Serap IRKÖRÜCÜ
42 şiiri ve 40 yazısı kayıtlı Takip Et

Din bir yaşam felsefesidir



DİN BİR YAŞAM FELSEFESİDİR



Din bir yaşam felsefesidir ve her felsefe gibi aslında yoruma ve tartışmaya açıktır. Öyle olmasaydı bin dört yüz yıldır Kuran’ı tefsir eden yeni kitaplar yazılır mıydı?

Bugün doğma büyüme bir Arap bile Kuran’ı orijinal yazımıyla anlayıp açıklayamaz. Çünkü diller canlıdır: Değişir, gelişir ve bir gün ölür. Yani İlahi kitabımız indirildiği topraklarda bile bugünkü dilleriyle anlaşılmıyor.

Ama Kuran’ı ilk indirildiği halinin dışında okumak makbul sayılmadığı ( ve hiç kimse de bunu sorgulamadığı ) için tüm İslam camiasındaki insanlar hiç anlamadıkları bir dildeki harfleri ve sözcükleri parmakları ve sesleriyle takip ederek Yaradan’ın kendisine ne anlattığını, ondan ne istediğini hiç anlamadan sadece bir görev yerine getirmenin huzurunu taşırlar. Onlara okuduklarının ne olduğunu, ‘kerameti kendilerinden menkul ve amaçları sorgulanmaya muhtaç hocalar’ tarafından açıklanır ve halk da bunları hiç sorgulamadan büyük bir güvenle uygulamaya başlar.

İslamiyet’te ‘ruhban sınıfı’ yoktur. Diğer ilahi dinler gibi İslamiyet dininin inmesinin nedeni, cahiliye dönemini bitirmek ve insanların din yoluyla da olsa geliştirilmesini sağlamaktır.

Bunun yerine gelebilmesi Kuran’ı her kişinin anadiliyle okunmasıyla mümkün olabilirdi. Oysa bu, söz birliği edilmişçesine - kutsal kitabın hiçbir sayfasında, suresinde, ayetinde geçmediği halde – ‘Kuran’ı Arapça okumanın daha sevap olduğu’ fikri yayılmış ve bu dünyadan umudunu kesen çaresiz insanlar en azından bu şansı yakalamak için bu ‘öğretiye’ sıkı sıkıya sarılmışlardır.

Allah’ın dili olduğu fikrine dayanan bu düşünce bile, yaratıcının büyüklüğünün ‘insan aklıyla’ algılanamadığının ispatıdır. Bu da İslam’ın kendi coğrafyasında da farklı coğrafyalarda da indirilme amacına uygun olarak okunmadığını, anlaşılmadığını ve uygulanamadığını, cehaletin ve şiddetin dayanağı olarak gösterilmesine ve tüm dünyada hiç hak etmediği tepkileri almasına yol açmıştır.

Oysa Hristiyan aleminin kutsal kitabı İncil, o dine inanan hiçbir kişiye, indirildiği yılların Latincesiyle okunması için dayatılmaz, her inanan ( milleti ne olursa olsun) kitabı kendi ana dilinde okur ve anlar.
Eğer Atatürk’ün başlattığı ve en güzel tefsiri yaptırdığı söylenen Elmalılı Hamdi’nin tefsiri her inanana okutulabilseydi, en azından Türk Müslümanları cahiliye döneminden çıkamamış ve Kuran’ı okuyamadığı için anlayamamış bu ‘İslami terör’ünün maşası olmazlar ve İslam dünyasına bu konuda önderlik bile yapabilirlerdi.

Bunların bilinmesi istenmediği için halkın İslam’ın kurallarıyla yetinmesi istendi ama bunları uygulaması için de neleri, neden yapması gerektiği açıklanmadı.

Kitab – ı Mukaddes’i de defalarca okudum…. Kuran’ı da dokuz yaşımda hatim ettim… Yukarıda anlattığım gibi okuyarak yani… On dokuz yaşımda babamı kaybettiğimde ölümü ve hayatı sorgulamaya başladım… Bu konuda çok kitap okudum, çok kaynak karıştırdım… Budizm’i, Konfüçyanizm’i, Şamanizm’i, Maniheiz’m…. gibi öğreti dinleri bile inceledim ki hâlâ bu konuyla çok ilgiliyim.

Gördüğüm şu ki bütün dinler inananlarından tek bir şey istiyor: İYİ İNSAN OLMAK!

‘İslam diniyle Türk kültürünün sentezi’ olan Tasavvuf, bunun ancak Yaradan ve yaratılan arasında olduğunu görerek bütün öğretilerini ona göre açıklamış ve dini korkutarak değil, hoşgörüyle anlatmayı seçmiştir. Ne gariptir ki özellikle Osmanlının genişleme döneminde alınan topraklara ilk gönderilenler tasavvuf dervişleri olduğu halde, alınan topraklardakilerin İslamlaşmasında en büyük katkıyı sağladıkları halde, günümüzde hiçbir din görevlisinin ağzından onların adını kolay kolay duyamayız. Post kavgasına girerek ( Kuran’da hiç geçmediği halde ) İslamdaki bölünmeleri başlatan imamların adı ve öğretileri uyulması gereken kurallar arasına sayılarak… ‘… dedi ki:…’ yönlendirmeleriyle okumaktan uzak, duyduğuna daha çok inanan temiz yürekli insanlar kullanıldı ve hâlâ da kullanılıyor ne yazık ki.

O zaman insanlığın en son ve en mükemmel kitabının insanlığı amacından bu kadar uzaklaştırıyor gibi gösterilmeye çalışılmasının nedenlerine ulaşılmalı ve artık ‘islamafobi’ yaratmaya çalışanların MAŞASI olmamalı bu inançlı ama CAHİL BIRAKILMIŞ insanlar. Son sözleri Kuran ayetleri söylesin:

- A’raf Suresi 3. Ayet : Rabbinizden size indirilene uyun; O’nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

- Alak Suresi 1. ayet: Yaratan Rabbinin adıyla oku.

- Saff Suresi 7. ayet: İslam’a/Allah’a teslim olmaya çağrılıp durduğu halde, yalanlar düzerek Allah’a iftira edenden daha zalim kim vardır? Allah, zulme bulaşmış kişiler topluluğunu doğruya ve güzele iletmez.

- Ali İmran Suresi 103. ayet: Hep birlikte Allah’ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.

Yüzyıllar öncesinde yapıldığı gibi dinin arkasına sığınıp kendi görüşlerini sahih olmayan hadislere dayandırarak, onlara gönderme yaparak ya da dinsel sözcükler kullanarak kutsallaştırmaya çalışanlara karşı da dik durulmalı, hurafelere karşılık gerçekler anlatılmalı

Çok derin ve üzerinden çok konuşulacak bir konu bu ve üstelik gerekli de çünkü ‘izan’ canlılar içinde bir tek insanoğlunda var.

O zaman bu ayrıcalığın farkına varmalı ve hakkını vermeliyiz.

Serap IRKÖRÜCÜ

Beğen

Serap IRKÖRÜCÜ
Kayıt Tarihi:21 Ekim 2019 Pazartesi 00:05:00

DİN BİR YAŞAM FELSEFESİDİR YAZISI'NA YORUM YAP
"DİN BİR YAŞAM FELSEFESİDİR" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
ccelayir
22 Ekim 2019 Salı 00:15:32
Din ne kadar toplumsallaşırsa, kişinin yaratıcı ile olan bağı ve samimiyeti o kadar azalır. Yaratıcı ile bağ kurmak içsel bir çabadır, çok dini bilgi , aracı gerekmez.
Eklemek istedim.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 22 Ekim 2019 Salı 11:03:36


Yazının özeti gibi cümleler... Muhteşem!...

Çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.
BayBuhar
21 Ekim 2019 Pazartesi 22:42:01
Güzel yazı...yalnız bataklık sineklerini çok rahatsız eder.

Yanılmıyorsam ilk incil Aramca idi.

Selamlar saygılar.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 22 Ekim 2019 Salı 11:01:57

Evet, ilk örnek için doğru. Ben toplumlara ulaşmada uygulanan dil farklılığını anlatmak istemiştim.

Tespitiniz ve değerlendirmeleriniz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.
mertvan
21 Ekim 2019 Pazartesi 18:29:37
Bütün dinler,ücretlerini peşin alır,vaatlerini bir başka dünyaya erteler....

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 21 Ekim 2019 Pazartesi 19:47:55


Çok doğru, o nedenle din, bir inannç olabilir ama bir yaşam şekli olmamalıdır...

Değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim İrfan Bey.

Saygılarımla.
Necati Kavlak
21 Ekim 2019 Pazartesi 12:56:52
Serap öğretmenim,
Ne güzel yazmış, nasıl da anlaşılır dil kullanmışsınız?
Bu kadar güzel bir yazının yoruma ihtiyacı olmadığını açıkçası biliyorum.
Onun için detaya girmeyeceğim.
Bu Bir yayladan fışkıran, saf berrak pınar kadar arı su misali okunmalı.
Cehalet susuzluğundan kurulmanın ilacı olmalı.
Sizi Yürekten Kutlarım.
Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 21 Ekim 2019 Pazartesi 19:45:59

Estağfurullah, her yazı yorumlanabilir. Okuyanın algısını ortaya çıkarır aynı zamanda bu...

Değerlendirmeleriniz, yorumunuz ve beğeniniz için de içtenlikle teşekkür ederim Necati Bey.

Saygılarımla.

sami biberoğulları
21 Ekim 2019 Pazartesi 10:43:32
Değerli arkadaşım.

Yazınızda çelişkiler ve bilgi yanlışlığı gördüm.

1- ''Bugün doğma büyüme bir Arap bile Kuran’ı orijinal yazımıyla anlayıp açıklayamaz.'' Diyen de sizsiniz ''Bunun yerine gelebilmesi Kuran’ı her kişinin anadiliyle okunmasıyla mümkün olabilirdi.'' Diyen de. Araplar bile kendi dillerinde indirilmiş Kur'anı anlamıyorlarsa Türkler herhangi bir hocanın, din aliminin ( ki siz onlara topluca kerameti kendinden menkul hocalar'' Demişsiniz) yardımı olmadan kendi başlarına Kur'anın bize ne demek istediğini nasıl anlayacaklar? Biz kitabımızı anlayabilecek düzeyde Arapça bilmediğimize göre hangi hocanın bize kur'anda yazılanları anlattığını, hangisinin Kur'anı kafasına göre yorumladığını nereden bileceğiz? Kavun gibi koklayarak anlaşılmaz ki. Ya da biz kerameti kendinden menkul hocalar ile kerameti Allah'tan hocalar arasındaki farkı nasıl anlayacağız?

2- ''Osmanlının genişleme döneminde alınan topraklara ilk gönderilenler tasavvuf dervişleri olduğu halde, alınan topraklardakilerin İslamlaşmasında en büyük katkıyı sağladıkları halde, günümüzde hiçbir din görevlisinin ağzından onların adını kolay kolay duyamayız.'' Demişsiniz. Böyle bir genelleme yapamazsınız. Din görevlileri onların adlarından sık sık bahseder. Bugün eğer Yunus Emre, Mevlana, Hacıbektaş Veli, Hoca Ahmet Yesevi hakkında bir şeyler biliyorsak öğretmenler yanında '' Hiç adlarını anmazlar'' Dediğiniz din adamlarının da bunda büyük payı vardır.

3- ''Eğer Atatürk’ün başlattığı ve en güzel tefsiri yaptırdığı söylenen Elmalılı Hamdi’nin tefsiri her inanana okutulabilseydi, en azından Türk Müslümanları cahiliye döneminden çıkamamış ve Kuran’ı okuyamadığı için anlayamamış bu ‘İslami terör’ünün maşası olmazlar ve İslam dünyasına bu konuda önderlik bile yapabilirlerdi.'' Demişsiniz.

Elmalılı Tefsirinin kerameti kendinden menkul bir hocanın değil de gerçek bir din aliminin tefsiri olduğunu nereden biliyorsunuz? Neticede biz Kur'anı anlamıyoruz Arapça olduğu için. Ya Elmalılı da bizi kandırmış ve Kur'anı kendi kafasına göre yorumlamışsa?

Yani bunca sorgulamacılığınıza rağmen Elmalılı Hamdi Yazır'ın Tefsirini peşin peşin bugünkü tüm dertlerimizin şifası olarak görmek çelişki değil mi sizce de.

4-''Oysa Hristiyan aleminin kutsal kitabı İncil, o dine inanan hiçbir kişiye, indirildiği yılların Latincesiyle okunması için dayatılmaz'' Demişsiniz.

Hz. İsa Yahudi bir toplum içinde dünyaya geldi ve böyle bir topluma hitap ettiğine göre İncil kesinlikle Latince olarak indirilmemiştir. İncilin Latince olması sonraki iştir ve bu da İsa Peygamberin değil, havarilerin işidir.

Selam ve saygılar.






1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 21 Ekim 2019 Pazartesi 19:41:44

Sami Bey,

Yazıda çelişki ve bilgi yanlışlığı dediğiniz, sizin bilgi eksikliğinizden kaynaklanıyor olmasın?

1- Dünyadaki bütün diller, değişr ve gelişir. Günümüz diliyle 1400 yıl önceki metinlerini okuyup anlayan bir tek dilin adını söyleyin... DÜNYA DİL TARİHİ sil baştan yazılsın! Bugün Araplar bile Kuran okuma dersi alıyorsa, sözün bittiği yerdir.

Bu kadar din aliminin Kuran'ın tefsirinde anlaşamamaları da garip değil mi?. Hangisi neyi saklamak istiyor, hangisi neyi abartıyor? Kavun benzetmeniz de yazının ciddiyetine uymayan bir yaklaşım... Yakışmadı!...

2- 'Böyle bir genelleme doğru olmaz' diyebilirisiniz ama 'yapamazsınız' diyemezsiniz. Dini gecelerde canlı yayında okunan Kuranları ve yapılan duaları izleyin, bütün 'imamların' adı geçerken topluma İslamiyeti öğretmede büyük yükün altına girmiş ama Araplara hayranlıktan duymadan Hakka yönelmiş bu sufîlerin adı bile geçmez. Dikkatlice izlemenizi öneririm. Ama onlar, halkın gönlünde.

3- Bu isme neden takıldınız? Bu değerlendirme benim değil, Diyanet'te başkanlık yapmış olanların, İlahiyat fakültelerinin öğretim üyelerinin saptamasıdır bu. Herkes tek tek Kuran'ı okuyup kendi diline çeviremeyeceğine göre 'en güveniliir' olduğu söylenen bir isme gönderme yapılmasından daha doğal ne var? 'kerameti kendinden menkul'u çok kullandınız, bunlar sakallarını, eteklerini öptüren ve müritlerine biat ettirenlerdir. Bu 'sakallılarla' gerçek din alimlerini karıştırmanız hiç doğru olmadı. Aklınız karışmış gibi geldi bana.

4- Tek İncil olmadığını da biliyorum. 14 İncil arasından mezheplerine ve tarikatlerine göre kendilerince uygun olanı seçmişler,. Bu, onların sorunu. Önemli olan yüzyıllardır kendi dilelrinde kutsal kitaplarını okuyabilmeleridir. 1400 yıl geçti, biz hâlâ 'bu olur mu olmaz mı'yı tartışıyoruz. Arapçayı kutsallaştırarak 'ikra'yı bile anlamamış oluyoruz. 'Bir bilenden' dinlemekle din bu kadar öğrenilir!...

Bütün dinler havariler ve sahabiler tarafından 'uygun görülen'lerle aktarılmıştır halklara.

Kaldı ki din kitapları yazdırılmamış, vahiyle indirilmiştir. Nebi, hangi dili biliyorsa onunla aktarmıştır. bu kadar basit!... Hiçbirinini ilk örneğinin günümüze ulaşmadığı da bilinir.

Kuran'da olmadığı halde İslamiyet'te neden mezhepler var?. Zurnanın 'zırt' dediği yer de burası zaten... Gerisi gelir. İmamla cemaat misali...

Bu konuları biraz daha araştırıp tarafsızca ( ama ısrarla taraf tutacaksanız Araplaşmadan konuya bakıp ) yüzyıllardır bu toplumun nelere maruz bırakıldığını anlayabilirisiniz.

11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut bu tabloyu tahmin etmiş, ve toplumun Araplaşmadan İslamlaşması için Divan-ı Lügat - it Türk'ü yazmıştır. Onlar bizi ne kadar erken uyarmışlar biz bugün neleri konuşuyoruz!

Dahîler yüzyıllar sonra bile anlaşılamıyor bazen demektir bu!...

Saygılarımla.






muslumbayram
21 Ekim 2019 Pazartesi 09:39:10
Winston Churchill in ünlü sözü her daim kulaklara küpe olmalıdır

Türkleri asla savaşarak yıkamazsınız
Onların Din adamlarını ele geçirin onlar zaten devletlerini yıkarlar demiştir

Altına İMZAMI ATTIM

NİCE SAYGILARIMLA

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 21 Ekim 2019 Pazartesi 19:04:26

Gelişmemiş toplumların dünyadan beklentirleri güçlü olmayınca dine sarılarak 'öte dünyayı' garantiye almaya çalışırlar.

Bizim gibi toplumlarda buna çanak açanlar çoğalınca da 'malumun ilanı' yaşanır.

Büyük oyunun oynandığını görmemek için 'kör olmak' gerekir.

Kıymetli yorumunuz ve beğeniniz için teşekkür ederim Müslüm Bey.

Saygılaımla.
Serhat BİNGÖL
21 Ekim 2019 Pazartesi 09:18:51
Sevgili Serap hocam, elinize kaleminize gönlünüze sağlık. Harika bir yazı keyifle okudum.

Hocam. Bireysel ve toplumsal yaşamın dengesinidüzenlemek adına önemli bir işlevi olan Din,ne yazık ki istismara ve suistimale çok açık bir olgu. Dolayısıyla o dinin mensubu olan insanlar iki kesimden çok çekiyor. Birinci kesim, inkar hastalığına tutulmuş şuhursuz ataistler. İkinci ve en tehlikeli kesimler de dinin özelikle İslam dinin aydınlıkçı öğretilerini kavrayamamış İslam'ı ilkel bir oluşum gibi algılayıp yaşamak isteyen ya da yaşayan cahil insanlardır.

Kısacası aklı başında inançlı insanların işi maalesef çok zor.
Ama yine de karamsar olmamak gerekir çünkü akıl cehaletten her zaman üstündür.

Saygı ve sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 21 Ekim 2019 Pazartesi 19:00:52

Çok teşekkür ederim Serhat Bey, sağolun.

Din, içsel bir duyuştur, inanıştır, ispatı yoktur.

Geri kalmış bütün toplumlarda dinin bir yaşam şekli haline getirilmeye çalışılması, ondan nemalanmaya çalışan, aslında dindarlığı tartışmaya açık olan kişilerin bu yangına odun taşıdıkları, ortalık karışınca da bu hengamede 'malı götürdükleri' tarihte de çok örneklenmiştir.

'Tarih, ders alınmadığı zaman tekerrür eder' sözünün ispatı gibi...

Saptamalarınız eşliğinde yaptığınız yorumunuz ve beğeniniz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.
Bir Dünyevî
21 Ekim 2019 Pazartesi 00:51:18
Aşağısı sakal yukarısı bıyık..

1950 lerde en büyük kötülüğü etmişler bu millete.. arapça ezan kuran ve dua..

Din yüzünden ağır yaralanmış bir devlet ve toplum sistemi elimizde kaldı maleseff.. Bu topraklarda yaşayıp da islamın küflü bıçağından yararalanmamış dimağ, gönül, akıl vb bulmak hayli zordur..

Yaraları sarmak adına güzel bir yazıydı hocam...

Kalbi teşekkürlerimi bırakıyorum sayfanıza..

Saygılarımla..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 21 Ekim 2019 Pazartesi 18:53:43

Samimi değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.