Serap IRKÖRÜCÜ
43 şiiri ve 42 yazısı kayıtlı Takip Et

Bumerang



BUMERANG



Doğu Anadolu’nun sınırdaki şehirlerinden birinin 50-60 km uzağındaki sınır kasabasına tayininin çıktığının duyunca çok şaşırmıştı. Oysa eş tayini yaptırabilmek için yazın evlenecekken ocak sonunda alelacele evlenmişler, tayin evraklarına evlilik kaydını sokmak için acele etmişlerdi.

Evraklarını takip etmek için Ankara’ya gittiklerinde bu sonucu öğrenince donakaldı.

Acaba, diyordu içinden, eş tayin evraklarını yetiştirmeseydik, sınırın öbür tarafına mı göndereceklerdi beni(!)
Tayininin çıktığı kasabada yıllar önce büyük bir depremde tek katlı toprak evleri yıkılmış, birçok can gitmiş, tek geçim kaynakları olan hayvanların hemen hepsi telef olmuş, devlet de yıkılan sayısı kadar ev yaptırıp kasaba halkına teslim etmişti. Bu sırada rotasyonla gelecek devlet görevlilerini kimse düşünmemişti.

Annesiyle minibüsten indiklerinde, meydandaki kahvede oturan erkeklerin oyunlarını bırakıp kendilerini seyrettiklerini fark ettiler. Sokakta kadınların gezinmediği bir yerde minibüsten inen iki kadın, valizleri, giyimleri… kahvede oturanları hayrete düşürmüştü.

Caddede karşılıklı birkaç işyerinden oluşan ‘çarşı’daki dükkanlardan birine giren kadınlar, ellerindeki adresi sordular. Esnaf, şaşkın bir ifadeyle onlara bakarken çırağını kahveye gönderip birini çağırttı. Bilmedikleri dilde konuştuklarından anne – kız hiçbir şey anlamıyorlardı. Biraz sonra içeri giren erkek, çağırıldığına sinirlenmiş gibi bir ifadeyle esnafa doğru giderken kadınlara sert bir ifadeyle baktı.

Takım elbisesinin üzerinde omuzlarında taşıdığı siyah yün paltosu, kollarının hareketiyle kabarmış bir görüntü sergiliyor, yakasının iki tarafından inen beyaz kaşkol ona mafya görüntüsü veriyordu. Misafirlere farklı gelen bu görüntüsünden çok hoşnut olduğu bir sağına soluna dönerken savrulan kaşkolüne sık sık bakmasından belli oluyordu. Hem ‘dükkancı’yı dinliyor hem de bir taraftan da sinirli bir tavırla hızlı hızlı kısa, süslü bir tespihi çekiyordu.
Kadınlar, erkeklerin aralarındaki konuşmadan bu gelenin gidecekleri evdekilerle akraba olduklarını anlamışlardı.

Sonradan tır şoförü olduğunu, ve yan yana bir yıl yaşayacaklarını öğrenecekleri erkek, tek kelime konuşmadan ‘arkamdan gelin’ anlamında bir el işareti yaparak kasabanın dışına doğru, önden önden ve onlarla hiç konuşmadan yürümeye başladı. Kadınlar da valizlerini ve çantalarını yüklenerek yeni sürülmüş bir tarlanın inişli çıkışlı zeminine dikkat etmeye çalışarak adamın peşi sıra ona yetişmeye çalışıyorlardı.

Bu sırada duydukları ayak seslerinden arkalarından birkaç kişinin geldiğini anladılar. Arada bir, birkaç çocuk koşarak azıcık önlerine geçiyor, uzun uzun onları süzüyor, utanmış gibi elleriyle ağızlarını kapayarak ve başlarını omuzlarının arasına gömerek gülüp hızla arkaya kaçıyorlardı. Git gide bunu yapanların sayısı ile arkadan gelen kalabalığın arttığı ayak sesinin çoğalmasından anlaşılıyordu.

Artık evler tenhalaşmış, tek tük birkaç evi geçtikten sonra ilerde yan yana sıralanmış iki – üç ev görmüşlerdi. Erkek, evlerden birine yöneldi, kadınların anlamadığı dilden içerdekilere seslendi. Dışarı çıkan ama adamın yüzüne bakmadan konuşan kadınlar, duyduklarına inanamamış gibi gelenlere bakıyordu.

İçlerinden biri daha erken toparlanarak kadınlara el işareti ile “buyrun” dedi, sonra dönüp kalabalığa tavuk kışalar gibi hareketler yapıp yüksek sesle bir şeyler söyledi. Yerde taş varmış da ‘bir alırsam kafanızı atarım’ korkutmasıyla boş elini onlara karşı savuruyordu. Ön saflar geriledi ama kimse gitmedi!..

İçeri giren kadınlar, loş ve ağır kokulu büyük bir odaya alındılar. Yerlerde minderlerin ve arkalarında yastıkların bulunduğu bu odada başka hiçbir eşya yoktu. Misafir kadınlar bir köşeye yan yana oturdular.

O sırada dışardaki kadınlar şaşkın ve sinirli bir sesle birbirlerini dinlemeden panik içinden bağıra bağıra konuşuyorlardı. Biraz sonra içerisi ana baba günü oldu. Lehçek dedikleri örtüleri burunlarının üstünden başlarına dolanıyor, konuşurken ağız çevresindeki lehçeğin titreşiyordu. Kısa sürede her yaşta bir sürü kadın odayı doldurdu.

Aralarında fısıldaşarak konuşuyor, arada bir gelen kadınlara merakla, inanamayarak bazıları da imrenerek bakıyorlardı.

İçlerinden biri biraz sonra aksanlı bir Türkçeyle “hoş geldiniz” dedi, ve evin büyük halası olduğunu söyledi. Süreç içine onun sülalenin kadın reislerinden olduğunu öğreneceklerdi. Az sonra diğerleri de misafir kadınlarla çat pat konuşmaya başladılar.

O sırada evin erkeği Necip Bey gelmiş. Çocuk felcine yenil düşmüş ayağıyla zor yürüyen, bir devlet kadrosunda gece bekçisi de olsa sosyal farklılığı yakalamış, yapmacıksız nazik biriydi. Misafir kadınların gelmesini bekliyormuş gibi onlara büyük bir saygıyla ve çok içten davranmıştı. Konuyu evde yalnız o bildiği için anlatmaya başladı. Ev halkı ve ‘hoş geldine gelen’ler bunları ilk kez duyuyor ve şaşkın bir sessizlikle dinliyorlardı.

Ortaya çıkan gerçek şuydu: Yıllar önce yaşanan depremde abileri oranın en zenginlerinden, sazı sözü dinlenen, mallı mülklü biriyken tüm hayvanları telef olmuş, binaları yıkılmış, çok zor durumda kalmıştı. Devletin onlara tanıdığı olanaktan yararlanarak ailesiyle Marmara’ya göç etmişler, misafir kadınların apartmanındaki bir boş daireye yerleştirilmişlerdi. Aileye afet durumundakilere verilen bir maaş bağlanmış, evin kira giderlerini de devlet üstlenmişti. Buna rağmen dokuz çocuklu ailenin geçinmesi mümkün görünmüyordu.

Ailecek yeni komşuları depremzede aileye hoş geldine gittiklerinde babaları, onlara nasıl yardımcı olabileceğini sormuş, Halim Beyle eşi Hanım da yeni ortama uyum sağlayamamış bir şaşkınlıkla teşekkür ederken beden dilleri, bize yardım edin, diyordu.

Halim Bey sadece hayvancılıkla uğraştığını, başka bir iş bilmediğini, olsa olsa kasaplık yapabileceğini söyledi. Birkaç gün sonra yakın bir kasapta işe başlamıştı bile. Küçük çocuklar çevredeki okullara yazdırılmış, babaları okul giderlerini üstlenirken liseye giden evin kızı onların okul hazırlıklarını üstlenmişti. Afetzede aile sessiz ve asil bir duruşla onlara teşekkür ediyor gibiydiler.

Uzun süre misafirhanelerde kalan ailenin bütün çocukları bitlenmişti. Evin kızı gazla çocukların saçlarını tarayarak, çitileştiği için açamadığı yerleri keserek, uzunca süren bir çabadan sonra bitlerle olan savaşını kazanmıştı. Memleketlerinde çevrelerine göre çok iyi konumda olan bu aile de yavaş yavaş kendi yaşam standartlarına dönüyordu.

Aradan geçen yıllarda çocukların bazıları okumuş, bazıları meslek sahibi olmuş, devlet desteğiyle aldıkları evlerine bile çıkmışlar ama kendilerine ilk sahip çıkan komşularını hiç unutmamışlar, baba evi gibi yıllarca her bayram, ilk ziyarete maaile olarak hep oradan başlamışlardı.

Yıllar sonra evin kızı öğretmen olduğunda ilk tayini işte bu ailenin memleketine çıkmış, bunu duyan Halim Bey ve eşi Hanım, kadınların evlerine kadar gelerek onlara bu adresi vermiş, ve onları erkek kardeşlerinin evlerine göndermişlerdi. Geçen yıllar içinde babalarını kaybettiklerinden anne – kız gideceklerini bildiği içini misafirler oraya varmadan da telefon etmiş, bu yaşananları kısaca anlatarak gelecek öğretmene ve annesine sahip çıkmalarını istemişlerdi.

Sessizce konuşmaları dinleyen kadınların ifadeleri git gide değişmeye misafir kadınlara çekingen ve saygılı tavırla ikramlar sunmaya başlamışlardı.

Evlerinin bir odasında bir yıl kaldıkları bu aile ile zaman içinde çok şey paylaşmışlar, herkes bildiği dili karşısındakine öğretirken ortak ve farklı bir dil ortaya çıkmış, sağlık raporuyla memleketine dönerken arkasında yirmi bir ‘adaş’ bırakmıştı.

Gelecek, gerçekten sürprizlere gebe! Bilgisayarla tayin yapılan bir dönemde bunu isteseniz ayarlayamazsınız, ama gerçekleşmişti işte.

Hayat bir bumerang!.. Sizden çıkan her enerji size geri dönüyor… er ya da geç!..

01.12.2019 Serap IRKÖRÜCÜ


Beğen

Serap IRKÖRÜCÜ
Kayıt Tarihi:2 Aralık 2019 Pazartesi 00:08:42

BUMERANG YAZISI'NA YORUM YAP
"BUMERANG" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
apieceofrose73
3 Aralık 2019 Salı 12:08:17
Sevgili Serap Hanım, duru ve anlaşılır bir anlatımın bizi getirdiği noktada, son, bu kısa denemede de olduğu gibi, bize bir bumerang gülümsemesi ve rahatlama, huzur bahşediyor.. Yüreğinize ve kaleminize sağlık... Sevgilerimle...

2 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 3 Aralık 2019 Salı 20:24:46

Yaşananları anlattığı için deneme diyemeyeceğimiz yazımla ilgili çıkarımınıza teşekkür ederim.

Sevgilerimle.
apieceofrose73 3 Aralık 2019 Salı 20:33:06
Haklısınız kısa öykü ya da anı demek daha doğruydu, uyarınız için teşekkür ederim.. Saygılar... 🤔😊😊🎀🎀🎀🎀🥰
Suat Zobu
2 Aralık 2019 Pazartesi 23:01:19
Çok güzel Hocam.

Olayı yaşattınız resmen. Ne güzel bir anlatım VAROLun..

Selam ve saygılar Hocam..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 3 Aralık 2019 Salı 09:59:37
Beğenileriniz ve değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim Suat Bey.

Saygılarımla.
Necati Kavlak
2 Aralık 2019 Pazartesi 21:52:22
Serap öğretmenim Bu resmi birden çok görmüştüm.
Öyle bir resim sizmişsiniz ki, çağın en gelişmiş
fotoğraf marinasıyla çekilseydi, mimikler, renkler,
yürüyüş, hal ve hareket bu kadar net ve canlı olmazdı.
Bütün samimiyetimle ifade ederim ki, hem atanan
öğretmen ve annesini, hemde onu eve götüren, şoförü
evde karşılayan bölge hanımlarını bire bir gördüm.
Yalnız kutlarım, tebrikler diyerek bu yazının hakkı ödenmez.
Ayakta alkışlıyorum.
Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 3 Aralık 2019 Salı 09:58:48
O anlar bende çok derin izler bıraktığı için olsa gerek Necati Bey, hepsi bir film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden, detayları da ağır çekim izliyorum.

Bu aileyle telefonla da olsa hâlâ iletişimi sürdürüyorum, o bir yılın karşılıklı olara kalan çok güzel izlerini görüşmelerimizde yineliyoruz. Ben telefon açtığımda o anda evde kaç kişi varsa hepsi tek tek benimle konuşmak istediğinden en kısa görüşmemiz bir saate yakın sürüyor.

Çok güzel sözlerle onurlandırdığınız yorumunuz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.
Fatma Oral
2 Aralık 2019 Pazartesi 13:49:56
Yüreğinize sağlık sevgili Serap Hocam.

Bir ülkenin geleceğini görebilmek için öğretmenine bakmak gerekir.

Değerli kaleminizden değerli bir yazı idi.

Sevgilerimle


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 2 Aralık 2019 Pazartesi 14:14:28
Teşekkür ederim Fatma Hanım.

Umarım manzarayı umumiye iç açıdır. :)

Değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle....
muslumbayram
2 Aralık 2019 Pazartesi 10:11:33
''He şey aslına döner, rücu eder'' ayetin yansıması gibiydi
insan ne yaşarsa yaşasın asla geçmişini unutmamalı
zaman treni nerede durur bilinmez
hayat dersi gibi bir yazıydı
Öğretmenliğin ne derece kutsal bir meslek olduğu
şartlar ne olursa olsun, çorak topraklarda çiçekler yetiştirdiğine
güneşin doğmadığı yerlerde nasıl güneş gibi parlayıp doğduğuna
işte bir kez daha canlı şahit olmuş olduk
değerli Serap Öğretmenimiz sayesinde

en yüksek saygıyı ve değeri hak eden
öğretmenlerdir kuşkusuz ki
lakin kirli siyasete alet edilmemeli
ve layık olduğu değer anayasada kanun maddesi olmalı diyorum

nice saygılarımla

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 2 Aralık 2019 Pazartesi 11:41:07
Her yaşanmışlığın bir nedeni vardır bence...

Bazen gözlediklerimiz, yaşayacaklarımızdır... Bu yaşananlardan pay çıkarmak, ( mümkünse ) önlem almak, gereken dersi almak... bizim kendimizi aşmamızı, kendimizin ve çevremizin gelişmişliğine sağlayacağımız katkıyla huzuru ve mutluluğu artırmamızı da getirebilir.

Bu, kiminle, ne zaman ve nasıl olur?... İşte orası çok muallak!...

O nedenle bunlara kilitlenmeden kendi sınırlarımızı bilmek ve olabildiğince zorlayıp yapamadıklarımızı yapabilmek, yapamadıklarımızın eksikliğimiz değil, farklılığımız olduğunu kabullenmek bile çok şeydir.

Bu komplekslerden arınmışlıklarla yaklaştığınız her can, özellikle öğrencilerle , her şey çok daha güzel ve içten yaşanıyor.

Meslektaşlarım ve şahsım adına onurlandıran yorumunuz için çok teşekkür ederim Müslüm Bey.

Saygılarımla.
Bedri Tokul
2 Aralık 2019 Pazartesi 01:27:40
Sizin şahsınızda tüm öğretmenlerimizin ellerinden öpüyorum.
Yaşça küçük olanların bile...Onlar yaşça küçük olsalar bile -Anadolu tabiriyle-
yolda büyüktürler.
Bu Vatan sizlerin sayesinde ayakta duruyor.
Bu anıyı ancak yaşayanlar bu kadar güzel ve içten anlatabilir.

Sayın Hocam.
Tekrar teşekkür ediyor,
sonsuz Saygılarımı sunuyorum.



1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 2 Aralık 2019 Pazartesi 11:31:14
Estağfurullah Bedri Bey!... Estağfurullah!...

Bu yazıyı yazarken meslekle ilgili bir vurgulama yapmak gibi bir amacım hiç yoktu, sadece kader dediğimiz ilginç bir tevafuk örneğini yaşadım, onu da sizinle paylaşmak istedim.

Beni çok mahcup ettiniz. Sağ olun, var olun...

Vatan, birliktir, dirlktir, bütünlüktür... Bu pay da emek veren hepimizindir.

Beni ve meslektaşlarımı onurlandıran yorumunuz için ben çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.