız da buna dahil , mükemmel olması için bir dünya hırsı ile yükleniyoruz, mükemmeliyet ten çık ve kusurlu olmayı gör ne güzel bir dokunuş yapmışsınız şairem.

İnsan hataları olan ve hata yapan bir varlıktır, bu hem bizim geçerli hem tüm insanlar için önemli olan hatadan ders alıp güzel bakabilmek ki çoğu zaman ders alıyoruz ancak değişmiyoruz,

İnsanın kendini sevmesi ile , çevreyi ve doğayı sevmesi,kusurlarla da sevebilmenin en doğru yöntem olduğunu anlatan harika makaleyi tebrik ederim, çokça sevgimle 💫💐🧿🌹❤️

elif.kurt tarafından 15.2.2026 11:52:35 zamanında düzenlenmiştir.
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
15.2.2026 00:25:27
5 puan verdi
Yine çok güzeldi sevgili rû. Tebrik ediyorum..Ayrımcılık konusunu ve önümüze çıkan engelleri birer basamak görmemiz gerektiğini güzel anlatmışsın. Hoşgörü önemli ve önce kendimize evet, önce kendini affetmeli insan. Ana problem de kendimizi yeterince sevip kabul etmeyişimizden diye düşünüyorum senin gibi. Bu da diğerlerine karşı bizi asi ve hırçın yapıyor. Aslında isyanımız kendi hazmedemediğimiz hallerimize ve ötekini suçlamak daha kolay her zaman. Farkındalık dileğiyle hepimize. Sevgiler selamlar. Sağlıkla hep. 😊✍🏻💜
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
14.2.2026 23:26:47
Günün seçkisini ve kıymetli kaleminizi gönülden tebrik ediyorum..
Hayırlı geceler dilerim..
Nâfiz BASAN
Nâfiz BASAN, @nfizbasan
14.2.2026 19:17:05
Metniniz Üstâdem,
hem düşünsel hem de edebî açıdan oldukça güçlü.
“Kabûl” kavramını bireysel farkındalıktan toplumsal
ve ekolojik bilince uzanan bir eksende ele almanız,
metne bütünlüklü bir derinlik kazandırmış.

Özellikle toprak metaforu ve “ben–biz” karşıtlığı üzerinden kurduğunuz anlatım omurgası oldukça etkileyici.

Tebrîk ve takdîrlerimle, esen kalınız...
Mahvash
Mahvash, @mahvash
14.2.2026 19:12:55
Yazıyı beğenerek okudum. Tebrik ederim Ebru hanım. Sevgiler
neneh.
neneh., @neneh-
14.2.2026 17:35:21
5 puan verdi
Muhteşem bir yazı yine.Okumaktan haz aldığım mahir kalemi kutluyor ve selamlıyorum.Sağlıcakla, saygıyla.
C.Mıhcı
C.Mıhcı, @c-mihci
14.2.2026 16:18:10
Edebiyatın ölçüsü ve en büyük katkısı artı değeri,bilginin kalem ile okuyucuya doğru çizgide ulaşmasıdır.
Edebi kimliğiniz ve duruşunuz kıymetli.

Kutlarım.
Etkili Yorum
Tüya
Tüya, @tuya
14.2.2026 16:01:49
İnsanın beyin hücrelerine, kalp damarlarına tertemiz bir kan gibi akan bir makale bu okuduğum. Doğrusunu söylemek gerekirse, gururlandım da, sevgili Ebru. Çünkü öyle yalın ve bilinçli bir bakış sergiliyorsun ki, doğa ve insan kıyaslamasında ve birbirine olan mükemmel ve vazgeçilmez ihtiyacını tarif etmede, olabilecek en aktüel konuyu, önümüze koydun...
Evet, insan ne vakit doğayı tanır, anlar ve o muazzam çeçitliliğini kabul eder ve ondan itinayla öğrenirse; işte o zaman, tam olarak toleranslı olabilir, kendinden başkasının da varlığına, yaşama hakkına saygı duyar, kabul eder, seven birey/ler olur. İşte eşitlik, adalet, demokrasi ancak böyle sağlanır bir toplumda ve iyileştirici ve verimli, ancak böyle olunur...

Neyse, söz kirliliği yapmayayım daha fazla...

Kendi adıma, teşekkür ediyor ve kutluyorum kalemini.

Sevgi ve selam ile.

çiftçi
çiftçi, @ciftci1
14.2.2026 14:44:54
'Hayat, narin dokunuşların yumuşaklığında ve sevecenliğinde daha yaşanılır ve değerli olur' demişsiniz.
Haklı, doğru ve isabetli bir tespit.
İnsanlar egolarını törpüleyebilirlerse, tuttukları ele sıcaklık verirler.
'Ben' diye yola çıkanlar, "bizim' için yaratılmış dünyamızı da bencillikleriyle kirletirler, yaşanmaz kılarlar.
Teşekkürler değerli Ebru Hanım.
Saygı ve selamlar.
Etkili Yorum
Süphan
Süphan , @suphan
14.2.2026 08:56:29
5 puan verdi
Senin mahir kaleminden, dün okuduğumda bu yazı, biz okuyuculara çok anlam kattığı düşüncesi içindeydim. Gerçekten de öyle. Dünya üzerinde yaşayan her mahlukatın, kabulleniş ve hoş görü içinde yaşam sentezleri var yazının temasında. İnsan, üstenci karakterliğine bürünmeden, dünya aidiyeti içinde, o’nun bir parçası olarak kendini öngörüp, kendisinde başka varlıkların yaşamını kabul etme öğretisini resmediyor Ebru Asya.
Kendini merkezde gören insanlar, kendi öngörüsü, yaşam biçiminde görmeye çalışanlar, başka şekil, huy, düşüncesi olanları tanımakta zorlanır. Oysa her bireyin farklı yaşam biçimine, düşüncesine hoş görü ile yaklaşıp, tahammül edebilmektir hayatın kalitesi..
Yaşam sentezi ve ahengine sihirli bir dokunuştu yazın…

Yorum yazma konusunda, analiz edebilme durumunda mahir değilim. Lakin şu gerçek var şiirde de, öyküde de, deneme ve makalede de senin kalemin çok çok başarılı sevgili Ebru.
Sen hep yaz biz feyz alalım.
Güne yakışan yazını ve usta kalemini tebrik ederim

Sevgiyle

Süphan tarafından 14.2.2026 09:36:38 zamanında düzenlenmiştir.
Etkili Yorum
/ yüRekTen
/ yüRekTen, @-yurekten
14.2.2026 06:59:24

özellikle ikinci paragrafı, günümüzde insan değerinin, "insanlık" denen olgunun ne kadar kadükleştiğini, köhneleştiğini iliklerime kadar hissederek okudum.

insan da bu dünyanın bir parçası ve neden bunu beceremiyor diye kaç kere iç geçirmişizdir hepimiz. hakikatte pencerelerimiz haksızlığa, adaletsizliğe, yıkılmış yuvalara, ciğerleri kurutulmuş ağaçlara, ağlayan çocuklara, bombaların altında kalan hayatlara açılıyor; ah ki ne ah...

işte Gazze’de yaşananlar yıllardır süren bitmek bilmeyen o acı, o dinmeyen zulüm. sanki insanlar birbirine “farklısın, o yüzden defol” ya da “farklısın, o yüzden ölmeyi hak ediyorsun” der gibi ve tuhaftır ki gerçekten öyle!

oysa doğa kendi içindeki çeşitliliği muazzam kucaklıyor, senin de örneklediğin gibi, bir kayanın üstündeki yosunla yanındaki ağacı gördüğümüzde, “bunlar niye çatışmıyor?” diye sorgulamıyoruz bile. zira biliyoruz ki o yosun o kayayı koruyor o ağaç o toprağı tutuyor, birbirlerine zarar vermeden bilakis birbirlerini tamamlayarak var oluyorlar. insanlar - ülkelerarasında da böyle bir anlayış olsaydı karşımızdakinin dilini, inancını, ten rengini, tarihini tehdit olarak görmek yerine bir zenginlik olarak algılayabilsek fakat sadece algılamakla kalmayıp eyleme de dökebilseydik, bugün onca can yanmaz, onca çocuk ağlamaz, yeryüzünde onca yara açılmaz, dünya böyle içten içe ağrımazdı.

yüzyıllardır biriken o öfkeler, korkular, acılar yüzünden hâlâ “öteki” etiketi yapıştırılıyor toplumlara ve soykırımlar bitmiyor. bugün Gazze dendiğinde aklıma ilk gelen, M. İdris Zengin’in o dizeleri. yüreğimi silkeler o dizeler Ebrucum.

/ içinde amerika olmayan bir cümle söyle bana
içinde zulüm olmayan bir cümle
ihtiyacım var buna /

daha yazıya inmeden, yazının başlığında verdiğin mesaj misali, doğanın bize net öğrettiği bir şey var; bir arada olmanın mümkün olduğu, çatışmadan, yok etmeden, silip süpürmeden de yan yana var olmanın mümkün olduğu. farklılıklarımızın bizi ayırmadığı, yeter ki bakabilelim, görebilelim ve birbirimize yan yana yaşama hakkını tanıyabilelim.

o feyzi almadan, o bilgeliğe erişmeden kabulun o ince çizgisini aşmaktaki hünerimiz öyle kadük ve öyle trajikomik kalıyor ki; ah ki ne ah...

ne güzeldi anlatın.

gördüm o güzelliği ancak tezatın muhasebesini tutmadan yazıdan kopamadı kalemim.

beğendin mi yaptığını bak:)
dır dır da dıır dıır...

tebriğimlesin ♡

İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
14.2.2026 00:48:17
5 puan verdi
Aslında bizi dünya kabulleniyor saklıyor besliyor ancak nedense biz hep bu dünyaya yalan dünya diyoruz ne garip değil bu dünyanın neresi yalan hee kutlarım çalışmanızı
Bedri Tokul
Bedri Tokul, @bedri-tokul
14.2.2026 00:09:16
Şiir mi? Ru.
Öykü mü? Ru.
Makale mi? Ru.
İşte koca usta.EBRU.
maskosu
maskosu, @maskosu
13.2.2026 23:14:36
Emek ürünü bir yazı
Gayretiniz tükenmesin.
Saygılar sunuyorum
KurşunKalem
KurşunKalem, @kursunkalem2
13.2.2026 21:38:13
5 puan verdi
Kalemin de yüreğin gibi pırıl pırıl...

İyi ki buralardasın, hep ol e mi

Çok sevgimle
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL