Necati Kavlak
222 şiiri ve 249 yazısı kayıtlı Takip Et

Balık avı



BALIK AVI

Nasıl da çabuk geçiyor günler? Yaz mevsimi tasını tarağını topladı, göçünü yükledi, veda etmek için; sarılıp koklamaya el sıkmaya, veda edip, yerini kara kışa bırakmaya, hem gönüllü hem de dünden hazır!
Erzurum’da dört mevsim yaşanmazmış!
Öyle söylüyor Doğu Anadolu’nun kara yağız, bahtı kara yoksul insanları…
Kar, Ekim sonu Kasım başı düşer, Mayıs sonun, Haziran başı canı isterse kalkarmış!
Aras Nehri donar, üstünden atlı araba geçer, buz yine kırılmazmış.
Anlatılanları duyunca Doruk, gözü korktu.
Kış gelmeden kok kömürü siparişi verdi.
Haa, bir de Söylemez çok soğuk olur – 40 dereceyi görürmüş.
Söylemesi ayıp, tükürük yere düşmeden donar, bıyıkları olanın bıyığına kırağı düşermiş.
Kışla ilgi anlatılanlar aslında bunlarla da sınırlı değil.
Öyle şeyler anlatılar ki, geri kalanı yaşayıp görmek, tadına varmak için anlatmak yerine kendine sakladı Doruk!
Bu gün özel bir gün!
Şimdiye kadar kamu görevlilerinin hiç yaşamadığı bir ilk gerçekleşecek. Sağlık Memuru Yılmaz, Sağlık Ocağı sekreteri Gıyasettin, Doruk, birkaç hafta önce okudukları gazete reklamlarında bir balık ağı görmüş ve ortaklaşa sipariş vermişlerdi.
Nihayet, serpme ağ geldi.
PTT memuru Reis size bir müjdem var, köpüklü bir kahve söylerseniz söylerim diye tutturduktan sonra, Türk kahvesini içtikten sonra ağınız geldi diye duyurdu ve ağı teslim etti.
Serpme geldi, gelmesine de, sipariş verenlerin hiç birisi, serpme nasıl atılır bilmiyordu. Ne yapacağız nasıl öğreneceğiz derken, akıllarına Bestami öğretmen geldi.
Okullar açılmış, İlkokulun iki öğretmeni de Bucağa teşrif etmişlerdi. Doruk, bahçeden kapı önünde duran karakol nöbetçisine seslendi!
Bana bir Asker gönder canavar! Canavar Doruğun eğitim birliğinde erler için kullandığı bir deyimdi. Askerler canavar diye çağrılmasından hoşlanıyordu.
Asker gelir gelmez, Canavar, koşarak ilkokula kadar git. Hocalara karakol bahçesinde beklediğimizi söyle. Soru sorarlarsa sizi çay içmeye davet ediyorlar dersin diye gönderdi.
Asker okula doğru gittiğinde, Transistorlu Radyoda, Gönül Akkor Vardı. Nasılda geçti o güzellm yılları yorumluyordu sanatçı. Sanki kamu personelinin niyetini okumuş, hızla geçen günlerle ilgili bir istek almış gibi bir parça seçmişti.
Kısa süre sonra, Hüseyin ve Bestami öğretmen, bahçeye damladı. Günlerden Pazar olduğu için bir geç kalkmışlardı.
Bahçede, Söylemez Nahiyesi, kamu personel kadrosu, tam takım hazır!
Yalnız ebemiz eksik!
O da zaten bu tür etkinliklere katılmıyor.
Bazen örf adet, bazen gelenek görenek, özellikle de Din adına, İnsanları öyle form-atlamışız ki, sanki Mustafa Kemal Atatürk “Kadınlar içtimai hayatta erkeklerle birlikte yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır.” Dememiş…
Neyse lafı çok uzatmayalım.
Bestami Hoca gelir gelmez, Çaylar tazelenirken, serpme kolisinden çıkartıldı, kavak ağacının dalına Sağlıkçı Yılmaz tarafından asılıverdi.
Hem Hüseyin hem de Bestami hoca, ağı görünce yerinden kurşun gibi kalktı. Önce ağlara sonra eteğindeki kurşunlara dokundular.
Dokunmuyor, sanki okşuyorlardı.
Gözlerinin içi gülmüştü.
Çaylar içilene kadar muhabbetin konusu serpme ağ oldu.
Sonra toplu halde, Aras Irmağına yürüyüş başladı.
Zaten Irmakla Karakol arasındaki mesafe 70/80 metre kadar bir şeydi.
İlk önce ağ nasıl atılır talimi yapıldı.
Sonra su birikintisi ve derin yer arandı. Ve balık tutmaya fiilen geçildi. Serpme ağla balık tutmak, olta ile balık tutmaya hiç benzemiyor.
Sermeyi atmadan önce balıkları görüyorsun, sonra Bolu Bey’inin, Köroğlu’nu yakalamak için üstüne attığı ağ gibi ağı atıyor ondan sonra çekiyorsun.
Her atığında onlarca sazan ağın içinde. Avcı abartısı değil anlatılanlar. İki saat ya oldu ya da olmadı. Koca bir su tenekesi sazan yakalandı.
Bu arada içinde bir de Yayın Balığı vardı. Hem de kocaman. Doruk ve arkadaşları, yayın balığını aralarında paylaştılar.
Bir Teneke sazan balığını da köy halkına dağıttılar.
Aras nehri Söylemez’in içinden akarken, köy halkının balıkçılıkla hiç ilgilenmemesinin yorumunu değerli okuyanlara bırakmak zannedersem doğru seçim olacak.
O akşam Doruk ve arkadaşları yayın balığının lezzetiyle tanıştılar. Bir hafta boyu da balık muhabbeti yaptılar.
Kar yağana kadar serme atıp sazan tutular. Birazcık olsun, renk kattı serpme kamu personelin durağan yaşamına…
…/…


Beğen

Necati Kavlak
Kayıt Tarihi:17 Mayıs 2020 Pazar 12:37:36

BALIK AVI YAZISI'NA YORUM YAP
"BALIK AVI" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Serap IRKÖRÜCÜ
17 Mayıs 2020 Pazar 17:21:32
Yazılarınızda tasvirleriniz çok bilgilendirici, yaşanan anlara ait aktarımlarınız ise çok etkileyici.

Sizin bu seri gibi yazdıklarınızı profesyonel bir bakışla okuyacak sinema yapımcıları ve yönetmenleri mükemmel bir film, hatta bir dizi çıkarabilir.

Hiçbir emek karşılıksız kalmaz... Bir gün birileri bu yazılanların kıymetini bilecektir, eminim'...

Kaleminize sağlık Necati Bey. İçtenlikle kutlarım...
Saygılarımla...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak Yazının sahibi 18 Mayıs 2020 Pazartesi 11:53:16
Günaydın Serap Öğretmenim!

İçten yorumunuz ve ziyaretlerinizle ilham Kaynağımsınız .
Bütün içtenliğimle çok teşekkür ederim.
Saygılarımla

muslumbayram
17 Mayıs 2020 Pazar 12:44:02
Yazılarınız o kadar içten vede çoşkun ki tüm teferruat en ince ayrıntısına kadar anlatılmakta
Bu ise sizin hizmet aşkınızı yansıtan yegane şey Hocam
Sevginiz hiç eksilmesin
Nice saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Necati Kavlak Yazının sahibi 18 Mayıs 2020 Pazartesi 11:48:13
Günaydın Müslüm Bey!

Ziyaret ve yorumunuzla Balık Avına renk kattınız.
İnan,
size de düşerdi :) yakın olsaydınız.
Hemde Aslan sütüyle birlikte.

Selam ve sevgilerimle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.