Serap IRKÖRÜCÜ
46 şiiri ve 45 yazısı kayıtlı Takip Et

Bir garip teyze



BİR GARİP TEYZE



Bir ayağını arabaya yerleştirirken diğerini iki eliyle kaldırarak içeri almaya çalışıyordu. Yardımımızı kabul etmediği için biz de sabırla bekliyorduk.

İç çekme sesini duyunca ağladığını anladım. Bir süre sessizce ilerledik. Mendiliyle yüzündeki kırışıklıkları ütülüyormuş gibi silerek gözyaşlarını temizleyen yaşlı kadına aynadan bakıyordum arada bir.

- Nereye gidiyoruz kızım, dedi, kendine gelir gibi olduktan kısa bir süre sonra.
- Size!...” dedim. İlk defa güldü.

Oğlumun üniversiteye hazırlık döneminde eve geldiğimde onun yorgun ifadesini ve kızarmış gözlerini görünce biraz hava almaya çıkmıştık. Sitenin çıkışındaki lisenin köşesinde teyzeyi gördük. Dik duramadığı için iki büklüm olduğundan üzerindeki rengi kaçmış pardösünün önü yere değiyordu. Sanki üşümüş ayaklarını yere sırayla basıyormuş gibi sürekli değiştiriyor, bu arada bir öne bir arkaya belli belirsiz sallanıyordu.

Oğlumla bir an göz göze geldik ve refleks gibi önünde hemen durdum.

- Teyze biz gezmeye çıkmıştık, gel seni evine kadar götürelim, biz de gezmiş oluruz, dedim.
- Yok, olmaz. Benim evim çok uzakta, götüremezsiniz, dedi.
- Sen tarif edersen götürürüz teyze, dedim.

Ben gülümseyerek bakınca kısa bir süre düşündü ve yardımı reddetmeyerek bindi arabaya.

- Siz kimsiniz kızım?. Hızır mısınız, dedi.
- O erkek değil miydi, dedim.

Mercimek kadar kalmış gözleri zekayla bir anda ışıldadı ve hışırtılı bir sesle güldü. Teyzeyle anlaşacaktık demek ki.

Merkezden uzak bir ilçenin dağ köyünde, boşanmış ve hayırsız erkek kardeşiyle yaşadığını, evinin önündeki bahçeye ektikleriyle geçindiklerini, köylülerin de kendilerine yardım ettiklerini bir çırpıda anlattı.

- Bu kadar uzak yere nasıl geldin teyze, dedim.
- Ah, evladım, gelmez olaydım, diyerek tekrar ağlamaya başladı.

Köye gelen bir sağlık ekibi hepsini sağlık taramasından geçirmiş. Genç bir doktor teyzeyi ildeki sağlık ocağına çağırmış.
- Orada sana biraz daha bakmamız lazım teyze, demiş.

Teyze, burada derin bir nefes aldı, bir süre daha silindi.

“Gelemem kızım, benim oraya gidecek yol param bile yok, dedim. Güldü, hemen elini cebine attı, bana kağıt paralar verdi, gün söyledi. “Sen gel, dönüşünü düşünme teyze.” dedi bana, ben de geldim. Sabahtan beri hastane içinde arabayla bir sürü yere götürdü, ciğerlerimi çekti, kanıma baktı, sonra karnımı da doyurdu.

- Teyze sonuçları bugün çıkartırım ama birkaç saat beklemen gerekecek, benim de bu arada biraz işim var. Burada bekler misin, dedi bana doktor kızım..

Uzunca bir zamandır ziyaretime bile gelmeyen bir kızım var benim. Sizin burada oturuyor. O geldi aklıma.

- Sen beni merak etme, ben de bu arada kızımı görmeye giderim, dedim. Elini yine beyaz önlüğünün cebine attı, çıkardıklarını avucuma sıkıştırdı. Uzun süre elimi kapalı tutup eğildi, gülümseyerek: “Mutlaka gel ama, çok önemli.” dedi bana.

Zar zor geldim. Beşinci kata kadar dinlene dinlene çıktım. Kapıyı çaldım, uzun süre açılmadı, bir daha çaldım.
Kızım kapıyı açtığında bir süre şaşkın şaşkın baktı:

- Öfff anne ya!... Sen nerden çıktın şimdi, dedi bana. Birden ayaklarımın bağı çözüldü sanki. Kapı ağzında hemen olan biteni anlattım.
- Bugün benim de arkadaşlarım gelecek, evi ne güzel temizlemiştim, dedi. Söylene söylene içeri gitti, ben kapı dışında kaldım. Biraz sonra eski bir tahta sandalye getirdi, kapının içindeki taşlığa koydu: “Burada otur bari!...” dedi.
- Ben doktora gelecem diye bu sabah ezanında yıkandımdı kızım, temiz şeyler de giydimdi, evini kirletmem, dedim ama içeri giderken hâlâ söyleniyordu, beni duymadı bile.

Açık kapının içinde bir süre oturdum, bir daha yanıma hiç gelmedi.

- Burada kendi başına ne oturup duruyorsun eşek kafalı kadın, kalk, dedim kendi kendime. Usulca kalktım, dinlene dinlene beş katı indim, karşıya geçtim, siz geldiniz. Buradan nasıl gideceğimi de bilmiyordum ya! Sizi Allah mı gönderdi?”

Nefes almadan konuşan teyzeyi sessizce ve soru sormadan dinliyorduk. Arada bir arkadan eğilerek omuzumu, derisi kemiklerine yapışmış kuru eliyle dürtüklüyor, arada bir saçımı okşuyor: “Allah seni inandırsın!” diyordu, ben de kafamı sallıyordum sadece.

Direksiyondaki zorluğa rağmen çantamı açtım, içindeki bir miktarın tümünü teyzeye doğru uzattım. O almamak için direniyor, yemin ediyor, ben de onu üzmeden ısrar etmeye çalışıyordum. Sonunda cebelleşmekten vazgeçti.

Bir süre sessizlik oldu, sonra bir giysi hışırtısı işitildi. Yan gözle baktığımda teyzenin dizinden lastikli çorabını sıyırıp ayakkabısını çıkardığını gördüm. İkiye böldüğü paranın yarısını bir ayağının tabanına yerleştirdi, sonra da diğerine.

- Kardeşim çok hayırsız, gül gibi karısı vardı, o da çekemedi, bıraktı gitti. Bana kaldı, ne yapayım sokağa mı atayım? Eve gidince bütün ceplerimi karıştırır şimdi. Ben de buraya saklıyorum, daha akıl edemedi buraya bakmayı.

Çocukça bir hınzır gülüş geçti bir anda teyzenin minicik gözbebeklerinden, yüzüne yayıldı. Mutluydu.

Köylerine giden minibüs yerini tarif etti, bugün o ilçenin pazarıymış, oraya kadar kardeşiyle gelmişler, o da dağdan topladığı otları, mantarları satmaya getirmiş. Tanışıyoruz dediği kasabın önüne bıraktık onu. Adlarıyla çağırıp oradakilerle şakalaşmaya başlayınca doğru söylediğine inanıp öpüşe koklaşa ayrıldık. Arkamızdan hâlâ dua ediyordu.

Yol boyunca bize hikayesini anlatırken bir taraftan da ailemizi sorgulamıştı yorgun teyze. İşimi, evimi, oğlumun ne yaptığını… hepsini… Bu arada her cümlesinin başında sonunda dua ediyor, ‘Allah evladını kazadan, beladan korusun, size bağışlasın… Ayağı taşa değmesin… Yolu, kaderi açık olsun’… diyordu.

…………………………..

Yaz akşamları gün geç kararıyor ya, bunu fırsat bilerek ailecek yemeğe gittik, alacakaranlıkta siteye döndük, rampa başında, büfenin önünde durduk. Abonesi olduğumuz gazeteleri ve bazı ihtiyaçları almak için oğlum indi.

Rampanın üstünde dörtyol ağzının bizim tarafımızdaki apartmanın arkasından füze gibi bir ses duyuldu birden. O anda hızını kontrol edemeyen bir araba savrularak freni patlamış gibi lastikleri caddeyi çizerek, arkasında yanık lastik kokusu bırakarak yıldırım gibi döndü.

Birden zaman yavaşladı. O sırada oğlumun babasının bulunduğu taraftan arabaya yaklaştığını ve onunla konuştuğunu fark ettim. Yol çok dardı, yukarıdan gelen araba oğluma hasar vermeden geçemezdi. O da dondu, konuşmayı kesti, korku dolu gözlerle arabaya bakıyordu, kilitlenmiş gibiydi... Şok içindeydik.

Bütün bunlar birkaç saniye içinde oldu. O sırada arabada sağda oturan kişinin sesi geldi açık camdan: " Frene bas, frene... kır direksiyonu!...” İstediği yapılmayınca kendi uzandı ve var gücüyle direksiyona asıldı, sağa kırdı. Yol eğiminden dolayı olduğumuz yere doğru gittikçe yükselen bir dolgu zemin üzerine yapılan çocuk oyun bahçesine dalan arabanın burnu, toprağa saplandı ve ’zınk’ diye durdu!... Arabanın önü paramparça oldu, ortalığı büyük bir duman kapladı.

Önce arabanın sağ kapısı açıldı, 17-18 yaşlarında, bir genç indi. Biraz sonra sol kapı da açıldı, bacakları pedallara erişemeyen 8-9 yaşlarında bir çocuk zıplayarak aşağıya inebildi. Korkudan gözleri büyümüş, dili tutulmuş gibiydi. Anlamsız gözlerle etrafına boş boş bakıyordu. İkisi de büyük bir panik içindeydiler.

Amca yeğen olduklarını, arabayı babadan/ abiden habersiz aldıklarını anlatıyorlar, gelenlere ve bir taraftan da “n’olur bizi söylemeyin” diye yalvarıyorlardı.

Yaz akşamıydı, oyun bahçesi çocuk doluydu… O kadar çocuk çil yavrusu gibi bir anda dağıldı. Bahçe şimdi bomboştu.
Arabanın durduğu yerle oğlumun arasında iki üç adımlık bir mesafe vardı, çünkü tamponumuzu sıyırarak zemine saplanmıştı araba. Savrularak yönü yukarıya doğru çevrilen arabanın arka tamponu da oğluma değdi değecek mesafedeydi.

Oğlumun kurtuluşu gerçekten bir mucize gibiydi. Elim ayağım buz gibi olmuştu, nefes almayı unutmuştum sanki.

Oğlum beti benzi atmış bir yüzle eğildi, bir süre hiç konuşmadan bakıştık. Aklımızdan aynı kişi geçti!...

Teyze!..

08.11.2019 Serap IRKÖRÜCÜ


Beğen

Serap IRKÖRÜCÜ
Kayıt Tarihi:7 Aralık 2019 Cumartesi 00:10:43

BİR GARİP TEYZE YAZISI'NA YORUM YAP
"BİR GARİP TEYZE" başlıklı yazı ile ilgili
düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi diğer okuyucular ile paylaşın.


YORUMLAR
mirim
22 Aralık 2019 Pazar 17:44:36
Evet, kesinlikle teyze !
Tabir uygun düşer mi bilmem ama, hani derler ya. bir sadaka bin belayı defeder.
Çok çok geçmiş olsun.


Bu, işin güzel kısmı. Ama benim aklım hala o teyzenin evladından gördüğü muamelede. Hani ben de bazı şeylere şahit olmasam abartı diyeceğim ama maalesef bu tür örnekler çok fazla yaşanmakta.

Her şerde bir hayır vardır derler. O hayırsız evlat, sizin, o teyzenin hayır duanıza vesile oldu belkide.

İçim ezildi biliyor musunuz...

Kurgu olmadığını düşünüyorum ama her halukarda güzeldi.

Saygılar...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 22 Aralık 2019 Pazar 18:55:52
Yıllarca deneyimlenmiş, demlenmiş atasözlerinin gerçeklik vurgusunu ben de çok ciddiye alırım...

Teşekkür ederim, büyük bir kaza kıl payı atlatıldı gerçekten.

Birkaç olumsuz örnek ben de duydum ve gördüm ama bu kadarını ilk kez dinledim açıkçası. Teyzenin salya sümük ağlayan ve titreyen hali ne kadar kırıldığını anlatmaya yetiyordu. O gün azıcık onurunu onarabildiysek ne mutlu bize...

Evet, kurgu değil Ahmet Bey, yaşadığımız bir olaydı.

Beğeniniz ve değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim.

Saygılarımla...

Suat Zobu
22 Aralık 2019 Pazar 16:03:16
Çok büyük geçmiş olsun Hocam.

Allah razı olsun teyzeye yardımcı olmuşsunuz. Hani derler ya verilmiş sadakanız varmış diye. Allah hepimizi korusun.

Hocam buna benzer olaylar zaman zaman hepimizin başından geçiyor. Ama son zamanlarda öyle bir hale düştük ki kimin gerçekten ihtiyacı var kimin yok bilemiyorsunuz. Dilenciye falan para vermek gelmiyor insanın içinden. Haberlerde görüyoruz dilencinin üzerinden şu çıktı bu çıktı. Senden benden zengin..

Cuma namazlarında, bayram namazlarında hocalar habire yardım edin yardım edin diyorlar. Yapılan yardımların hangi fenerlerde buhar olduğunu da duyuyoruz. O camideki hoca da devletten maaş alıyor. Öyle avantajları var ki; kira yok, en kral lojmanda oturuyor, elektrik su bedava, ulaşım gideri yok, yok da yok. Bunları üst üste koysan 10-15 bin liraya geliyor aylığı.

Camide yardım edin dedikçe hep ayağa kalkarak şunu demeyi düşünmüşümdür "Hoca sen de maaş alıyorsun, lojman, elektrik su bedava, ulaşım giderin de yok. Allah rızası için sen hiç yardım yaptın mı..?"

Söylenecek çok şey var da..

Neyse..

Yazı çok güzel, çok anlamlıydı sağ olun Hocam..

Selam ve saygılar..


1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 22 Aralık 2019 Pazar 18:47:20
İyilik yapmak gibi bir kurgu taşımadan refleks gibi olan şeyler bunlar. Benim her zamanki hallerim kısacası...

Yakınlarım ve özellikle oğlum beni bu konuda çok uyarır ama ben içimdeki sese çok güvenirim. ( Şimdiye kadar beni hiç yanıltmadı ) Tabiri caizse yoldan çocuklu kadın ve yaşlı toplar, gidecekleri yere kadar da götürürüm. Şimdiye kadar başıma bir şey gelmedi, o nedenle kimse " Ben demedim mi?" demedi.... :)))

Babamın öğüdüdür. "İsteyen fakir değildir, gerçek fakir isteyemez." diye... Biz de bunu uygulamaya çalışıyoruz.

Samimi değerlendirmeniz ve beğeniniz için çok teşekkür ederim Suat Bey.

Saygılarımla.



muslumbayram
18 Aralık 2019 Çarşamba 11:01:10
İşte budur
DUANIN TILSIMLI GÜCÜ

Adlı yazım var, tam da bu konuyu anlatmak istemiştim
ancak Öğretmen Farkı işte budur dedirtti bana

İnsan olmak erdemi şerefine
yapılan her erdemli davranışın
mutlaka karşılığını alırsınız
işte burada olduğu gibi
Hızır YOLDAŞINIZ OLUR

nice nice tebrik ve saygımla
değerli ÖĞRETMENİM

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 18 Aralık 2019 Çarşamba 11:15:38

Estağfurullah!...

Yaşadığımızın en yalın haiıyle anlatımıydı sadece...

Size katılıyorum, 'yansıma kuramı' fiziksel deneylerle ispatlanamasa da en çok hayatta işlevini yerine getiriyor...

Hepimizin inşallah.

Samimi değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim Müslüm Bey.

Saygılarımla.



Fatma Oral
7 Aralık 2019 Cumartesi 22:02:37
Serap Hocam
Yine muhteşem döktürmüşsünüz.
Kaleminize sağlık

Sevgilerimle.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 7 Aralık 2019 Cumartesi 22:15:51

Estağfurullah!... :)

Beğenileriniz için teşekkür ederim Fatma Hanım...

Sevgilerimle...
Gülüm Çamlısoy
7 Aralık 2019 Cumartesi 20:52:07


Kutluyorum, sayın hocam.
Saygılarımla.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 7 Aralık 2019 Cumartesi 21:03:17

Çok teşekkür ederim Gülüm Hanım.

Sevgilerimle...
Bir Eflatun Ölüm
7 Aralık 2019 Cumartesi 15:42:26
Benzer bir anım var... Ne zaman bir belayı savuştursam başımdan, hep o dualar aklıma gelir, tıpkı sizin gibi.

İyiliğin, mutlaka mükafatı olduğuna inanıyorum. Belki bazen farkında bile olmuyoruz bunun.

Ehil bir kalemden “iyiliği” okumak keyifti.

Sevgilerimle...

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 7 Aralık 2019 Cumartesi 21:02:14

Yürekten inanıyorum buna. Yansıttığımız enerjniin bize dönüşüdür bu.

Ben insanlığın nüvesinde hâlâ iyiliğin üstün olduğunu, şartlara yenildikçe zaman zaman bu içsellikte yer değiştirmeler olduğunu düşünüyorum. "Beşer, şaşar" misali...

Güzel değerlendirmeniz ve övgünüz için çok teşekkür ederim. Bilmukabele...

Sevgilerimle...

bulutsuzluk özlemi
7 Aralık 2019 Cumartesi 13:16:23
Karşılıksız yapılan her iyiliğin bir mükafatı muhakkak oluyor. Ve içten edilen her dua; kazaya, belaya karşı bir zırh gibi bizleri koruyor..
Rabbim hepimizi güzel insanlarla karşılaştırsın inşallah..

Sevgiler Serap Hocam..

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 7 Aralık 2019 Cumartesi 20:53:19

Evet, katılıyorum Neslihan Hanım. O içsel akış geri dönüyor gerçekten. İyilik için de kötülük için de...

En kısa atasözlerimizden biri bunu anlatır: "Eden, bulur!..."

Güzel dileklerinize yürekten katılıyorum.

Sevgilerimle.
uğurdemircan
7 Aralık 2019 Cumartesi 01:28:12
Hayat görünenin ötesinde gerçeklerle dolu.
Gözle görülemese de his ve inanç meselesi bu.
Dua diye bir olgu var; hem ilaç hem de en güçlü silah.
Hissedene, inanana...

Tebrikler akıcı yazı için de.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 7 Aralık 2019 Cumartesi 20:49:19
Hayatta sadece mantıkla açıklayamayacığımız, kabullenmemiz gereken çok şey var. İnsan beyni bunların hepsine vakıf değil ne yazık ki.

Değerlendirmeniz ve beğeniniz için teşekkür ederim Uğur Bey.

Saygılarımla.
Bedri Tokul
7 Aralık 2019 Cumartesi 00:31:26
Sayın Hocam.
Hani iyilik yap denize at...diye başlayan bir söylem var ya.
O sözün karşılığı bu yazı.
Tabii çok güzel anlatılınca da etkisi daha da derin oluyor.
Ne anlamlı bir davranış.
Ne sade bir anlatım.
Hocam izninizle bir sorum olacak:
Neden sizin gibi davranacak insanlar azaldı toplumumuzda?

Saygılarımla Hocam.

1 cevap yazılmış Cevap Yaz


Serap IRKÖRÜCÜ 7 Aralık 2019 Cumartesi 00:39:04
İyilik karşılık beklemeden yapıldığında iyilik tabii. Her duygu gibi bu da dönüp dolaşıp çıktığı yere dönüyor gerçekten.

Bu, çok hızlı döndü, ve söz konusu oğlum olduğu için de etkisi gerçekten çok güçlü oldu.

Yorumunuzdaki güzel değerlendirmeler ve sözler için çok teşekkür ederim Bedri Bey.

Estağfurullah!... Olmaz olur mu? Dile getirmedikleri için bilmiyoruzdur diye düşünüyorum.

Saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Edebiyatdefteri.com'u kullanarak Çerez Politikamızı kabul etmiş sayılırsınız.