Den(iz)
99 şiiri ve 136 yazısı kayıtlı Takip Et

Mee too






Her şeyin başladığı zamanlarda daha yeni yeni insan oluyorduk. Eril şeylerin ilk cinayeti bir ’’kadın’’ yüzünden işlenmiş. Erkek olmanın en önemli güdüsü şiddet düşkünü olmak demek midir? Dünya tarihine baktığımızda ister dinlerden yola çıkın isterseniz de sosyal veya siyasi yolu izleyin tüm dönüm noktalarımızı şiddet unsurları ile belirtmişiz. Oysa bizler tüm Dünyaya yayılmamış mıydık? Bu mamut katliamlarının tüm mağara duvarlarında olduğunu iddia eden ve her şeyin mızraklarla başladığını düşünen o büyük kafalı erillere soruyorum: ’’ Bizler ne ara çiftçi olduk?’’ . Tüm erkek ve kadınların uzunca bir süre toplayıcı oldukları zamanlarda bir tavşan öldürmek için bir erkeğe ihtiyaç duyduğumuzu siz söylüyorsunuz. Oysa biz o otları hep birlikte topluyorduk. Ya havalar soğuduğunda ne olmuştu? Yağmurlu günler de bebeklerimizi alıp nasıl dışarı çıkmıştık? Hım! ’’Erkekler topluyordu. ’’diyeceksiniz. Evet, tamam, bunu kabul edelim. Peki o erkekler topladıkları gıdaları bir mızrağın ucuna takıp mı eve getiriyorlardı? Bir avuç buğdayı,tohumu, bazı böcekleri,bir tutam otu ceplerine mi dolduruyordu sizce? Yani sizce eril bir Dünya tarihine mızrak kadar yakışmasa da acaba ilk insanın icat ettiği ilk şey torba,tabak gibi bir şeyler olması daha akla yatkın değil mi?

Bir mideye ancak yiyebileceğiniz kadar şeyi sığdırabilirsiniz. Peki ya sonraki gün? Yüce mitoloji lütfen bana kızma. Zeus’un kanatları altındaki defolu dişil beynimle toplayıcı olmanın, biriktirmenin, turşunun, salamuranın, ekip biçmenin, bebek büyütmenin öyle pek kahramanlık öyküleri yazdıracak bir tarafı olmadığını biliyorum ama havalar hep güzel ve güneşli olmadı. Tropik iklimlerin bize getirdikleri içinde hep torbalara ihtiyacım oldu. Bir kılıç,bir mızrak, bir silah, bir atom bombası kadar eril ve havalı şeylerle adım anılmasa da insan neslinin devamı için gereken şey kış aylarında midemize sığdıramayacağımız gıdaların saklanabilmesi için birilerinin bunu yapması gerekiyordu. Anne salçası belki binlerce insanı öldürecek bir bomba değil.Yine de ben adımın bir kavanoz salça ile anılmasını seviyorum.

Mızraklar, bombalar, cinayetler, toplu katliamlar, nepalm, sinir gazı, biyolojik silahlar ve adı aklıma gelmeyen türlü cinayet ve imha silahları... Sevgili Freud benim için’’ Uygarlıktan yoksun’’ demişti. Bir penisin uygarlıkla yürütebileceği şeylerin medeni mızraklardan bombalara yürüyen kanlı yollardan geçtiğini görünce kendisine teşekkür ediyorum.Evet, kısmen haklısın Freud. Ursula L. kitabında der ki : ( ’’“Kadın Freud’un sandığı gibi uygarlıktan değil, uygarlığa ‘sadakatten’ yoksundur” der Lillian Smith.)

Büyük bölümü topluyordu,otları,başakları,meyveleri,sebzeleri topluyordu. Sonra... O zamanlar henüz bu kadar ’’uygar’’ değildik. Uygar Sümerler henüz tabletlerine konuşan kadınların dişlerinin taşla ezilmesini emreden,kadınların (mal) köle olduğunu ilan eden kanunlar basmamıştı, henüz o zamanlar Konfüçyüs kadınlara ahlaklı olmanın ailesindeki erkeklere ve hatta kendi doğurduğu erkek evlada bile itaatten geçtiğini anlatmamıştı. Bizler sadece topluyorduk. Çinli lotus ayaklı kızların var olmadığı zamanlardı onlar. Bizler beslenmek için topluyorduk. Dünya ve doğa bize sadece cinsiyetlerimizi verdi. Bir Tanrı vardı ama onun eril şeyleri sevmesini siz istediniz. Tanrı eliyle bizleri evlere, odalara, çarşaflara, kendi ağzımızın içindeki dilimizi bile kullanmamaya mahkum ettiniz. Kusura bakmayın ben uygarlığınızı istemiyorum. Uyumsuzum. Bir kadın bedenine karşı hissettiklerinizin tüm kefaretini bize ödettiniz. Doğanın bana verdiği zevki klitoris sünneti ile elimden almaya çalıştınız. Bir Tanrı hem zevk alsın diye bir düğme koyacak hem de eril şeyler onu kessinler diye din yasası gönderecek, öyle mi? O hayvanın dişi, o sopanın ucuna takıldığından beri Dünyayı ne hale getirdiğinize bir bakın! Memnun musunuz? Uygarlığınızdan, medeni şeylerinizden, cinayetlerinizden, tecavüzlerinizden, katliamlarınızdan memnun musunuz? Dünya sizin uygarlığınızın altında ezilip yok oluyor.Siz memeler ve bacaklar yüzünden Helen savaşları çıkarabilesiniz diye bizler zorla, vahşetle, kanla, işkenceyle ’’susmayı’’ öğrendik. Biz susarken sizler devasa canavarlar gibi Dünyayı medeni bir ateşle cayır cayır yaktınız. Freud’un penisini kıskanmaktan daha ciddi sorunlarımız olmasına neden oldunuz. Aşağılanan bedenlerimiz, ruhlarımız ve aklımızla çaresiz ve etkisiz bıraktığınız halde tüm olan bitenden sorumlu tutulmaktan da kurtulamadık. Cadı olduk yaktınız, ahlaksız olduk astınız,linç ettiniz,toplu halde taşladınız... İlk taşı atan adamın gözlerindeki şey; sahip olamadığı eril şeylerin öfkesi idi.Öfkesi kendisi idi.Kendisi ve öfkesi bir kadın bedenini yok ederek arınmaya çalışıyordu.Kendi karanlığını öldürmeye çalışan adam bir taşla bana saldırıyordu.’’Kadın’’ işkenceleri ile kendi sunaklarını yaratan adamlar kan gölünde yıkanarak erilliğinin saflığına inanmaya çalışıyordu. Her biriniz kendi uygarlığınızı sevdiniz, içinizdeki hayvanın suçlusu bizmişiz gibi her birimizi öldürdükçe daha çok yükseldiniz. Yüksek medeniyetinizde kan,gözyaşı,idam,toplu katliamlar,taciz ve tecavüz Dünyanın duvarlarına çarparak yüzyıllar boyu yankılandı.

Bir ’’kadın’’ hikayesinde her zaman özne, erkek olmalıydı. Bizler sadece topluyorken sizler Meryem’in kovulduğu meclisten kendi eril tanrınızı doğurdunuz. Bu Tanrı sizin öykünüzü anlatsın diye tüm dünyayı vahşetinizle kasıp kavurdunuz. Masumiyetin bekaret,ahlakın sadakat olduğunu ve bunun sadece kadınlar için bir yasa olduğunu ürettiğiniz tüm yasalarda dayattınız. Felsefe kuramlarınızda ’’insan’’ sözcüğünün karşılığını dolduran yegane cins erkektir. Aydınlanma süreciniz de siz ortaçağın bir devrimle yenilikler doğurduğunu söyleseniz de sadece çehresi değişmiş eril terörizminden başka bir şeyi günümüze getirmediniz. Locke dahil neredeyse tüm liberal düşünürlerin erektik sunuşlarında ’’kadın’’ defolu bir üründen başka bir şey değildir. Önce ağzımızı canlı canlı dikip taşlarla dilimizi ve dişlerimizi ezdiğiniz bir çağdan bunu yapmadığınız için size şükran duymamızın gerektiği başka bir tanırsal çağa geçtiniz. Önce zorla, öldürerek,döverek,işkence ederek elimizden aldığınız ve zaten bizim olarak haklarımızın bir kısmını bize uygarlığınızdan bağışlayan tanrılar oldunuz.

Bizler o zamanlar sadece topluyorduk ve mızraklar yerine torbalarımız vardı. Sizin uygarlığınızla bana bekaret kemeri taktınız. Sonra bekaret kemerini benden aldığınız için size minnet duymamı istediniz. Sizin zamanınızın bittiği yerde benimki başlasın istediniz. Oysa ben sizinkiyle aynı zamanı kullanmayı ilk nefesimle hak etmiştim. Bedenimi kendinizden bir parça gibi gördünüz. Benim başka bir bütün olduğumu anlamak istemediniz. Lacan’ın sunduğu bir cennetten doğmadı Irigaray. Onun kendi dili ve kelimeleri vardı. Başından beri gözden kaybolana dek yok saydığınız dişil bir ağzı vardı. Kendi öykülerini anlatan Virginia ve Plath dehşetinizdense ölümü kutsayanlardı. Sizin koyduğunuz sınırlarda yaşamak istemeyen kadınların dikilmemiş ağızlarından,ezilmemiş dişlerinden korktuğunuz için püriten bir diyet sundunuz bize. Saflığın zarafeti ancak çocuklara yakışan bir şeydir. Senin ellerinde kirlenen şeylerin Dünyaya mal olduğunu görmüyor musun?

Bizler sadece yonca yapraklarından daha lezzetli bulduğumuz böğürtlenleri de toplamaya karar vermiştik. Reçel fikri saklama yöntemlerindendir ve buradan hareketle metodolojik olarak çalışma hayatına ilk atılanın kadın olduğu fikrini öne sürebilirim. Bir reçelin oluşum aşamalarında gerçek bir öykü vardır. Bu öykünün materyalist bakış açınızla ne kadar uyumlu olduğunu bir düşünsenize! Belki de gerçekten korktuğunuz şey, en çok aşağılamaya çalıştığınız aklımızdır. Benim aklımın bir erkeğinden daha az çalıştığına inanmanız size dünya üzerinde devasa bir boşluk verdi. Sahtekar Edison belki de Freud’un kendi penisi ile sorunları olduğunu çoktan duymuştu. Büyüklük ve küçüklük algısı ise mesele, neden o zaman erkek çocukta annesinin vajinasını dolduramayacak kadar büyük bir penisi olmadığı için vajina kıskançlığı yaşamamış ki? Horney ve Thompson sizi alaşağı ettiler sayın Freud. Kadınların siz de o şeye sahip olamadıkları için üzülmediklerine yemin edebilirim. Sorunun sizlerin, bir vajinası olduğu için yüzyıllar boyunca kadınları aşağılamış olmanızdan dolayı onların, kadınların da bir vajinaya sahip olmalarından duydukları kaygının toplumsal eril egonun bir yansıması olduğunu nasıl göremediniz ki! Size rağmen var olmayı başaran azınlıktan gelen bir Mamie Phipps Clark bir ’’kadın’’ öyküsünün öznesi olmayı başarmıştır.

Edebiyatta sözlü iletişim zamanlarına bile geçilememişti belki de. Ancak konuşulan bir dil,dillerimiz sayesinde çıkardığımız sesler vardı. Belki de doğanın sakin ve yemyeşil bir gününde Sappho bile henüz doğmamışken güzel sesli bir kadının çıkardığı seslerden doğmuştur ilk şiir. Ritmin doğaya karışmasından sözcükler, cümleler,öyküler doğmuştur kadınların ağızlarından. Bir mızrağın, bir dinozoru öldürmeyeceğini bildiğimizden bir fareye dönüşüp kuyruk sokumu mirasımız olmadan çok çok önceleri torbalarımızda kadın şairlerin dilleri vardı belki de kim bilir.

Andersen ’’Gölge Masalları’’ yazmadan önce kötülüğün güneşte eridiğini, bir kavanoz reçele karıştığını hayal edebiliriz. Fantezinin ötesindeki gölgelerimiz hepimizin içinde var olan Mr Hyde vr Dr Jekyll gölgeler efsanesi ile yüzümüze çarpacaktır. Ben senin hobbit’inim biliyorsun değil mi? Senden zayıf ve güçsüz olmama rağmen içimde var olan inanç ile başa çıkabileceğinden çok daha fazlası olan bir ’’insan’’ modelinim. Sümerlerden ve daha öncesinden beri bunu bildiğin için eril bir vüritik salgını çağlar boyunca ayakta tuttun. Yaydığınız Botulizm benim konservelerimi zehirlemiş olabilir, farkında olmadığın şey o konservenin içinde yaşıyor olduğundur.

İçinde bulunduğum durumdan bir zencinin zenci oluşu kadar suçluyum. Ona zenci olduğunu söyleyen ten rengi değildi, sizlerin dikilmemiş ağızları idi. Sınıf farkından doğan eşitsizlikten,bir gecekondu da doğan çocuğun suçlanması, onu öyle olduğu için suçlu hissettirilmesi,istese başarabileceğini söyleyerek ruhunun daha da ezilmesi o gecekondunun orada var olma sebebinin suçudur. O gecekonduyu oraya sizin uygar sanayi devriminizden başka bir şey koymadı. Tüm izmlerin insanların parçalanarak idare edilmesine yaradığını anladığım kadar cinsiyetimden kaynaklanan eşitsizliğin nedeni olmadığımı da biliyorum.

Bu bir feminizm manifestosu değildir. Biz böğürtlenleri paylaşırken senin olduğu kadar benim de anlatacak öykülerim vardı. Sadece bir mızrak kadar olan denge Dünyanın sonunu getirdi. Tüm söylemek istediğim, söylemek istediklerimi, söylemek için senden izin almam gerekmediğini görebilmendir. Senin saygını kazanmak için bir şeyler yapmamı düşünüyor olmanın sebebi, gölgesinin gölgesi olmuş eril kimliğinin acınası güçsüzlüğüdür.

Hey,sen! Bırak o mızrağı artık elinden...

Deniz...

Beğen

Den(iz)
Kayıt Tarihi:13 Şubat 2020 Perşembe 14:25:23

MEE TOO YAZISI'NA YORUM YAP
"MEE TOO" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
muslumbayram
18 Şubat 2020 Salı 10:05:29
Cesaret; cinsel organın eril veya dişil olmasıyla ilgili değildir, AKIL ile ilgilidir akıl!

Tanrı insanı yarattı vede çırılçıplak
vede daha o gün eşitsiniz dedi.
mesaj netti oysa

Aklını kullanmayan insanoğlu vahşi hayvanları kendine örnek aldı
güçlünün zayıfı ezdiği,
büyük balığın küçüğünü yuttuğu

Aklını leşe atan insanoğlunun kokuşmuş havasından rahatsızlık duymayanların
bu yazıdan rahatsız olması kadar doğal ne olabilir!

Bir ölü, arkasından ağır yaralıların olması bir kaza olsa idi
Allahtan rahmet yaralılarada acil şifa dilerdim. MAALESEF Kİ
Acı gerçekler ancak cesaretle böyle yazılabilir.

Böyle uzun yorumları sevmesemde
görülen lüzum üzerine şart oldu

nice sevgiler saygılarımla


muslumbayram tarafından 2/18/2020 10:13:17 AM zamanında düzenlenmiştir.

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 18 Şubat 2020 Salı 10:40:16
Müslüm bey :)

Yine çok şık kelimeler giyinmişsiniz. Teşekkürler...

Sevgilerimle...
muslumbayram 18 Şubat 2020 Salı 10:48:25
Ozan olma yolunda çırağız henüz;))
sevgiler bizden efendim
erdal güvenli
16 Şubat 2020 Pazar 19:49:11
tüm cümleler olağanüstü
en çok da bunu sevdim
"Anne salçası belki binlerce insanı öldürecek bir bomba değil.Yine de ben adımın bir kavanoz salça ile anılmasını seviyorum."

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 17 Şubat 2020 Pazartesi 09:24:57
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.

Sevgilerimle...

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
Sakıncalı Piyade
14 Şubat 2020 Cuma 23:13:12
https://www.youtube.com/watch?v=c0PAqxbGXsg

Hadi başlayalım bakalım aslında yerleşik hayata geçene değin insan doğasında erkek kadın ayrımı pek yoktur iki taraf da toplar savaşır ve avlanırdı ancak kas dokusu nedeniyle yerleşik hayatın ortaya çıkması ve kabileler devletler haline gelince kadınlar çok büyük eziyetler görmeye başladı bu eziyet dediklerimiz yazılan gibi kölelik, mal olarak satılmak savaşta yağmalanması gerekenlerden biri sayılmaya kadar gitti elbette. Dünyanın kararlı karanlık çağlarında erkek benliği ön sıradadır bu açık bir gerçekliktir. Hatta şu meşhur kadınlardan şair çıkmıyor yok kadınlardan bilim insanı çıkmıyor vs vb laflarının görünürde doğru olmasının sebebi son yüz yıla hatta son 50 yıla kadar kadınların örgün eğitimden uzak kalmasıdır tam tersi olmuş olsa erkeklerden çıkmıyor laflarıda olurdu. Bilim insanlığı şairlik vb şeyler kadınlıkla erkeklikle değil örgün eğitim ile alakalıdır. yoksa erkek ve kadın beyninin öyle birbirine üstünlüğü yok mitokondriyal dna yı ele alırsak insanlığın hepsinin ana zeka parçacığı Havva dan gelmekte. O yüzden şu saçı uzun aklı kısa vs vb zırvalıklar ancak saçmalıktır. Elbette kadınların toplumsal ayrımlara maruz kalmaları. kötü kavramı için cadı vb lafları il yakılmaları hatta devrine ışık tutan figürler tarafından dahi hor görülmüş olmaları eril ayrımcalıktır bu doğru ve net bir tespittir.

gelelim yazıda katılmadığım nokta kötülük suç karmaşa haksızlık adaletsizlik vs vb kavramlarında salt erillik ile alakalı olduğuna atıf yapılması. Aslında bu atıf yazıya büyük zarar vermekte anlatılmak istenen yerden yazıyı alık bambaşka bir yere götürmekte. sayılan suç ve kavramların işlenmesinde erilliğin yada dişilliğin fazladan bir etkisi bulunmamaktadır. Evet testosteron hormonunun saldırganlık yarattığı söylense de böyle bir bilimsel bulgu yoktur. zira Toplu kıyım intikam cinayet gibi kavramlar güç ile alakalıdır daha çok zira dünyanın ilk kadın hükümdarı sayılan Wu Zeitan kendinden önceki birçok erkek yöneticiden daha çok katliam emri vermiştir. Veyahut kıta avrupasında gücü ele geçiren kraliçeler gibi gibi... Konu uzar aslında. Cinayet savaş vs vb gibi durumlarda erkeklerin önde görülmesinin sebebide yukarıda şairlik vb de bahsettiğim gibi yönetimde erkeklerin var olmuşluğunun daha çok olmasıdır. Aynı şekilde dünyada yönetimde erkekler değilde kadınlar önde olmuş olsa bugün cinayetler toplu savaşlar vb ler için kadınları suçluyor olurduk.

Yani kötülük ve kavga erkeklikle yada kadınlıkla değil insanın kendisi ile alakalıdır.

erkek yönetim etkisi altında var olmayı başarmış çoğu kadın önde gelenleri de aynı erkeklerin yaptığı gibi kendi benliğinin önceliği için erkek bireyi sırf erkek olduğu için aşağılama yolunu seçmeye başlamıştır.
Aslında erkek de kadın da kendi cinsel organları ile adlandırılmanın ötesine geçip insan adı ile anılmadıkça bundan bin yıl sonra kadınlar güce sahip olduğunda da pek değişen şey olmayacak o günlerde de yine aynı savaş katliam ve bombaları göreceğiz bu malesef asıl sorun.

Elbette şu anda ahlak edep akıl davranış vb durumlarda kadınları hor gören aşşağılamaya çalışan erkekler ciddi ciddi penisleri ile düşünmekten başka işe yaramıyor olabilirler.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 15 Şubat 2020 Cumartesi 01:21:18
Yazının olumsuz eleştirisi hakkında :

Evet, biraz altını kısmış olsa idim belki de anlaşılmak daha kolay olurdu. Ben bu hali ile daha etkin olmasını sağlamak istemiştim. Dünyanın bir şekilde sahip olduğu düzende tüm yetkinin kimin elinde olduğunu düşününce mızrak ve füzelerin sorumlusu olduğunu da düşünmek gerekir demek istedim. Evet, tam tersi olsa sorumlulukta kadın cinsine ait olacaktı, ama değil, gerçek bu. Bu sadece bir saptama aslında. Belki de yazma şeklimden dolayı okuyucu da anlattığın etkiyi yaratmış olmalıyım.

Kadın hükümdarlar, kadın başkanlar vs vs bunların hepsi bulundukları yerde hala erkeklerin dünyasında oldukları için ayakta kalabilmek için onlar gibi davranmış- ki bu bence büyük bir hatadır- kadınlardır. Benazir Butto,Tansu Çiller bunlara örnektir.

İnsan odaklı yaşanıyorken,biz sadece topluyorken daha mutlu değilmiydik sorusunu da sordurmak istedim defalarca kez. Güç değil de denge olsa çok daha özgür ve mutlu olmaz mıydık?


Piyadem, kapsamlı değerlendirmen için teşekkür ederim.

Sevgilerimle...

Serap IRKÖRÜCÜ
14 Şubat 2020 Cuma 10:52:18
"Tüm söylemek istediğim, söylemek istediklerimi, söylemek için senden izin almam gerekmediğini görebilmendir."

Bu kadar basit aslında!... :)

Sevgilerimle Deniz...


3 cevap yazılmış Cevap Yaz


Mavii KeLeBeK 14 Şubat 2020 Cuma 10:53:28
Katılmamak namümkün
helal olsun
Den(iz) 14 Şubat 2020 Cuma 11:05:38
Bazen basit olanı anlatmak daha zormuş meğer Serap hocam. Binlerce Dünya yılına rağmen hala Sümer tabletlerini boyunlarına asıp gezmenin gurur verici olduğunu düşünen insanlarla aynı havayı soluyoruz.


Çokça sevgilerimle

:))

Teşekkürler Sultanım

:))
muslumbayram
13 Şubat 2020 Perşembe 16:32:43
Bir yazıyı soluk almadan ilk defa okudum

Ve şu kanaate vardım

ZEUS bu yazıyı okusa idi eğer;

''KANATLARINI KENDİ KILICIYLA KIRAR
VE O DEFOLU DİŞİLİN KANATLARI ALTINA SIĞINIRDI''

NİCE SEVGİ VE SAYGILARIMLA

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 13 Şubat 2020 Perşembe 17:56:02
Anlaşılmak güzel şey Müslüm bey, teşekkür ederim.

Sevgilerimle
Ethem_Namık
13 Şubat 2020 Perşembe 16:03:54
Böyle bir yazı kendisini ispatlayamaz...savaş alanı hatalı, taraflar hatalı,zaman hatalı en önemlisi yöntem hatalı.

Sondaj analizlemesi ile sentez algılaması yapılamaz. Teknik olarak hatalı.

Geniş zamanda döneceğim...

Sevgi bırakmaya korktum.:)

5 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 13 Şubat 2020 Perşembe 16:14:31
Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni :))

Dönüşünüzü dört gözle bekliyorum.

Sevgilerimle...
Ethem_Namık 13 Şubat 2020 Perşembe 17:35:11
Eşitlik en büyük adaletsizliktir. Ve doğa buna izin vermiyor.

Toplumu, en azından üretilen sorunları femine ederek bir şeyler düzelecekse Tanrı ya da her ne kabul ediyorsak, "neden bunu böyle yapmış"a gideriz. En azından doğayı suçlarız.

Uzun ve örnekli yazmak istedim ama vazgeçtim yanlış alanlara çekilmekle benzer yakın düşüncelere zarar versin istemiyorum.

Sevilinildiğini bilmek ne güzel...
Den(iz) 13 Şubat 2020 Perşembe 17:54:59
Eşitlik değil de denklikten bahsetmek daha doğru bir yaklaşım olur. Toplumu femine etmek üretilen sorunların da femine edilerek şeklini değiştirir. Vermek istediğim mesaj bu değildi. Tabi ki nasıl bir yorum yazacağınız size kalmış ama uzun bir yorum yazacağınızı okuyunca heyecan duymuştum. Sizin bakış açınız her konuda farklı öğretiler içeriyor. Fikrinizi değiştirirsiniz belki.

:)
Ethem_Namık 13 Şubat 2020 Perşembe 17:58:38
Şımarırım ama...ne çok sevindim.
Abov...
Den(iz) 14 Şubat 2020 Cuma 08:18:50
:))
Mavii KeLeBeK
13 Şubat 2020 Perşembe 14:53:16
Bizler eşitsizlik ile daha kundakta tanıştık
biz kız dık o kız çocuğu daha az süt emmeli
o kız çocuğu ağlasın
o kız çocuğu yine olur yine doğar gömün gitsin
o kız çocuğu erkeklerle yan yana duramaz
o kız çocuğu bedenini sergileyemez
hanginiz atlet badilerle sokakta cesurca gezdiniz oysa erkekler atlet le bile balkonda oturma hakkına sahipken

o kız çocuğu namusunu korumak zorunda
yoksa babası abisi kardeşi çekip vurabilir
o kız çocuğu okumasa ne olur verirsin beş çocuklu bi adama hayatı öğrenir
o kız çocuğu geç gelemez eve
o kız çocuğu vajina penis bilemez ayıp günah yasak
tabular sadece kadınlar için mi var

o kız çocuğu canı pahasına sünnet edilecek
sonra acımasızca dikilecek
eşi ilk gün jilet atıcak parçalıyacak yaşadığı katliam kimin umrundaki
isterse ölsün

o kız çocuğu daha memeleri yeni yeni dikleşirken
köyün ağasına paşasına hediye edilecek
isterse ilk gece paramparça edilsin
o kız çocuğu eteğinin boyuna bakıp dağa kaldırılabilir
dudağındaki ruj dan tahrik olabilir erkekler
o kız çocuğu sesin den bile orgazm olabilir erkekler az konuşucak

o kız çocuğu daima bir adım geride olacak
o kız çocuğu dayakla eğitilicek kızını dövmeyen dizini döver mantığıyla
dayak yiyecek önce babasından sonra kardeşinden abisinden sonrada kocasından bitmedi
oğlundan
o kız çocuğu aklı kısa saçı uzun
yapılan bir araştırmaya göre kadın beyni erkeğin beyninden 4 kat daha fazla çalışıyor buna ne diyeceksiniz

o kız çocuğu doğurmak zorunda
eşinin gönlünü eylemek zorunda
o kız çocuğu her zaman açık kapı
kocaman bir pasta dilimi aç kurt gibi etrafı sarılacak
o kız çocuğu dayak yese de susacak kızılcık şerbeti diyecek ağzından akan kanlara

onun yaşamaya
onun mutluluğa
onun çalışmaya
onun okumaya
ve onun sevmeye hakkı yok

teşekkür etmiyoruz etmeyeceğiz de
çünkü siz

kırdınız
yaktınız
döktünüz
sövdünüz
dövdünüz
öldürdünüz

siz kadınların kıymetini bilmediniz
oysa cennet ANALARIN ayaklarının altın da

ve dünyayı sevgi kurtaracak

insanların gözlerini açmak adına yazdığın bu yazını canı gönülden kutluyorum
bende yazsam böyle yazardım

seviyorum dik kalemini
sevgilerimle

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Den(iz) 13 Şubat 2020 Perşembe 16:13:04
Kimse bizi sevmek zorunda değil de denk olduğumuzu bilsinler yeter.

Sevgilerimle...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.