Tek Bir Güne Sığmayan Tüm Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun...
ccelayir
71 şiiri ve 287 yazısı kayıtlı Takip Et

Homo sapiens




Hayvanları avlamak için ateşe verdiğimiz bir ormandan geriye kalan kararmış kütüklerin arasından sonbaharın ilk yağmuruyla yeşermiş çimenler uzanıp gidiyordu dağın iki yamacı boyunca. Koyu mavi ve bulutsuz gökte ağır ağır akan güneşin altında her şey mutluydu sanki. Bana ve amcaoğlum Metehan’a babam ile amcam yırtıcı hayvanlardan koyun sürüsünü koruma görevini vermişti. Upuzun bir derede koyunlar iştahla otlanırken oklarımızla bir tanesini yere devirmemek için kendimizi zor tutuyorduk. Metehan benden çok nefsine düşkün olduğu için daha fazla dayanamadı ve okunu iri bir koyuna nişan aldı, yayı gerdi.
Nişan aldığı koyunun karnının şişkin olduğunu fark ettiğimde okun önüne geçtim, ‘’O hayvanı vuramazsın, sanırım gebe. Koyunun kuzusu doğmak üzere, kuzuyu ateşte kızartma şansını kaybetmek aptalca. Hem bu hayvanların çoğu hastalıktan öldü, kimi yırtıcılara yem oldu. Böyle giderse avlayacak koyun bulamayacağız. Kim bilir belki babam bu sürüyü saymıştır,’’ dedim. Metehan bıkkınlıkla okunu indirdi, kaşınmaya başladı. Neden kaşındığını sordum. Otlara bir tekme vurdu, ‘’Üstüme kene yapışmış herhalde,’’ dedi. Boynuna geçirdiği ayı postunu çıkarıp fırlattı, her tarafında keneyi aramaya başladı. Alaylı bir yüz ifadesiyle, ‘’Sana geçen ay hazırladım karışımdan bahsetmedim değil mi? İnsanı ve diğer memelileri iç ve dış parazitlerden arındıran bir yıl boyunca koruyan bir aşı buldum. Her ml’de 10 mg İvermektin ve 100 mg Klorsulon ihtiva eden bu aşı memelerin tümünün derdine deva olacak. Artık iç ve dış parazitlerden dolayı koyunlar ve kabilemizin üyeleri ölmeyecek,’’ dedim. Metehan keneyi bulup tırnaklarının arasında ezdi, ‘’O da bir şey mi! Ben daha önemli bir aşı geliştirdim, aşının tam ismini şöyle koydum: Ruminantlarda Clostridial Enfeksiyonlara Karşı Polivalan İnaktif Aşı. Benim bulduğum aşı daha bilimsel duruyor değil mi?’’ dedikten sonra aklına bir şey gelmiş gibi bana dikkatle baktı. ‘’Neyse boşver aşıları filan, şimdi başka bir şey aklıma geldi: Şu koyun sürüsünü sarp bir yerde sıkıştırıp içinden gebe olanları yakalayıp mağaramıza götürelim, besleyip çoğaltalım… Ne diyorsun? O zaman istediğimiz zaman istediğimiz kadar et yeriz.’’ Sümkürdüm ve başımı kaşıdım. ‘’Büyüklerimize söyleyelim, kabul ederlerse senin dediğin gibi yaparız,’’ dedim. Hemen eve –yani mülkiyetimizde olmayan mağaraya– koştuk, mağaranın ağzında uyuyan babamı uyandırdık. Babam şaşkınlıkla, ‘’Derdiniz nedir çocuklar?’’ diye sordu. Metehan hemen fikrini açıkladı babama. Babam elinde tuttuğu mızrağı belli bir ahenkle kayaya vururken, ‘’Hayır, öyle bir şey yaparsak yerleşik yaşama geçmek zorunda kalacağız. Yerleşik yaşama geçersek ne olur hiç bilmiyorsunuz! Buğday, arpa, nohut, mercimek, domates filan yetiştirmek zorunda kalacağız. Bu işleri yaptığımız kambur olacağız. Koyunlar için saman taşırken bacaklarımız zorlanacak. Bir derdiniz daha çıkacak: kireçlenme. Sonrası da var elbette! Tarım işi zordur, köle lazım olacak. Köle bulmak için yelkenli gemiler yapıp denizlere açılmak zorunda kalacağız. Derken aydınlanma çağı kapıya dayanacak. Aydınlanırken insanları köpek gibi çalıştıracağız, din adamlarımız isyan eden fakirleri yatıştırmak için vaazlar filan vermek zorunda kalacak. Ansızın sanayi devrimini yapacağız, buharlı motorlarla çalışan trenlerle maden taşıyacağız. Madenlerde çalışan garibanlar isyan edecek, kontrol etmekte zorlanacağız. Bir de bakacağız ki Uzak Çağı gelmiş… Hepsi bir yana ben uzaya yolculuk yapmak istemiyorum,’’ dedi ve tekrar uzandı.
Babama göre daha çevik ve sıska olan annem içeriden çıkarak tartışmaya katıldı. ‘’Glyceryl, Phenoxyethanol, Cetyl Alcohol ve parafen için yerleşik yaşama geçsek iyi olur bey! Şu cildimin haline bir baksana, yosun ve çamurla cildime bakım yapmak istemiyorum artık,’’ dedi ve bize döndü: ‘’Çok iyi düşünmüşsünüz çocuklar, gidin o koyunların gebe olanlarını yakalayıp getirin.’’ Sürekli bacaklarındaki kılları yolan, yüzüne çamur süren kabilemizin bir üyesi olan bir hanımefendi anneme arka çıktı, ileri çıkarak, ‘’Bilim adamları, buharlı motorlardan sonra kadının cildi için ufak bir buhar cihazı üretirler değil mi?’’ diye sordu bana. Hevesle, ‘’Elbette üretirler, bilim adamları zamanlarının çoğunu kadınların güzellikleri ile ilgili icatlarla geçirecekler ileriki zamanda. Şimdiki gibi kimse parazit aşısı, ilkel aletler üzerine eğilmeyecek,’’ dedim. Çok geçmeden kabilenin tüm kadınları katıldı tartışmaya, böylece erkekler tartışmadan yenik çıktı. Homo sapiensin geleceği için koyunları evcilleştirmenin önemli olduğunu kabilemizin olgun erkeklerine sonunda kabul ettirdik.
Çıplak derisine arılar ve sinekler konunca kaslarını rahatlıkla hareket ettirip derisini oynatan kız kardeşim gebe koyunları yakalamamız için bize yardıma geldi –atalarımızın bu becerisini kaybetmeyen tek insan olduğu için kendisiyle gurur duyardı. Akşama kadar on tane koyunu tek tek yakalayıp kaldığımız mağaranın yanındaki mağaraya tıktık, akşam olunca önüne etrafta topladığımız otları attık. Diğer gün kız kardeşim kulağıma, ‘’Bence ormandan biraz tavuk da toplayalım, hangilerinin yumurtladığını çok iyi biliyorum. Her gün otların içinde yumurta arayacağımıza folluktaki yumurtaları istediğimiz an midemize indiririz,’’ diye fısıldadı. Haşerelerden korunmak için derisini oynatabilen kız kardeşimin fikrini çok beğendim ve hemen işe koyulduk.


Beğen

ccelayir
Kayıt Tarihi:21 Ekim 2019 Pazartesi 00:17:20

HOMO SAPIENS YAZISI'NA YORUM YAP
"Homo Sapiens" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış.

Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.