nizamettinuca
82 şiiri ve 11 yazısı kayıtlı Takip Et

Ceza





“Tez her yana haber salın, büyük konsey deniz kenarında toplansın” diye kükredi. Aslan.

Ağaç dalında tünemiş Gökdoğan hiçbir şey sormadı. “Emredesin Kralım” dedi gökyüzüne doğru havalandı. Aslanın evinin önünde uyuyan Çita hiçbir şey sormadı “Emredesin kralım” dedi hızla koşmaya başladı. Toprağı eşelemekte olan köstebek hiçbir şey sormadı “Emredersin Kralım” dedi hızla toprağın altına daldı. Kıyıda neşe içinde yüzen, zıplayan Yunus hiçbir şey sormadı “Emredersin Kralım” dedi denizin derinliklerine açıldı.

Aslan Kralın emri kısa sürede tüm hayvanlar âlemine yayılıvermişti.

Önce kaplan geldi, sonra zürafa, ardından göklerin hâkimi kartal, Karınca padişahı, tilki şahı, akbaba prensi, fil, gergedan, yılan, sırtlan, maymun, şempanze, goril derken deniz kenarı mahşer yerine dönmüştü. Deniz kıyısında ise çağrıyı alan balinadan köpekbalığına, ahtapottan Yunus balığına kadar irili ufaklı tüm deniz canlıları kaynaşıyordu.

Büyük kalabalık birbirine “Aslan kral bizi neden topladı?” diye merak ve heyecanla soruyorlar. Ama hiç biri sorunun cevabını bilmiyordu. Her kafadan çıkan farklı sesler ortalığı inletiyordu.

Çok geçmeden Aslan tüm haşmetiyle ulu ağaçların arasından çıktı. Ağır adımlarla yürüyerek her konsey toplantısında olduğu gibi meydanın ortasında dört tarafa hâkim yüksek kayanın üzerine tırmandı, kuyruğunu salladı, yelesini silkeledi. Keskin ve kararlı bakışlarıyla kalabalığa şöyle bir göz gezdirdi, hemen her kes oradaydı ve büyük konsey üyeleri de yerini almıştı. Ardından “Susun” diye gürledi. “ Kimisi korkudan, kimisi saygıdan, kimisi de Aslan Karalın ne söyleyeceğini merak ettiğinden bir anda susmuşlardı.

”Dostlarım “ dedi “Sizi çok önemli bir sebepten dolayı buraya topladım“ Bütün hayvanlar korkuyla birbirine baktılar. Acaba içlerinden biri büyük bir suç işlemiş olabilir miydi? Homurdanma haykırış, meydanı yeniden bir gürültü kaplamıştı.

Aslan bir kez daha gürledi “Lütfen susun ve beni dinleyin. Şunu söylemeliyim ki yaşadığı hayattan memnun olan kimler varsa derhal gitsinler ve yaşamlarına devam etsinler.” Aslanın bu sözlerine hiçbir mana veremeyen kalabalık adeta şok olmuş hiç biri yerinden kıpırdayamamıştı. Bir kaç dakika süren sessizliğin ardından. “Sanırım yaşadığı hayattan memnun olanınız yok. Dedi ve devam etti.

“Hepinizin bildiği gibi artık eskisi gibi yaşam alanlarına sahip değiliz. Tabi bunun sorumlusunun insanlar olduğunu belirtmeme gerek yoktur. Aslında onlarla yaşamak ilk başlarda güzeldi ama silah icat ettikleri vakit kendi türlerine bile acımayan birer vahşi yaratığa dönüştüler. Önceleri karınlarını doyurmak için etimizden, ısınmak ve örtünmek için kürkümüzden faydalanıyorlarken otlaklarımızı meralarımızı ele geçirip kendilerine evler yaptılar, dağlarımızı, ormanlarımızı yok ettiler. Zaman ilerledikçe bu açgözlü yaratıkları doyurmamız imkânsız hale gelmişti. Binlerce yıldır sürekli soykırımlarına maruz kaldık. Ne kadar türümüz yok oldu bilmiyoruz. Şimdi ise tüm türümüz yok olmanın eşiğinde. Çünkü insanlar kendi hırs ve ihtiraslarından başka hiçbir şeye önem vermiyorlar ve Dünya’yı yaşanmaz hale getiriyorlar. Ve tabi bizlerde bu dünyada yaşıyoruz. Bir şeyler yapmamızın vakti geldi hatta geçiyor bile. Yani kısacası yaşamımızı İnsanların insafına bırakamayız. Sizce de öyle değil mi?

Aslan Kralın sözleri bütün hayvanları etkilemişti. Kralı haklı bulmalarına rağmen çaresizlikleri hepsinin yüzlerine yansımıştı. İnsanlar dünyayı ve dolayısıyla türlerini tehdit ediyorlarken onlar hiçbir şey yapamıyorlardı..

“Şimdi şikâyeti ve isteği olan kimler varsa sırayla konseyin huzurunda konuşsunlar. “ dedi

Geyik, karaca, yaban keçisi, Ceylan, cevap verdiler “dağlarımızda rahatlıkla gezemiyoruz her an korkunç bir tuzağa düşmek ve her an bir avcının kurşunuyla ölmekten çok korkuyoruz” dediler. Aslan “ Kim rahat ki Bende bir gün bir avcının avı olmaktan o kadar korkuyorum ki kendime bile itiraf edemiyorum” “ diye mırıldandı. “

Sonra kuşların tarafına döndü. “Siz söyleyin” dedi.

Bütün kuşlar hep bir ağızdan avcılardan şikâyet ettiler. “Ayrıca İnsanlar havayı o kadar kirlettiler ki artık rahat nefes alıp uçamıyoruz” dediler.

Yunus balığı deniz canlıları adına konuştu. “ Bizim derdimiz daha büyük “dedi “ Avcılık yoluyla soykırım yapıyorlar, asla acımıyor milyonlarcamızı bir anda ağlarıyla yakalıyorlar. Bütün pisliklerini denizlerimize atıyor yaşam alanlarımızı kirletiyorlar. Birçok türümüz yok oldu bile. Böyle devam ederse yakın bir gelecekte tamamen yok olmamız kaçınılmaz” dediler

Şempanzeler, goriller “bizi kafeslere tıkıyor, şehir şehir dolaştırıyorlar. Adına hayvanat bahçeleri dedikleri hapishanelerde komik hareketler yaptırıp üzerimize gülüyor, onurumuzla oynuyorlar. Aç bırakıyor, işkence yapıyorlar” dediler.

“Ya biz” dediler, kutup ayısıyla penguen “Bizleri soğuk buzullarımızdan koparıp sıcak şehirlerde tarihi eser gibi sergiliyorlar. Gururumuzu beş paralık eden bu rezalete artık dayanamıyoruz. Hatta öyle ki nasıl yapıyorlarsa kutuplardaki buzlar bile erimeye başladı, yani gidişat kötü.

Tilki gelerek “ Bana kurnaz tilki diyorlar ama onlar benden çok daha kurnaz, her defasında tuzaklarına düşüyorum. Beni öldürmekle yetinmeyip acımasızca derimi soyup kürkümle odalarını süslüyorlar.” Dedi ağlayarak. Tilki o kadar içten ağlamıştı ki tüm hayvanlar onunla birlikte hüngür hüngür ağladılar meydan ağlama sesiyle inledi.

Fil, gergedan, Samur, Rakun, Timsah daha nicesi gelip onlarda tilki gibi aynı dertten mustarip olduklarını beyan ettiler. İnsanlardan şikâyetçi oldular.

Sonra sırasıyla tüm hayvan liderleri konseyin huzuruna gelip şikâyetlerini ve isteklerini sıraladılar. Hepsinin tek bir ortak derdi vardı, insanlar.

Bütün şikâyetleri teker teker dinleyen aslan tekrar tepenin üzerine çıktı “Gördüğünüz gibi artık insanlarla birlikte aynı dünyada yaşamamız imkânsız” dedi “ Zor olacağını biliyorum ama onlardan kurtulmamız şart. Bunun için önerilerinizi bekliyoruz”

Başta Aslan ve konsey üyeleri olmak üzere büyük topluluk kara kara düşünmeye başladılar. Yine her kafadan bir ses çıkmaya başlamıştı, konuşmalar, tartışmalar, küçük kavgalar, derken saatler geçmiş ama mantıklı bir çözüm getiren olmamıştı. Çünkü onlar zayıf canlılardı. İnsanlar güçlü ve akıllıydılar, üstelik her türlü silahları vardı.

Derken akşam olmuş güneş ufuktan kaybolmaya yavaş yavaş karanlık çökmeye başlamıştı. Şikâyetlerin, sızlanmaların ardı arkası kesilmiyor ama hiç biri mantıklı çözüm önerisiyle gelemiyordu.

Saatlerdir yapılan istişarelerden olumlu hiçbir sonuç alamamış, tüm ümitlerini kaybetmişlerdi. Artık toplantıyı daha fazla uzatmanın anlamı yoktu. Tam Konsey toplantısına son vermeyi düşünüyorlardı ki; gökyüzünü kaplayan alaca karanlığın içinde karanlıklar lordu Yarasa belirdi. Narin kanatlarıyla uçup Aslan Kralın önünde kondu, diz vurup saygısını sundu. Minik suratında sinsi bir gülümseme vardı. “Sayın Kralım izin verirseniz benim bir planım var” dedi.

Bütün hayvanlar bu küçük gece kuşunun koskoca insana hiçbir şey yapamayacağını düşündüklerinden kahkahalarla güldüler. Karanlık meydan kahkaha sesiyle inledi. Ama o gururlu ve kendisinden emin bir sesle konuştu.

“Bu işi bana bırakın kralım” dedi “İnsana öyle bir bela hazırladım ki bize ve dünyamıza yaptıkları kötülüklerin bedelini ağır ödeyecekler. Onları doğduklarına pişman edecek nefeslerini keseceğim.”

Öykü: Ceza
Nizamettin Uca
Iğdır:27.03.2020: 00.15

.

Beğen

nizamettinuca
Kayıt Tarihi:27 Mart 2020 Cuma 00:38:50

CEZA YAZISI'NA YORUM YAP
"Ceza" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
Öztürk ALKOÇ
29 Mart 2020 Pazar 20:52:35
Güzeldi Üstad

Öztürk ALKOÇ tarafından 3/29/2020 8:59:39 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Öztürk ALKOÇ
29 Mart 2020 Pazar 20:51:43


Öztürk ALKOÇ tarafından 3/29/2020 9:02:09 PM zamanında düzenlenmiştir.

Cevap Yaz
Aziz Remzi
27 Mart 2020 Cuma 13:41:16
Nizamettin abi harika bir hikaye olmuş tebrilerimle..Bu rumuz benim...

Selim Adım

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


nizamettinuca 27 Mart 2020 Cuma 15:37:46
Teşekkür ederim canım kardeşim Bu Corona virüsünün sonuç olarak Dünya ve canlıların geleceğine hayırlı etkisi olacağı kanaatindeyim. Şimdi düşünsene Avcılar ava çıkmıyor, Fabrikalar duman vermiyor, Araçlar çok fazla değil trafik rahat. Dünya derinden bir nefes alıyor. Ayrıca Bize de diyor ki ey insan sen çok küçüksün Kibirlenme.

Selam eder gözlerinden öperim.
Aziz Remzi 27 Mart 2020 Cuma 16:10:20
Evet abi aynı düşüncedeyim.. dünya şöyle bir oruca gitsin...kendini bir dinlendirsin..Rabbim bizler görünmeyen bir virüs ile terbiye etme yolunu seçti.Evet hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.. Saygılarımla
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.